Gonya'yı barmağında döndüren adam

Gonya'yı barmağında döndüren adam

Sille Salı Sohbetlerinde konuşan Yrd. Doç. Dr Caner Arabacı'ya göre "Gonya'yı barmağında döndüren adam" bakın kimmiş.

Konya Aydınlar Ocağı’nın geleneksel “saat sekiz, Salı, Sille Sohbetleri”nin bu haftaki konuğu Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve gazetemiz yazarı Yrd. Doç. Dr. Caner Arabacı oldu.

 

Arabacı, çalkantılı bir dönemde siyasi arenada faaliyet göstermiş, hakkında birbirinden farklı ithamların olduğu, Hürriyet ve İtilaf Partisinin Konya Mebusu Müderris Zeynel Abidin Efendi’nin hayatı ve siyasi faaliyetleri hakkında önemli bilgiler verdi. Selçuklu Belediyesi Sille Kültür Evinde yapılan sohbet toplantısına Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu, Prof. Dr. Mikail Bayram, Zeynel Abidin Efendi’nin torunları, gazeteciler, yazarlar başta olmak üzere geniş bir dinleyici topluluğu katıldı.İlahiyatçı Muammer Koştaş’ın tefsir sohbetiyle başlayan programda Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Caner Arabacı, Zeynel Abidin Efendi’yi anlamanın bir nevi dönemini anlamak olacağını söyledi. Arabacı, Zeynel Abidin Efendi’nin 1911 ve 1912 yıllarında çeşitli gazetelerde yazılar yazdığını, kitaplar kaleme aldığını söyleyerek elimize henüz geçmemekle beraber bir hatıratının da olması gerektiğini ifade etti. Zeynel Abidin Efendi’ye İngiliz ajanı suçlaması yapanların olduğu bir ortamda doğru neticeye varmak için her iki tarafı da doğru analiz etmek gerektiğinin altını çizdi. Zeynel Abidin Efendi’nin siyasetçi kimliğinden önce bir âlim ve şeyh olduğunu da söyleyen Arabacı, sözlerine şöyle devam etti:

 

KONYA’DA EN ÇOK ÂLİM VE ŞEYH YETİŞTİREN AİLE

Zeynel Abidin Efendi Konya’da en çok âlim ve şeyh yetiştiren bir ailedendir. Nakşibendi tarikatının Halidî koluna mensuptur. O, sıradan bir âlim değildir. Dedesi Memiş Efendi olarak bilinen Muhammed Kudsi El-Bozkırî’dir. Zeynel Abidin Efendi’nin babası Muhammed Bahaeddin Efendi Konya’da müderrislik yapmış bir âlimdir. 1906 yılında ölmüştür. Kabri Hacı Fettah Mezarlığı’ndadır. Muhammed Bahaeddin Efendi’nin üç oğlu vardır. Bunlar sırasıyla: Zeynel Abidin Efendi, Rıfat Efendi ve Ahmed Ziya Efendi’dir. Zeynel Abidin Efendi bu kardeşlerin en büyüğür. Hicri 1286, Miladi 1869 tarihinde Konya’da doğmuştur. Bu üç kardeş şimdiki Merkez Bankasının batısındaki bahçede bulunan ve Paşa Dairesi olarak bilinen medresede müderrislik yapmışlardır. Bunlardan Müderris  Rıfat Efendi 1920’de yargılanmadan idam edilmiştir. Kabri, babasının da kabrinin bulunduğu Hacı Fettah’tadır. Bu konuların iç yüzünü öğrenmek şu an için zordur; çünkü Konya ile ilgili İstiklal Mahkemesi tutanakları ve örfi idare arşivlerinin bulunduğu çuvallar açılmamıştır. Ahmed Ziya Efendi ise bu üç kardeşin en âlimidir. Ahmed Ziya Efendi medresenin dekanı mesabesindedir.

