"Gençlerin Gözüyle Yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sempozyumu"

"Gençlerin Gözüyle Yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sempozyumu"

Adalet Bakanı Bozdağ: (2)- "Türkiye'nin Almanya'dan alacağı demokrasi dersi yoktur. Dönüp tarihlerine baksınlar. Eski hastalıkların hortladığını görüyoruz, o hastalıkların tedavisiyle uğraşsınlar. Eğer o hastalıkları tedavi etmezlerse, korkarım ki bugün T

MALATYA (AA) - Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Türkiye'nin Almanya'dan alacağı demokrasi dersi yoktur. Dönüp tarihlerine baksınlar. Eski hastalıkların hortladığını görüyoruz, o hastalıkların tedavisiyle uğraşsınlar. Eğer o hastalıkları tedavi etmezlerse korkarım ki bugün Türkiye'nin Adalet Bakanı'nı Almanya'da konuşturmayanlar, kendi topraklarında kendileri de konuşamayacak hale geleceklerdir." dedi.

Bozdağ, Malatya Büyükşehir Belediyesi'nce bir otelde düzenlenen 81 ilden gelen gençlerin katıldığı "Gençlerin Gözüyle Yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi Sempozyumu"nun açılışında yaptığı konuşmada, Almanya'da demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insanların eşitliğine, ifade, inanç hürriyetine sonuna kadar inanan, bunu savunan, ırkçılığa, ayırımcılığa "Nayır" diyen, İslamofobi'ye karşı çıkan aklı selim büyük bir kesimin, büyük bir demokrat grubun olduğuna yürekten inandığını belirtti.

Söz konusu kesime seslenen Bozdağ, "Irkçılık, ayrımcılık, İslamofobi, yabancı düşmanlığı gibi, huzurun, barışın, kardeşliğin, birliğin, demokrasinin, insan haklarının, hukukun düşmanı olan bu hastalıklara karşı erken ses yükseltilmezse, tavır konulmazsa, tedbir alınmazsa bu hastalık serpici bir hastalıktır, sessiz kalanları da hasta eder. Oralarda demokrasinin ve hukukun güçlü olmasına da engel olur." diye konuştu.

Bu aykırı seslere karşı sesini yükseltmeyenlerin yarın doğru şeyleri söyleme konusunda ses veremez hale gelebileceklerini anlatan Bozdağ, herkesi demokrasinin ve hukuk devletinin yanında yer almaya, Batıda Türkiye'ye dair değerlendirme yapanları da çifte standart değil, eşit, adil bir değerlendirme yapmaya davet etti.

"Türkiye'nin Adalet Bakanı'nın ifade hakkı yok mu" sorusunu yönelten Bozdağ, şöyle devam etti:

"Teröristlerin ifade hakkı var, onun hürriyeti var, onlara ifade hakkı verilmediği zaman bütün insan haklarına ilişkin örgütler, uluslararası raportörler açıklama yapıyor. Peki şimdi var mı konuşan, yok. O zaman mesele ne? İfade hürriyeti değil demek ki. Başka şeyler var bunun arkasında ama her ne olursa olsun Türkiye yoluna devam edecektir. Türkiye'de yargı bağımsızdır, milletin yargısıdır. Görevini de anayasa ve kanunlara uygun, vicdani bir kanaatle yerine getirir. Türkiye'de suç işlediği iddia edilen birisi ister Türk vatandaşı olsun, ister Alman vatandaşı olsun, ister başka bir ülke vatandaşı olsun, kanun önünde eşitlik ilkesi neyi gerektiriyorsa, dosya ve delil durumu neyi gerektiriyorsa Türk yargısı ona göre karar verir.

Türkiye'de herhangi biri tutuklandığı zaman 'yargı bağımsız değil, yargı siyasi karar veriyor yargı hükümetin emrinde' diye açıklama yapıyorlar. Almanya'da 'katiller geziyor, teröristler geziyor, darbeciler geziyor, bunları bize iade edin, bakın suçları da sabit' dediğimiz zaman, 'bizde yargı bağımsız' Türkiye'ye gelince 'yargı bağımsız değil.' Kusura bakmayın Türk yargısı Alman yargısından daha bağımsız, daha tarafsız bir yargıdır. Verilen kararlar hukuki kararlardır. Terör örgütü üyeliği, terör örgütü propagandası, Türkiye aleyhine işlenen, kanunların suç saydığı suçlar varsa, buna dair deliller varsa yargının yapacağı bir şey yok. Kanuna uymaktan ve kanunu uygulamaktan başka yapacağı hiçbir şey yok. Kimse Türkiye'nin yargısına emir ve talimat veremez. Vermesi de mümkün değildir."

