Herkes kendisinin efendisi olmuş!
"1950'lerde Konya'nın Efendileri" başlıklı sohbet programında konuşan Prof. Koçkuzu "Artık herkes kendisinin efendisi olmuş. İlmiye sınıfının tekrar itibar kazanması pek mümkün görünmüyor" dedi.
Murat GÜZEL
Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi'nde düzenlenen mutad Cumartesi sohbetlerinin bu haftaki konuğu emekli öğretim üyesi ve gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu'ydu. Koçkuzu "1950'lerde Konya'nın Efendileri" olarak belirlenen sohbet konusunu çeşitli örnekler ve usul bilgileriyle işledi.
Bir çok alanda bir çok efendi olabileceğini söyleyen Koçkuzu, ilim erbabının şehirlerin toplumsal hayatında "efendi" konumunu doldurduklarını kaydetti. 1850'lerden Cumhuriyet'in kuruluşuna dek Konya'nın manevi havasını anlatan Koçkuzu yaşadığımız hayatların farklı kalemlerce farklı anlatılışlarının kendisini bu konuya ilgisini artırdığını belirtti. 1850'lerde şimdiki Merkez Bankası binasının yerinde bulunan Ebubekir Sami Paşa Medresesi'nin Konya'nın ilim hayatındaki önemine değinen Ali Osman Koçkuzu bu medresenin müderrislerinin Bozkır kökenli olduğunu, dedelerinin Seydişehir Çavuş'ta medfun olduğunu belirterek medrese konularının "muhataralı" konulardan olduğunun altını çizdi. Bu kurumların bugünkü toplumda yanlış anlaşıldığını, esasen bunların bugünün üniversiteleriyle eşdeğerde eğitim kurumları olduğunun bilinmesi gerektiğini söyleyen Koçkuzu bu kurumların hemen her alanda eğitim verdiğini belirtti.
Osmanlı'da eğitim veren 456 medresenin 1924'te çeşitli bahanelerle kapatılıp kötülendiğini ileri süren Koçkuzu, Konya'daki medreselerin de sebepsiz yere, seferberlik gailesiyle ortadan kaldırıldığını, bu medreselere devam eden öğrencilerin "tüfenkbedest" olarak Filistin cephesinde askere alındığını kaydetti. Bu medresenin mensuplarının sosyal hayatın farklı tezahürlerinde farklı sebeplerle suçlandığını ve yurt dışına gönderildiğini iddia eden Koçkuzu Bozkır, Ilgın ve Çiğil'deki halkın devlete isyan etmediğini bildirdi.
Osmanlı toplumunda da iktidar sahiplerinin medreselere pek iyi bakmadığını, meşihatın bu kurumlarla ilgilenmediğini iddia ederek, savaştan sonra pek az öğrencinin "Asitane irfanına" geri dönebildiğini kaydeden Koçkuzu "Konya'nın efendileri değiştirilmek istendi ve değiştirildi. Eğitim tarihimiz sosyal tarihin içindedir. Eğitimciler her şeyi halkla birlikte yaşamıştır; ama bu konuda bizim bilgi sahibi olmamız çeşitli sebeplerle engellenmektedir. Bu konular hala konuşulamamaktadır. Sözgelimi başörtüsü yasağı İttihatçılığın devamıdır. Fakat son zamanlarda bu konuda farklı gelişmeler olmakta ve artık Türkmen meşayih ön plana çıkarılmaya çalışılıyor" dedi.
Devletin medreselere karşı menfi tutumunun asıl sebebinin İlmiye sınıfının millet üzerindeki manevi hakimiyetini yok etmek olduğunu söyleyen Koçkuzu, konuşmasını "Artık herkes kendisinin efendisi olmuş. İlmiye sınıfının tekrar itibar kazanması pek mümkün görünmüyor" diyerek bitirdi.