 

GAZETE NEŞREDEN BİR MEDRESE

Zeynel Abidin Efendi’nin çocukluk yıllarına dair de malumat veren Arabacı sözlerini şöyle sürdürdü: İlk öğrenimini babasından alan Zeynel Abidin Efendi’nin il gençlik yıllarında biraz haşarı olduğu meyhanelere gittiği şeklinde kanıtlanmamış söylentiler vardır. Zeynel Abidin Efendi Konya’daki eğitiminin ardından İstanbul’da da eğitimini ilerletmiştir. Babası 1906’da ölünce medreseye müderris ve şeyh oluyor. Osmanlı ülkesinde medreselerin yenilenmesi konusunda çalışmalar yapan bu üç kardeş bu konuda ilk icraatlarını da gerçekleştirmişlerdir. Bu üç müderris kardeş 1909 yılında Konya’da Fransızca gibi Batı dillerini de öğreten, spor dersleri ve laboratuarı da olan bir medrese yapısı düşüncesi ile Islah-ı Medaris-i İslamiyye adıyla bir cemiyet kurarlar. Bu cemiyet için 17 maddelik bir nizamname de yayınlarlar. Bu nizamname sonraları kitapçık olarak neşredilmiştir. Yeni medrese için maliyet sıkıntısı yaşanınca bir hayır kampanyası başlatırlar. İlk bağışı 50’şer ve 40’ar bin kuruş olarak kendileri yapar. Zeynel Abidin Efendi ve kardeşlerinin müderrislik yaptığı medrese Meşrık-ı İrfan adıyla 1909-1913 yılları arasında bir gazete yayınlar. Bu gazetenin başyazarı Rıfat Efendi’dir. 1919 yılında İntibah adıyla bir gazete daha çıkarırlar. 1920’de bu gazete kapanır. Zeynel Abidin Efendi ve Ahmed Ziya Efendi Darulirfan adıyla ikinci bir eğitim kurumu kuruyorlar fakat bu kurum diğeri kadar etkili olmamıştır. Bütün bunlar tabiî ki Konya’da olur. Dönemin ünlü âlimlerinden Hacıveyiszade Mustafa Efendi gibi âlim ve fâzıllar da bu kuruma destek olmuşlardır.

 

İBRAHİMEYN AYNI ODADA

Zeynel Abidin Efendi, Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve Elmalılı Hamdi Efendi’yi Islah-ı Medaris-i İslamiyyenin sınavlarında bulunsunlar diye Konya’ya davet eder. Hatta daha sonra Tokat Mebusu olan Mustafa Sabri Efendi oğlu İbrahim Efendi’yi bu medreseye eğitim alması için gönderiyor. Üstelik İstanbul gibi ilmin merkezinden Konya’ya medrese eğitimi için gönderiyor. Zeynel Abidin Efendi ve kardeşlerinin müderris olduğu bu medresede Mustafa Sabri Efendi’nin oğlu İbrahim Efendi ile İbrahim Hakkı Konyalı aynı odayı paylaşıyorlar. Bu ikisine bir aralık İbrahimeyn (iki İbrahim) diyorlar.

 

BAŞLANGIÇTA İTTİHATÇI

Zeynel Abidin Efendi’nin İkinci Meşrutiyetten sonra siyasete atıldığını söyleyen Caner Arabacı şöyle devam etti: Zeynel Abidin Efendi başlangıçta İttihad ve Terakkicidir. Meşrutiyetten çok beklentileri vardır. Hatta kardeşi müderris Ahmed Ziya Efendi İttihad ve Terakki için Cemiyet-i Mukaddese tabirini kullanır. Zeynel Abidin Efendi Meşrutiyetin ilanından sonra İttihad ve Terakki Fırkasından Konya mebusu seçilerek İstanbul’a gider. İttihad ve Terakkinin içine giren Zeynel Abidin Efendi, partideki dönme, mason ve Ermenilerin asıl niyetlerini görür ve İttihad ve Terakki gerçeğini anlar. Zeynel Abidin Efendi bu konuda ulemayı uyarmıştır.  