Almanya'da masum hiçbir suçu olmayan Türk vatandaşlarına casus muamelesi yapıldığını hatırlatan Bozdağ, "Böyle bir şey olabilir mi? Sayın Cumhurbaşkanı'nı sevdiğini ifade edenlere dönüp, hemen gelip bakalım diyorlar siz Tayyip'in adamı mısınız?" diye. Nerede hukuk, nerede demokrasi? Böyle bir şey olabilir mi?" dedi.

- "Türkiye'ye ders vermeye kalkanlar kendilerine bakmalı"

Almanya'ya giden bir Türk'ün, Türkiye'den evlendiği bir hanımefendi ya da beyefendiyi yanına getirmek ya da bir kişinin oğlunu kızını, Almanya'ya yanına getirmesi için sınav yapıldığını anımsatan Bozdağ, sınavda Alman kültürünün ne kadar bilindiğinin ölçüldüğünü, bilinmiyorsa ülkeye alınmadığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunlar demokrat. 'İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, insan onur ve haysiyeti bizde her şeyden üstün' diyen bir ülkede bunlar yaşanıyor. Biz bir ayrımcılıkla karşı karşıya olunduğunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Türkiye'ye demokrasi ve hukuk dersi vermeye kalkanlar, dönüp kendilerine bakması lazım. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı, Almanya'daki vatandaşlarına video konferans aracılığıyla hitap etmek istediği zaman buna izin verilmedi. Kandil'deki eli kanlı terörist oradaki taraftarlarına hitap etmek istediği zaman Almanya'nın hukuku ve yöneticileri buna engel olmadı, izin verdi. Nasıl bir demokrasi bu? Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı'nın konuşmasını engelliyorlar ama bir teröristin konuşmasına engel koymuyorlar, bunun adına demokrasi, ifade hürriyeti diyorlar.

Türkiye'nin Almanya'dan alacağı demokrasi dersi yoktur. Dönüp tarihlerine baksınlar. Eski hastalıkların hortladığını görüyoruz, o hastalıkların tedavisiyle uğraşsınlar. Eğer o hastalıkları tedavi etmezlerse, korkarım ki bugün Türkiye'nin Adalet Bakanı'nı Almanya'da konuşturmayanlar, kendi topraklarında kendileri de konuşamayacak hale geleceklerdir."

Nerede seçim olursa orada Türkiye'nin malzeme yapıldığına işaret eden Bakan Bozdağ, Almanya'da hem hükümetin, hem eyaletlerin seçimi olduğunu, Türkiye'nin de malzeme yapıldığını bildirdi.

Bozdağ, başka ülkelerde de seçim olduğunu, sanki Türkiye'den birinin orada Başbakan veya Cumhurbaşkanı seçilecekmiş gibi siyasetçilerin iç politikada ırkçı, ayrımcı, İslamofobik, yabancı düşmanı olan çevrelerin oyunu almak için sürekli Türkiye'nin aleyhine konuşmak gibi bir zorunluluk hissettiğini kaydetti.

Bunun aşırıcılığın sağduyuyu teslim aldığını gösterdiğine vurgu yapan Bozdağ, şunları söyledi:

"Her seçimin ana malzemesi maalesef Türkiye oluyor. Bu tabii Türkiye'nin de gücünü gösteriyor. Biz bundan rahatsız değiliz ama Türkiye'nin başka ülkelerin iç politikalarının malzemesi haline getirilmesini de doğru görmüyoruz, doğru görmemiz de mümkün değildir. Bizim istediğimiz şey Türkiye'ye karşı adil, objektif olunması. Adil, objektif olunduğunda Türkiye adil ve objektif kararların tamamının gereğini yapmıştır, yapar da. Bize karşı diplomatik nezaketle bağdaşmayan uygulama yapıldıktan sonra Alman Adalet Bakanıyla daha önceden randevulaşmıştık, görüşmemiz vardı. Biz de bu saygısızlık, nezaketsizlik karşısında görüşmeyi iptal ettik. Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrıldı ve kendisine sözlü, yazılı nota verdik. Buradan söylüyorum, Türkiye eski Türkiye değil. Hala anlamadıysanız anlatmaya devam ederiz."

