Görmeli'de bağbozumu

Görmeli'de bağbozumu

Her yıl bağbozumu zamanı gelince Eşenlere’e gider, hem bağbozumunu izler hemde kışlık pekmezimi getirirdim...

Zeki Oğuz

Her yıl bağbozumu zamanı gelince Eşenlere’e gider, hem bağbozumunu izler hemde kışlık pekmezimi getirirdim. Bu kere arkadaşım Ülkü Demircanlı Ermenek Görmeli köyüne çağırdı. Bağları bozuyoruz çık gel, diye. Görmeli’den birkaç kere geçmiştim ama kalmamıştım. Son geçişim geçtiğimiz yıl mayıs ayı ortalarıydı. Mersin Bozyazı’da kışlayan ve Taşkent yaylalarına doğru yola düşen Kuş Ali’nin obası Torosların güney yüzünde Darısekisi mevkiinde mola vermişti. O mola noktasında obaya ulaşmış ertesi günü uzun bir yolculuktan sonra şimdi Ermenek barajının suları altında kalan Alaköprü (Görmeli köprüsü) nün yakınlarına ulaşmıştık. O yolculuk sırasında sürü köyün bahçelerine, ağaçlarına zarar vermesin, diye fırtına gibi geçmiştik köyün çevresinden.

Cuma sabahı eski garajdan bindim Ermenek otobüsüne. Eğitse deresinden sonra yol yapım çalışmaları varmış o yüzden Bolat-Yalınçevre yolundan Hadim’e ulaşmamız gerekiyordu.İşin garibi yol üzerinde hiçbir uyarıcı tabela yoktu yol çalışmasıyla ilgili.Bir saati aşkın bir gecikmeyle ulaşabildik Ermenek’e. Cuma günü ilçenin pazarı olduğu için hayli kalabalıktı garajın çevresi de. Yolda tanıştığımız Mustafa Uysal da kardeşiyle birlikte Görmeli’ye bağbozumuna gidiyorlardı. Köye kadar birlikte gittik artık. Çayır mevkiinde Ülkü’nün abisi Bekir Demircanlı beni bekliyordu. Ayaküstü tanıştık, parkta birer yorgunluk çayı içtikten sonra eve ulaştık. Yoğun bir çalışma vardı evin önünde. Kadınlar çoktan pekmez kaynatmaya başlamışlardı. Kimi ocağın altına odun sürüyor, kimi ellerindeki kevgirlerle kaynayan pekmezi karıştırıyorlardı. Yol yorgunluğumu çoktan unutmuştum. Hemen makinamı çıkardım çantadan.

Görmeli Ermenek’in güneyinde 20 km uzakta çok eski, müthiş doğal güzelliklere sahip dört mahalleden oluşan bir köy. Gülnar-Aydıncık yolu da buradan geçiyor. Ülkü’nün amcası Alirıza Demircanlı yaşlı olmasına rağmen kıpır kıpır, durmadan çalışıyor. Onun anlatımına göre köye ilk yerleşenler Moğol kökenliymişler. Maraştan Muğla’ya kadar olan çizgide bazı yerleşim yerlerinde aynı soyun izleri belli oluyormuş. Kullandıkları sözcüklerden dokudukları kilimlerin, halıların motiflerine kadar birçok şey birbirine benziyormuş.

Alirıza amca yıllar önce muhtarlıkda yapmış. Canlı bir tarih. Otuz yıl öncesi çok daha varlıklıymış Görmeli. Tarım ve hayvancılık yoğunmuş ama günümüzde çok gerilemiş. O yıllarda üç yüze yakın süt sığırı varmış bugünse ancak sekiz on tane kalmış. Yetmişli yıllarda bir halıcılık kursu açılmış otuza yakın evde halı dokunmaya başlanmış ama tüccarlar halıcı kızların ücretlerini doğru dürüst vermeyince halıcılık ortadan kalkmış. Geceyarısına kadar sürdü pekmez kaynatma işi. Evin önüne üzümü çiğnemek için bir şırahana yapılmış. Burada çiğnenen üzümün şırası büyük kazanlara alınarak bir ocağın üzerine konuyor. Kazanda biraz ılıyan şıranın içine ak toprak konuyor. Pekmezin daha iyi olması için ak toprak şart. Kazanda biraz dinlenen şıra fırının üzerindeki büyük leğene dökülüyor. Şıra leğende kaynamaya başladıktan sonra taşmaması için kevgirlerle sürekli karıştırmak gerekiyor. Kaynayan şıranın pekmez haline gelip gelmediğini anlamak için bakır bir tabağa alınıyor. Pekmez tabakta iz bırakıyorsa olmuş demektir. Pekmez kaynatma hayli zorlu bir iş bu yüzden yakın akrabalar ve komşular birbirlerine yardım ediyorlar.

İkinci gün torosları aşıp Darısekisi mevkiinde yayla alan Bayram Yüksel’in obasına gittik. Bayram yüksek kayaların altındaki mağaralara yerleşmiş. Aslında Görmeli’ye yakın Yalındal köyünden ama yaz-kış bu kayaların altında kalıyormuş.

Görmeli’de üzümle birlikte her türlü meyvayı bulmak mümkün. Ermenek barajı çevrenin doğasını olduğu gibi havasını da değiştirmiş. Bizim alıştığımız bağ gibi değil buradaki bağlar. Asma halinde ağaç dallarına sünmüş çıbıklar. Bu yüzden epeyce zahmetli üzüm toplama işi. Eski bildiğimiz köfünlerin, sepetlerin yerini de plastik kasalar almış. Üç gün kaldığım Görmeli’de gördüğüm en güzel yerlerden biri Ilısu şelalesi oldu. 70-80 metre yukardan dimdik kayalardan dökülen su kayalara çarparak yağmur oluşturuyor. Şelale yaklaşık 10 km köye. Şelalenin dibine kadar ulaşıyor yol. Ermenek barajını yapan şirket Ilısu ırmağını da baraja katmak istemiş ama çevre halkı bu doğal güzelliğe sahip çıkarak şirketi caydırmışlar bu kararından.

Cumartesi akşamı Çayır mevkiindeki parkta düğün vardı. Düğüne gelenlerin kılık kıyafetleri ile o güzel eğlenceleriyle şehirde bile görmemiştim öyle güzel bir düğünü. Özel yemekleri var Görmeli’nin. Topalak, batırık, bandırma, arabaşı vb. Bandırma pekmez ve cevizle yapılıyor. Nişasta unu ile karıştırılan pekmez paluze haline gelinceye kadar kaynatılıyor. İpe dizilen cevizler paluzeye daldırılıyor ve gölge bir yerde kurumaya bırakılıyor.

Başta Görmeli olmak üzere Ermenek ve çevresi doğası ile tarihi ile yurdumuzun saklı cennetlerinden biri. Ilısu, Yerköprü şelaleleri, Zeyve pazarı, Tekeçatı yaylası ve daha sayamadığım binbir güzellik sizleri bekliyor…