 

EN BÜYÜK MASON TALAT PAŞA

İttihat ve Terakki Fırkası hakkında da malumat veren Caner Arabacı bu konuda şunları söyledi: İttihad ve Terakki Partisinin ikinci adamı olan Sadrazam Talat Paşa Büyük Doğu Mason Locasının kurucusudur. Mısır’da dört adet mason locası açmıştır. Ahmed Rıza ise Paris’te İttihad ve Terakkinin kurucularındandır. Kendisi ateisttir. Meclis-i Mebusanın Başkanı olan Ahmed Rıza Bey August Comte hayranıdır. İttihad ve Terakkinin gerçek yüzünü gören Zeynel Abidin Efendi bir gurup arkadaşıyla partiden ayrılarak Ahrar partisini kurar. 70 civarında mebus da daha sonra bunlara katılır. Yıl 1910’dur. Damat Ferit Paşa da bir gurup insanı yönlendirmektedir. Damat Ferit, Zeynel Abidin Efendi ve Mustafa Sabri Efendi ile toplantılar yaparlar. Daha sonra Hürriyet ve İtilaf Partisi kurulur, Ahrar da bunlara katılır. Bunların 70 civarında mebusları vardır. Tevrattan ezbere üç sayfa okuyacak kadar Yahudiliğe aşina olan ve İbranice bilen Filozof Rıza Tevfik de bunlarla birliktedir. İttihad ve terakki durumun ciddiyetini görünce demokrasi hilelerine başlıyor. Hürriyet ve İtilaf Partisi 20 günlük iken İstanbul’da yerel seçimler yapılıyor. İttihad ve Terakki 165 mebus Hürriyet ve İtilaf ise 166 mebus kazanıyorlar. Bu durumdan rahatsız olan İttihad ve Terakki 1911 yılında meclisi feshederek seçim kararı alıyor. 1912 seçimleri için Zeynel Abidin Efendi Hürriyet ve İtilaf Partisinden Konya mebus adayı oluyor. İki kademeli bir seçim sistemi vardır. Yirmi beş yaşını dolduranlar mebus seçecek olan seçmeni seçiyor. Bunlara müntehib-i evvel, mebusları seçen seçmene de müntehib-i sani adı veriliyor. Bozkır’da 25 olan müntehib-i saniden 18 tanesi Zeynel Abidin Efendi’yi istemesine rağmen seçim sandıklarına Bozkır kaymakamı hile yaptırıyor ve sandıktan Zeynel Abidin Efendi’ye 8 oy çıkıyor; fakat Karaman’dan gelen oylarlar birlikte Zeynel Abidin Efendi seçiliyor. Konya’nın o dönem 5 mebus hakkı var. Dördü İttihad ve Terakkiden seçiliyor. Hürriyet ve İtilaftan da Zeynel Abidin Efendi seçiliyor. 1912 seçimlerinde Konya yayınlanan Hakem, Konya Osmanlı ve Babalık gazeteleri İttihad ve Terakki Partisini destekliyorlar. Ocak dergisi de İttihad ve Terakki yanlısıdır. Konya valisi Muammer Bey de İttihad ve Terakkicidir. Zeynel Abidin Efendi seçimlerin şaibeli olduğuyla ilgili yazılar yazıyor. Oy pusulalarına Zeynel Abidin Efendi hakkında “gerici, şeriatçı” gibi ifadeleri Bozkır Kaymakamı ve İttihadcılar yazdırıyor.

 

DARBEYE ZEMİN HAZIRLIYOR

1913 yılında İttihad ve Terakki Partisi darbe yaparak yönetimi tamamen ele geçiriyor. Hatta darbeden önce darbeye zemin hazırlamak için Talat Paşa er elbiseleri giyerek Edirne’yi savunan Mehmetçiğe “Savaşmayın!” diye tavsiyelerde bulunuyor. Amacı kabineyi düşürmektir. Mahmut Şevket Paşa suikaste kurban gidince İttihad ve Terakki muhalefet avına çıkıyor. Büyük bir temizlik operasyonu başlıyor.100 kadar gazeteci sürülüyor. Bu arada Zeynel Abidin Efendi de Gemlik’e sürgüne gönderiliyor. Burada kaldığı sırada bile Konya’yı karıştırıyorsun diye tekrar yargılanıyor.

