HALK: YETER ARTIK

HALK: YETER ARTIK

Görüşlerini aldığımız pek çok vatandaş, "Başbakanlık yapmış birisinin Cumhurbaşkanlığı yapmasının sakıncalı görülmesinin halkı çileden çıkarttığını belirtirken, oluru ya da olmazı belirleme yetkisini size kim veriyor?" diye soruyor.

Seçim sonucu çabuk unutuldu,


dayatma kaldığı yerden devam


Erdoğan: Cumhurbaşkanı adayımız kardeşim Gül


Baykal: Cumhurbaşkanını bu meclis seçmemeli


Mumcu: Cumhurbaşkanını halk seçmeli


Ağar: Cumhurbaşkanı uzlaşmayla seçilmeli


Kanadoğlu: Meclis’te 367 kişi olmalı


Baykal: 367 olmazsa ülkede kaos çıkar!


Anayasa Mahkemesi: 367 şart, gerekçesi sonra!


Hükümet: 22 Temmuz’da seçime gidiyoruz.


23 Temmuz’da Sandık: Yüzde 46,6


Bahçeli: Meclis’e gireriz,


Genelkurmay: Görüşümüz değişmedi.


Kanadoğlu: Gül olursa yargılanır!


CHP: Gül olmamalı, karışmayız!


 


Cumhurbaşkanlığı seçimi için '367 şartını' ortaya atan ve ülkenin gerilimli günler yaşamasında baş rol oynayan Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ANKA haber ajansının sorusu üzerine 25 Nisan 2007 tarihinde yayınlanan "Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu" makalesinde "Anayasada herhangi bir düzenleme olmadığı için Cumhurbaşkanı hakkında, sade bir vatandaş ya da dokunulmazlığı kaldırılmış milletvekili gibi işlem yapılması gerekir" görüşünü dile getirdiğini belirtti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması halinde ‘sahtecilik’ suçlaması dolayısıyla yargılanabileceğini iddia eden Kanadoğlu’nun bu görüşleri kamuoyundan büyük tepki topladı. Birçok siyasal gözlemci 22 Temmuz’da 16 milyon seçmenin oy verdiği AK Parti’nin seçim zaferinin sebebini Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin 367 dayatmasına bağlarken elitist bürokratik çevrelerin hâlâ birtakım subjektif hukuk yorumlarından medet umması da garipsendi. Seçimin üzerinden bir hafta geçmişken ve MHP lideri Bahçeli’nin ezberleri bozan Meclis’e gireriz açıklamasının ardından ‘nerede kalmıştık’ der gibi kaldığı yerden devam eden tartışmalar vatandaşlara “Yeter artık!” dedirtmeye başladı. Görüşlerini aldığımız pek çok vatandaş, Başbakanlık yapmış birisinin Cumhurbaşkanlığı yapmasının sakıncalı görülmesinin halkı çileden çıkarttığını belirtirken, oluru ya da olmazı belirleme yetkisini size kim veriyor diye soruyor.


“UZLAŞMA MI, DAYATMA MI?”


Peki, emekliliğinin tadını çıkarması gereken Sabih Kanadoğlu bu yazıyı niye yazdı? Ülkede seçim öncesi yaşanan gerilimli kriz havası halkın oylarıyla dinmiş ve siyasal ortam sakinleşmişken, Kanadoğlu bu görüşleri dile getirerek neyi amaçlıyor?


Kanadoğlu, CHP’nin seçim öncesi vurgu yaptığı ‘Meclis dışından Cumhurbaşkanı seçilsin’, ‘uzlaşmayla Cumhurbaşkanı seçilsin’ şeklindeki görüşlerde gizliden işaret edilen Cumhurbaşkanı adayının kendisi olduğunu düşünüyordu. Fakat CHP seçimlerde büyük bir yenilgi yaşayınca, Kanadoğlu’nun bu beklentisinin gerçekleşme ihtimali de suya düştü. MHP’nin ve DTP’li bağımsızların TBMM’ye girerek 367 dayatmasının sistemi tıkamasına izin vermeyecekleri beyanları da millet iradesinin önüne taş koymaya çalışanların heveslerini kursaklarında bıraktı. Yine sözde hukuki, özde ise millet iradesine aykırı bazı ayak oyunlarıyla Abdullah Gül’ün adaylığını engellemeye çalışıyorlar. 22 Temmuz seçimlerinde önemli bir demokrasi sınavı veren halkın oylarıyla seçilmiş bir meclisin seçeceği Cumhurbaşkanı’nı yargılamayı bile düşünen bu zihniyetin ülkenin istikrarını kaybetmesinden nemalandığı açık.


İkide bir ‘uzlaşma’ diyenlerin yaşadıkları seçim yenilgisinden sonra bile hâlâ hukuk ve anayasa metinlerinin açık hükümlerini zorlayan yorumlara kendilerini mecbur hissetmeleri dayatma değil de nedir? Öte yandan AK Parti’nin ‘sivil anayasa’ yapmasına muhakkak gözüyle bakan siyasi çevreler, Kanadoğlu gibi emekli savcıların hukukun özünü zedeleyen yorumlarının da yeni anayasayla birlikte sona ereceğinden hiç kuşku duymuyor.


“BU SEÇİMİ NİYE YAPTIK?”


CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen de TBMM’ye kaydını yaptırırken basın mensuplarının sorularını cevaplamış, “Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç ve Abdullah Gül'ün dayatması devam edecekse, biz bu seçimi niye yaptık?” diye sormuş. Seçimlerin CHP’nin dayatmaları sonucu yapıldığı, halkın da bu dayatmalara sandıkta cevap verdiğini unutan Sevigen’in Türkiye’de yaşayan her iki kişiden birinin onay verdiği AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayı olacak Abdullah Gül’ü engellemek için “Ortamı germemek lazım” tezine sarılması ise Kanadoğlu’yla CHP’nin tezleri arasındaki yakınlaşmanın bir işareti.