Halk Şiirinin en güzel aşk şiirleri
Geçmişi andığım yazılarımda söz ederim sık sık, bütün yoksunluklara rağmen çok şanslı bir çocukluk dönemi yaşadım. Zeki Oğuz yazdı.
1
Zeki Oğuz
Geçmişi andığım yazılarımda söz ederim sık sık, bütün yoksunluklara rağmen çok şanslı bir çocukluk dönemi yaşadım.
Masalcı nineler, dedeler, onlardan dinlediğim olağanüstü masallar, İvriz mezunu idealist bir öğretmenimin olması, bana okumayı sevdirmesi, Sille’deki o çocuk kitaplığı hep bir şanstı benim için.
Bir başka şansımda dedemin varlığıydı. Köyde birçok ilklere imza atmıştı. Ekin makinesı, mibzer, radyo vb. Batarya ile çalışan kocaman bir radyomuz vardı. Bu radyo nedeniyle gece yarılarına kadar uykusuz kalırdık. Yatsı namazından çıkan mahallenin yaşlıları soluğu bizim evde alırlardı haber dinlemek için. Bir yandan haber dinler bir yandan köyün sorunlarını tartışırlardı ama bir vakitten sonra hepsi dapıklamaya başlarlardı.
Yaylalarda, ekin tarlalarında türküler dinlerdik. Sesi çok güzel olanları ekin tarlasında enlerin başına geçirtir hem söyler hem ekin işlerlerdi. Yaşlı bir köylümüz sık sık söylediği iki türkünün bizim köylüler için yakıldığını anlatırdı.
Biri Kakilli Memede yakılan türküydü. Yıllar sonra Tahir Sakman’ın babası Mazhar Sakman’ın türkülerini derlediği kitapta okuyacaktım bu türküyü.
“Kahvenin önünden geçmez olaydım
Ecel şerbetini içmez olaydım
Memed’i kendime seçmez olaydım
Memed’im Memed’im Kakilli Memed’im
Berberler içinde sevdalı Memed’im
Öteki türkü “mezar arasında harman olur mu”diye başlayan bir ağıttı… Şunu fark ettim o çocukluk yıllarında, köyün kadınları genç yaşta ölenler, bir belaya kurban gidenler için hep ağıt yakıyorlardı.
Radyonun bana öğrettiği bir başka şey ise dinlediğim güzelim yurt türkülerimizde. Her yörenin türküsünde bir ayrı güzellik vardı.
Kimi türkülerin anonim, kimi türkülerin ise sahiplerinin olduğunu o yıllarda öğrendim. Yaylalara, ekin tarlalarına, harman yerlerine çerçiler geldiği gibi Cuma günleri köy camisinin önüne de çerçi gelirdi ama onun yükü farklı olurdu. Çerçi sabah erkenden gelir kitapları caminin uygun bir yerine sererdi. Seyretmeye doyamazdım bu sergiyi. Neler yoktu ki o sergide. Hz.Ali’nin cenkleri, Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber, Karacaoğlan vb.Çoğu türkülere geçmiş şiirlerle doluydu bu kitaplar. Sanırım şiirin tadına da o kitaplar sayesinde vardım.
1960 lı yıllarda şehrimizde yapılan şenliklere çok güçlü âşıklar gelirdi. Onların bir kısmını tanıdım, çok yoksul insanlardı.l969 yılında Aşık Ferahi ile İstanbul Kasımpaşa’da bir kahvede karşılaştık, saatlerce çalıp söyledi sonra şapkasını kızına verdi dinleyenlerden para toplaması için.O belki alışmıştı böylesi bir yaşama ama bir yıl öncesi gibi bir zamanda dinlediğim bu insanın bu hali benim zoruma gitmişti.
Yıllar sonra elime geçen A.Kemal Akça’nın “Sille Halk Şairleri” adlı 1940 yılında yayınlanan kitabında bahsi geçen bütün şairler yoksul ve gurbetçi. Çoğunun ömrü testi, tuğla ocaklarında geçmiş.19.yy.da yaşayan Sururi döneminin en ünlü halk ozanlarından biriymiş. İstanbul’a gitmiş, sarayda iyi bir mevki edinmiş ama kendisini çekemeyen başka ozanlar tarafından zehirlenmiş.
“Sururidir durmaz gözlerim yaşı
Akar deryalanır dalgadan sakın.”
Diyen Sururi’nin çok güzel aşk şiirleri vardır.
“Hüsnüne mağrur olma ey yüzü mahım
Niceler bu tarzı revişten geçti
Sana kar etmedi feryadı ahım
Tiğı ahım gühi keşişten geçti
x
Seni bi mürüvvet seni bi vefa
Kim kime eyledi ettiğin bana
Şimdi yar olmak dilersin ama
Niyetim sevdiğim iş işten geçti
X
Benden sana izin ey çeşmi afet
Kimlerle eylersen eyle muhabbet
Şimden sonra sen sağ bende selamet
Sururi bu alışverişten geçti.”
Başta Karacaoğlan olmak üzere halk ozanlarının şiirlerinde cinsel temalar çokca vardır. Ozanlarımız bu temaları kullanmaktan hiç gocunmamışlardır. Sille’nin yetiştirdiği ünlü ozanlardan biri olan Nigari de bir şiirinde kullanmıştır böylesi temaları.
Onu dinleyelim:
“Sevdikten sonra bir güzel sevmeli
Kıymeti âlemde cevher olmalı
Cemalına bakıp daim gülmeli
Bir melek simalı dilber olmalı
X
Eğer seven isen güzel cenanı
Çevresinde yanağın olsun nişanı
Susayıp ağzına alıp gerdanı
Emdikçe dilleri şeker olmalı
X
Bir adam bir güzel yâre çatınca
Muhabbet zevkine canı katınca
Sarılıp sarmaşıp mihman yatınca
Kolu yastık, saçı minder olmalı.
Bu kez gezginliğimiz halk ozanlarının dünyasına doğru olacak. Umarım siz de keyif alırsınız bu gezginlikten, benim en büyük keyfim onların dizeleri arasında dolanıp durmak.