Güçlü: Demokratikleşme hız kesmeyecek

Güçlü: Demokratikleşme hız kesmeyecek

Meclis’teki görüşmelerden sonra açılım yeni bir sürece girecek. Demokratik Açılım Grubu’ndaki isimlerden Sami Güçlü, “Öcalan muhatabımız değil. Tahrikler, demokratikleşmenin önünü kesemez.” diyor.

PKK’lı bir grubun silahları bırakarak güvenlik güçlerine teslim olması ile açılım süreci tarihî bir viraj aldı. Mahmur ve Kandil’den gelen 30’u PKK’lı, 4’ü çocuk 34 kişi, sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı. Silahların susacağı yeni bir dönem başladı. Ancak mitinge dönüştürülen karşılama görüntüleri ülkede gerilimi artırdı. Avrupa’dan ikinci grubun gelişi ertelendi. Peki, bundan sonra ne olacak?

Hükûmet konuyu bu hafta Meclis gündemine taşıyarak açılıma yeni bir ivme kazandıracak. Süreçte MİT önemli bir rol oynuyor. Dışarıda ve içeride adımlar atılmaya devam edilecek. Konunun tarafı komşu ülke yetkilileri ile görüşülüyor. Silahları bırakan PKK militanları dağdan indirilecek. PKK kampları tasfiye edilecek. Suça bulaşmamış militanlarla ilgili aidiyetine göre Türkiye, Suriye, Irak ve İran eş zamanlı adımlar atacak. Pişman olanlar TCK 221. maddede belirtilen aftan yararlanacak. Örgüt üst düzey kadrosunun başka ülkelere gönderilmesi sağlanacak. İçerde ise öncelikle yasal ve anayasal düzenleme gerektirmeyen uygulamalar devreye sokulacak. TRT, RTÜK ve YÖK’ün adımlarını diğer kurumlar izleyecek. Orta ve uzun vadede de demokrasinin çıtası yükseltilmeye çalışılacak.

Konu zor, üzerinde çok çalışılması gerekiyor. Bir de süreci engellemeye dönük provokasyonlar var. Batıda özellikle şehit aileleri üzerinden bir tepki seli meydana getirilmeye çalışılıyor. Sokağın tepkisi süreci olumsuz etkileyebilir. AK Parti, başta muhalefet partileri, iç kamuoyunun desteğini alabilmek için ne yapacak? Meclis’te konu görüşüldükten sonra muhalefetin yaklaşımı değişebilir mi? Açılım Çalışma Grubu’ndan Prof. Dr. Sami Güçlü, Aksiyon’a “CHP ve MHP ile ilişkilerde bir süre sonra normalleşme bekliyoruz. Hükûmet; yönetmelik ve tüzük değişiklikleri yapacak. Anayasa ve kanunların değiştirilmesi içinse Meclis’te belli mutabakatların sağlanması lazım. Kamuoyunun baskısı altındaki CHP bazı konularda sürece katkıda bulunabilir.” diyor. Güçlü, MHP’nin de kongreden sonra yumuşayacağını dile getiriyor: “MHP’nin tepkisi tabiidir fakat Türk milliyetçileri bu soruna bigâne kalamaz, kongreden sonra kendi içlerinde bir denge kuracaklardır, yumuşayacaklardır. Karşı çıkarak olmaz. Türk milliyetçileri Türkiye’nin radikal sorunlarına çözümler de önerecek cesarette olmalı.”

Prof. Dr. Güçlü, bir süre önce Konya’da sanayiciler, basın mensupları, 170 kadar sivil toplum kuruluşu temsilcisi, MHP’de siyaset yapmayan milliyetçiler, üniversite hocaları, ilahiyatçılar ve kanaat önderleri ile toplantılar yaptı. Ankara’daki çalışmaları anlattı, toplumun nabzını tuttu. Konya örneğini parti çalışma grubunda anlatınca karar alındı. Meclis’te açılım gündeme geldikten sonra bakan ve milletvekilleri 81 ile dağılarak açılımı halka doğrudan anlatacak. AK Parti’nin Demokratik Açılım Grubu’ndaki isimlerden eski Tarım Bakanı Sami Güçlü, açılımla ilgili tepkiler ve hükûmetin bundan sonraki demokratikleşme adımları ile ilgili sorularımızı cevapladı.

-Batıdaki vatandaşlar neden tepkili?

Vatandaşlarımız şunu söylüyor; sorunun bu iktidar döneminde çözülme şansı vardır. Ancak üç ana konuda hassas olun. 1) Federasyon, özerklik konuşulmamalı. 2) Resmî dil, eğitim dili Türkçedir. Tartışılamaz. 3) Apo muhatap kabul edilemez. ‘Bunlar olmadığı takdirde biz bütün gücümüzle destek oluruz’ diyorlar. Bu konuların dışında çözüme destek veriliyor. Bunlarla ilgili kesinlikle bir çalışma da yok zaten.