- "Venedik komisyonu raporu adil, objektif değil"

Önümüzdeki günleri Türkiye için tarihi olarak nitelendiren Bakan Bozdağ, 16 Nisan'ın Türkiye'de büyük bir dönüşümün kararın verileceği gün olduğunu vurguladı.

Herkesin buraya odaklandığına değinen Bozdağ, sadece Türkiye'deki insanların değil, başka ülkelerin, başka güçlerin de odaklandığını kaydetti.

Almanya'daki konuşmalarının engellenmesinin arkasındaki nedenlerden birinin de burada yattığına, "Türkiye bu değişimi yapmasın" dediklerine dikkati çeken Bozdağ, şu değerlendirmede bulundu:

"Venedik Komisyonu anayasa ve anayasa değişim süreçlerine dair Avrupa Konseyi'ne danışmanlık yapan çok yetkin ve uzman bir kuruluştur. Türkiye'ye geldi değerlendirmelerini yaptı. Pek çok çevreyle görüştü. Hem AK Parti Grubu ile hem AK Parti ile hem Adalet Bakanlığı ile hem Anayasa Komisyonu ve pek çok kesimle görüştü ve gitti. Ne zaman görüşmeler yapıyor? Çok ilginç özellikle anayasa komisyonda görüşüldükten, TBMM'de görüşmesi bittikten sonra bunlar yapılıyor. Şimdi de bir taslak rapor hazırlandı, paydaşlarına dağıttılar. Bu komisyon ne yapacak? Danışmanlık yapacak.

Şu anda mevcut anayasa değişikliği parlamentodan geçmiş mi, geçmiş. Bundan sonra Venedik Komisyonu'nun açıklayacağı raporun Türkiye'deki anayasa yapım sürecine en ufacık bir etkisi olacak mı? Olmayacak. Oradaki eleştirileri dikkate alan bir değerlendirme yapma imkanı var mı? Yok, çünkü parlamento aşaması bitmiş durumda. Peki bu saatten sonra bu raporun yayımlanmasının ne anlamı var? Anlamı şudur, Türkiye'nin, Türk milletinin karar vereceği bir anayasa reformunda Türkiye seçmenini etkilemek ve Türkiye'deki bu iç işimizde taraf olmaktan başka bir anlamı yok. Raporun taslağını okudum. Ben diyorum ki keşke Türkiye'ye gelip, bu kadar ziyaret yapıp, bu kadar kendilerini yormasalardı. CHP'nin parti sitesine girip, oradaki anayasaya dair eleştirileri alsalardı, hem masrafsız hem de zahmetsiz bir iş yapmış olurlardı. Zira rapor CHP'nin eleştirilerinin ve hayır diyen diğer HDP'nin ve diğer çevrelerin derli toplu bir arada yazılı hale getirilmesinden başka hiçbir şey değil. Objektif, adil değil, Türkiye'nin iç politik tartışmalarında subjektif ve taraf olan bir yaklaşık ortaya koymaktadır. Türkiye'nin objektif, adil olmayan bildirilere itibar etmeyeceğini herkesin bilmesi lazım."

Türkiye'ye dair herkesin bir rapor hazırlayabileceğini anlatan Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:

"Biz açık, şeffaf, demokrat bir ülkeyiz. Kim istiyorsa gelip, çalışabilir ama bizim istediğimiz şey Türkiye hakkındaki kara propagandalar, algı operasyonlarının etkisiyle rapor hazırlamak değil, gerçek neyse onun üzerinden gidip, gerçekleri esas alan raporlar hazırlamak ama maalesef öyle raporları son zamanlarda göremiyoruz. Türkiye'nin aleyhine oluşturulan algıdan etkilenen ve bu algıyı esas alarak, Türkiye'nin gerçekliklerinden uzak raporlar hazırlanıyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri'nin hazırladığı rapor da tamamen öyle bir rapordur. Başka raporlar da var. Biz hep diyoruz ki Türkiye'ye karşı adil olun, Türkiye'nin gerçeklerini gözardı eden bir değerlendirme yapmayın, Türkiye'nin gerçeklerini gören, yansıtan bir değerlendirme yaparsanız, o zaman biz bundan memnun kalırız ve sizin raporlarınızdan istifade ederiz."

(Sürecek)


AA

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :