Gözaltılara AKDER'den tepki
Antalya'da 11 çocuk 7'si kadın olmak üzere 20 den fazla kişiyi gözaltına alındı.
3 Kasım 2007 tarihinde Antalya Başörtüsü Platformu’nun ayda bir gerçekleştirdiği başörtüsü yasağının protesto edildiği basın açıklamasında polisin, 11 çocuk 7 si kadın olmak üzere 20 den fazla kişiyi gözaltına almasına ilişkin Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği(AKDER) bir basın açıklaması yaptı. İşte basın açıklamasından notlar...
Normalde ayda bir gerçekleşen ve basın açıklamasının yapılmasının akabinde kalabalığın dağıldığı bu eylemde, "yaygın medya" çocukların kullanılması nedeniyle, özel yazılar yazdığı için olsa gerek polis bu defa hiçbir taşkınlığın gerçekleşmediği bu eylemde 27 kişiyi göz altına aldı. Cumhuriyet mitinglerinde çocuklara pankartlar taşıtılırken dede ve torunun aynı eylemde olması övülürken, son terör eylemlerinde küçük çocuklara asker elbiseleri ile dolaştırılırken bu durum çocuk istismarı olmuyor ancak konu bu gün annesinin ve ablasının yarın kendisinin başına gelecek bir yasağı protesto etmek olduğunda “bu hiçbir şeyden habersiz masum çocuklar” kötüye kullanılmış oluyor. Ana gerekçe, bu çocukların “beyinleri yıkanıyor”, imkân olsa çocuklar dindar ailelerinin elinde alınıp SHÇEK'de büyütülecek, bu nedenle dört yaşındaki çocuğunuza İngilizceye alışsın diye yabancı bir yuvaya gönderebiliyorsunuz ancak Kuran-ı Kerim öğretmeniz için 12 yaşını doldurmasını beklemeniz gerekiyor. Hayır, benim anlamadığım husus biz insanların neden fanusta yaşadıklarını ve dış her türlü etkiye kapalı olduklarını bu nedenle ailelerinin onlar üzerinde çok ciddi bir etkileme gücüne sahip olduğunu düşünüyor ve onları ailelerinden dahi koruma ihtiyacı hissediyoruz, Türkiye'de gerçekte bu beyin yıkması hangi yönde. Sonuçta benim yeğenlerim masal kahramanlarının değil gerçek kişilerin sihir yaptığı, 7–8 yaşındaki çocuklarının erkek arkadaşlarının olduğu dizileri izliyor, bu çocuklar 7-15 yaş arası devlet okulunda okuyor ve eğitimin her aşamasında devlet tarafından denetlenen bir sistemde eğitim görüyorlar, bu noktada bu çocuklar büyüyüp başlarını örttüklerinden “vah vah bu çocuğu zamanında ailesi böyle yetiştirdi, ataerkil aile baskısı yüzünden böyle, şimdi de alışkanlıklarının tesiri ile açılamıyor” demek gerçekten mantıklı mı? Sonuçta hangi devirde ve hangi yüzyılda yaşıyoruz, beğenirsiniz beğenmezsiniz ama gerçek şu ki: "Büyüyen eve bence ölene kadar her türlü etkiye açıksınızdır." Hangisi size daha uygun geliyorsa onu uygularsınız. Türkiye'de aldığınız eğitim aileniz ne kadar dindar olursa olsun batı kültürüdür, ben kendimi örnek vereyim: "Çok kısa bir süre kaldığım Amerika'da hiç kendimi yabancı gibi hissetmedim, senelerdir o kadar çok film seyretmiş ve kültürüne aşina olmuşuz ki size çok farklı bir dünya gibi gelmiyor. Mısır'da Fas'ta kendimi daha çok turist gibi hissetmiştim. Bu nedenle ailenin çocuğu mitinge getirmesini yasaklayarak çocukları gözaltına alıp ailelerinin bir daha çocuklarını mitinge getirmesini engelleyerek çocukları koruyacağımızı zannediyorsak sadece“saf”ız.
ANTALYA BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU’NA POLİS MÜDAHALESİNİ KINIYORUZ
Türkiye’de yıllardır hukuki mesnetten yoksun olarak uygulanmakta olan başörtüsü yasağı toplumun her görüşten kesimlerinin yasağa tepki göstermesine rağmen büyük bir insan hakkı ihlali olarak sürdürülmektedir. Avrupa Birliği sürecinde ciddi adımlar atmaya çalışan ve temel hak ve özgürlükler konusunda çok büyük problemler yaşayan Türkiye’de başörtüsü yasağı hala kanayan bir yaradır. Bu yasağın muhatabı olan insanların mağduriyetlerini dile getirmeleri en doğal haklarıdır. Antalya’da meydan gelen olayda demokratik tepkilerini dile getiren insanlara müdahale edilerek gözaltına alınmaları her şeyden önce insan hakları konusunda sorgulanması gereken bir durumdur. Kadın ve çocuklardan oluşan bu topluluğa yapılan polis müdahalesi ise bir hukuk devletinde kabul edilebili rbir durum değildir. Meydana gelen olaydan dolayı üzüntümüzü ifade ediyor, demokratik bir toplumda en doğal taleplerin bu şekilde susturulmaya çalışmalarını ise kaygı verici bulduğumuzu belirtiyoruz. Bu ülkede kadınlar her tür güç müdahalesinin nesneleri olmaktan çıkarılmalı ve önce insan olarak ne istediklerine kulak verilmelidir.
Rafiye Kızılhan / AKDER Başkanı