-Halkın hassasiyetlerini paylaşıyor musunuz?

Türkiye’nin bölünmesi hepimizin kaygısıdır. Türk milleti, Türkiye’nin bölünmesine sebep olacak tutum ve davranışı benimsemez. AK Parti için de bunu düşünmek imkânsız. Buna hiçbir zaman vesile olmayız. İnanmadığımız bir konuyu savunmayız.

-Muhalefetin tutumu bölünme kaygısını artırır mı?

DTP ve MHP’nin söylemleri batıda yaşayan vatandaşların bir bölümünün kaygılarını artırıyor. Ancak hükûmet eli ile yürütülen devlet politikasına halkın desteği sürüyor. Biz Kürtlerle iş hayatında, toplum hayatında, komşuluk ilişkisinde beraberiz. Zor ve sevinçli günlerde birlikteyiz. İnsanlar kendi toplumsal anlayışları içinde ilişkilerini geliştiriyor. Türkler ve Kürtler yeni evlilikler yapıyor ve bu bile tek başına Türkiye’nin bölünmezliğini gösteriyor.

-Tepki gösterenleri nasıl ikna edeceksiniz?

Bu hâl devam ederse ayrışma da devam eder. Şimdi bu sorunu çözmek, Türkiye’nin bölünmesini önlemektir. Olayın gelişmesi toplum kesimleri arasındaki ayrışmayı çok kuvvetli hâle getirir. Terörün etkisini yok eder veya ortadan kaldırırsak, toplum kesimleri arasındaki iletişimi kurarsak Türkiye’yi bütünleştirir, ülkenin önünü açarız. PKK ve PKK ile mücadele ettiği için güvenlik güçlerinden kaynaklanan baskıyı ortadan kaldırdığımızda bölgeyi de normalleştirmiş oluruz.

-Kürtçe, okullarda okutulacak mı?

Kürtçe öğretilmesi konusunda kamuoyumuzda endişe yok. Seçmeli ders olarak ihtiyaç olan yerlerde talep edilebilir. Öğretmenlik şartlarını haiz olanlar istihdam edilir. Toplumda insanların kendi ana dillerini öğrenmeleri konusundaki düzenlemelere karşı bir rahatsızlık bulunmuyor. Kürtçe TV yayınları, gazete vs. olabilir. Üniversitelerde, araştırma enstitülerinde akademik çalışma yapılır, öğretim elemanları yetiştirilir, öğretmen yetiştirmeye yönelik bölümler açılır. Bunlar YÖK’ün tasarrufunda.

-Hükûmet sorunu çözmeye yaklaştı mı?

Öncelikle içeride devlet kurumları arasında uyum var. Kurumlar arasındaki sorunlar bir ölçüde aşılıyor, iletişim, güven oranı yükseliyor. Dış konjonktür de sorunu çözme fırsatı veriyor. Yani PKK’nın bitirilmesinde iki yönlü olumlu gelişme yaşanıyor. Kendi içinde bürokrasi ve siyaset, iki merkez birlikte, diyalog içinde hareket ediyor. İkinci şart bununla doğrudan ve dolaylı yönden ilgili ülkelerin tavrı. ABD, Suriye, Irak, Kuzey Irak Yönetimi, Almanya ve Fransa sorunun bitmesini istiyor. Türkiye dış dünyadaki konularda büyük bir avantaj yakalıyor. Irak’la ilişkileri destek buluyor. ABD sorunun çözümüne katkıda bulunuyor. Avrupa, PKK ile ilişkilerini sınırladı. Daha da önemlisi bir enerji koridoru hâline gelen bu hatta kendi enerji güvenliği açısından terör ve benzeri bir şeyin yaşanmasını doğru bulmuyor, bunlar tarihî fırsatlar.

Komşuların desteği lazım

Sami Güçlü’ye göre, ülkeyi sorunun çözümü konusunda yoğun günler bekliyor: “Zor bir konu, çok çalışılması gerekiyor. Örgüt üyeleri içinde Suriye, Irak ve İran menşeli olanlar var. Sadece Türkiye’nin çıkaracağı düzenlemelerle sorun tam çözülmüyor; ama Türkiye’nin bölgedeki yükselişinden dolayı Suriye, Irak ve İran’la iş birliği yapması kolay gözüküyor. Kandil’de 3-5 bin kişiden bahsediliyor. Suç işlemiş ve yargılamak durumunda olduklarımızın başka ülkelere gitmelerini, suça bulaşmamış olanların da silah bırakarak Türkiye’ye gelmelerini sağlamak lazım. Ayrıca başka ülkeler de suça bulaşmamış olanlara imkân sağlamalı.”

Kaynak: Aksiyon