Gazetecilik bir yaşam biçimi
‘İletişim Fakülteleri ve Medya Sektörü’ konulu panelin konuşmacıları gazeteciliğin bir yaşam biçimi olduğunda birleşirken İletişim Fakülteleri sayısının ihtiyacın çok üzerinde olmasını ise eleştirdiler.
‘İletişim Fakülteleri ve Medya Sektörü’ Konrad Adenauer Vakfı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve S.Ü. İletişim Fakültesi işbirliği ile, Konya’da tartışıldı. S.Ü. Süleyman Demirel Kültür Merkezi Malazgirt Salonu’nda gerçekleştirilen panele, mesleğin önde gelen isimleri katıldı. Konya Gazeteciler Cemiyeti’nin temsil edilmediği panelde ulusal basına seslenen S.Ü. Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan, Konya hakkında varolan önyargıların bir an önce ortadan kalkması gerektiğini dile getirdi. Konya’nın ve üniversitenin artık eski günlerdeki gibi olmadığını ve olumlu birçok değişikliklerin yaşandığını belirten Okudan, basından bu konuda destek beklediklerini söyledi.
Kendilerine emanet edilen genç neslin kendi mesleklerinde iyi şekilde yetişmeleri için gerekli olanak ve eğitimleri sunduklarını dile getiren S.Ü. İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer, iletişimcilerin gelişen teknolojiyi özümsemiş ve mesleğine aşık insanlar olduğunu söyledi. Türk basınında her zaman tarafsızlık ilkesinin ön plana çıkarıldığını dile getiren TGC Başkanı Orhan Erinç, “Burada önemli olan, medyanın bağımsızlığının ön plana çıkarılmasıdır. Çünkü gazetecilik evrensel bir meslektir. Gazeteciler dünyanın her yerinde aynı koşullarda çalışmaktadır” şeklinde konuştu.
Türkiye’deki İletişim Fakültesi’ndeki öğrenci sayısının gazeteci ihtiyacının çok üstünde olduğunu dile getiren Erinç, ülkede yaşanan medya sorunlarının yerel basından başlanarak çözülebileceğine dikkat çekti. Gazetecilik eğitiminin geçmişinden bahsederek sözlerine başlayan TGC Başkan Yardımcısı Zafer Atay, günümüzde medya sektöründe iletişim fakültelerinden mezun olan gazetecilerin ağırlıklı olarak çalıştıklarını söyledi. Medya sektöründe yaşanan sorunların çoğunun kendilerinden kaynaklandığını ifade eden Atay, bunların bazılarının sanal sorunlar bazılarının ise reklam azlığı ve gazete satışlarının düşüklüğünden kaynaklanan sorunlar olduğunu vurguladı. İletişim Fakültesi enflasyonunun yaşandığı Türkiye’de bu fakültelerin sayısının 2 ila 3 arasında olması gerektiğinin altını çizen Atay, eğitim vermesi gereken fakültelerden birisinin de Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi olduğunu söyledi. S.Ü. İletişim Fakültesi’nin olanakları, çalışma şartları ve verdiği eğitim açısından gıpta ile bakılması gereken bir yer olduğuna belirten Atay, birçok iletişim fakültesinde buradaki olanağın onda birini göremediğini söyledi. Atay, AB yolundaki Türkiye’de iletişim fakültelerine girmek isteyen öğrenci adaylarının özel seçimden geçirilerek alınması gerektiğini ifade ederek, aksi takdirde öğrencileri 4. yılın sonunda hüznün beklediğini dile getirdi.
Eğitimci gazetecilerin gereken fedakarlığı yapmadıklarından dolayı kendileri gibi kişilerin halen bu görevde olduğunun altını çizen Memleket Gazetesi Genel Müdürü Uğur Özteke de gazeteciliğin yaşam biçimi haline getirilmemesi durumunda başarılı olunamayacağını ifade etti. İletişim Fakültesi’nde okuyan öğrencilerin okul döneminde herhangi bir basın grubunda çalışmaları gerektiğini belirten Özteke, aksi takdirde aldıkları eğitim ve sahip oldukları imkanlar açısından geçmiş dönemlere göre şanslı olmalarına rağmen gelecekte işsiz kalmaya mahkum olabileceklerini söyledi. Hiçbir meslekte olmadığı kadar toplumsal sorumluluk gerektiren gazeteciliğin diğer mesleklerden bu özelliği nedeniyle ayrıldığını ifade eden S.Ü. İletişim Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. S. Hakan Yılmaz, mesleğe tutkuyla başlanılmaması durumunda başarısızlığın ortaya çıkacağını söyledi.