 

BU ADAM GONYA’YI BARMAĞINDA DÖNDÜRÜYOR

1918 yılında affedilen Zeynel Abidin Efendi Hürriyet ve İtilaf Partisinin tekrar örgütlenmesinde görev alır. Bu arada İttihad ve Terakkinin 12 ileri geleni Alman deniz altısıyla ülkeden ayrılırlar. Kalanlar da Anadolu hareketini başlatmak için çeşitli örgütlenmeler içine girerek Karakol cemiyetini kurarlar. Zeynel Abidin Efendi ile Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi Sultan Vahdeddin ile irtibata geçerler. Bu arada Konyalı Esvapçı İbrahim Efendi Sultan Vahdeddin’e Zeynel Abidin Efendi’yi “Gonya’yı barmağında döndüren adam” diye tanıtır.

 

VALİYE İÇİ İŞLERİ BAKANI YAPIYOR

Zeynel Abidin Efendi’nin Konya’da çok etkili olduğunu söyleyen Arabacı sözlerine şöyle devam etti: Zeynel Abidin Efendi, Konya Valisi Cemal Bey’in Dahiliye Nazırı olmasını sağlar. Zeynel Abidin Efendi padişahın eteğini öpmez ama elini öper. Bu şekilde geleneği bozar. Genelkurmay Başkanının atanması da Zeynel Abidin Efendi’nin eliyle olur. En çok İttiad ve Terakki üyesi tutuklayan insan Cemal Bey’dir.

 

DELİBAŞ MEHMED KUVVACIDIR

Delibaş Mehmed başlangıçta Kuva-yı Milliye için 500 silahlı adam toplar. Sık sık Konya’yı ziyaret eder. Her gelişinde Valinin emriyle bando karşılaması Şakalak bölgesinde yapılır. Bu dönem fitnenin kol gezdiği bir dönemdir. Delibaş Mehmet’in kulağına “Seni öldürecekler!” diye bir haber geliyor ve neticede Konya’yı basıyor.

 

KONYA’YI KANA BULADIN DA BURAYA NE YÜZLE GELDİN

Delibaş İstanbul’a gelince Zeynel Abidin Efendi kendisine “Konya’yı kana buladın da buraya ne yüzle geldin!” diye çıkışıyor. Zeynel Abidin Efendi olaylar sırasında burada değildir. Olaylardan sorumlu tutulan Rıfat Efendi idam ediliyor. Ahmed Ziya Efendi ise Mekke’ye gidiyor. 1928 yılında orada ölüyor. 1 Kasım 1922 yılında saltanat kaldırılınca Sultan Vahdettin ile birlikte Mustafa Sabri Efendi, Filozof Rıza Tevfik ve Zeynel Abidin Efendi bir gemiyle ülkeden ayrılıyorlar. Bu gemide Zeynel Abidin Efendi’nin ailesin de olduğu söyleniyor. Mekke’de Şerif Hüseyin onların elini öper ve Mekke’de kalmalarını ister. Zeynel Abidin Efendi 1935 yılına kadar Şam ve Hatay’da, 1935’ten sonra da Medine’de yaşamaya başlıyor. Zeynel Abidin Efendi’nin eserlerinden de söz eden Caner Arabacı, Zeynel Abidin Efendi’nin İslamiyet ve Meşrutiyet adlı bir esrinin yayınlandığını söyledi. Ayrıca Malumat-ı Medeniye isimli bir eserinin daha olduğunu ancak bunun ortalıkta bulunmadığını belirten Arabacı, bir hatıratının da olması gerektiğini ifade etti. Bu arada söz alan Prof. Dr. Mikail Bayram da o dönemde Bozkır Müftüsü olan Tanrıkulu’nun Arapça hatıratında gerçeklerin anlatıldığını ve bu eserin Koyunoğlu Kütüphanesinde olduğunu ifade ederek bu hatıratın Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu tarafından tercüme edilmesi gerektiğini ifade etti. Program sonunda Memiş Efendi’nin torunlarından Üçpınar Belediye Başkanı Ziya Kuz, dinleyicilere Muhammed Kutsi Efendi’yi anlatan bir kitap ile Zeynel Abidin Edendi’nin İslamiyet ve Meşrutiyet adlı eserini armağan etti.

Mustafa DURDU / Memleket