Futbol bir ölüm kalım meselesi mi?

Futbol bir ölüm kalım meselesi mi?

Batılı misyonerlere göre hedefsiz yaşayan insanların hayatı neye benziyor? İÜ Öğretim Görevlisi A. Halim Koçkuzu Memleket DERGİ'ye değerlendirdi...

 “FUTBOL ÖLÜM-KALIM MESELESİ DEĞİL, ONDAN DAHA ÖNEMLİDİR!”

 

 ( “Football isn’t a matter of life and death, it’s more important than that” )

 

A. Halim KOÇKUZU          

İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi

           

Ünlü bir İngiliz futbol adamı olan Bill Shankly yukarıdaki başlıktaki sözü söylerken hiç şüphesiz futbolun ne denli önemli olduğunu vurgulamak istiyordu. Kimilerine göre futbol vazgeçilmesi imkânsız bir tutku iken, kimilerine göre de yüz binleri futbol arenalarına çeken, ayrıca milyonları televizyon ekranları karşısında esir alan ve zaman kaybettiren anlamsız bir oyundur. Ama futbol dışında bir başka yarışma, dünyanın hemen her tarafında kitleleri bu kadar peşinden sürükleyememektedir. O halde değişik din, ırk ve dilden insanların futbolda buldukları bir şey olsa gerek, belki de bu yüzden sosyologlar bir fenomen olarak futbol sosyolojisine ilişkin araştırmalar ve akademik çalışmalar yapmaktadır.

Fırsat buldukça futbol maçlarına giden bir akademisyen olarak, maçlarda gördüğüm insanların davranışlarını, tepkilerini, sevinçlerini hep gözlemlemeye çalışırım. İnsanlardaki futbola duyulan samimi bağlılığın, futbolculara ve hakemlere yerli yersiz gösterilen sevgi ve iltifatların! arka planındaki gerçekleri anlamaya çalışırım. Acaba bu insan yığınlarının maç için geldikleri statlarda değişik amaçlarla kültürlenmeleri mümkün olabilir mi diye düşünürüm bazen.

Ünlü İspanyol diktatör Franco’ya bir diğer rivayete göre de Portekizli diktatör Salazar’a “Kitleleri nasıl uyuşturduğu” sorulmuş, 3 F formülü ile Futbol, Fiesta (şenlik, festival) ve Fado (Portekiz’in arabesk müziği) diye cevap vermiş. Hakikaten futbol insanları uyutan, onların beyinlerini uyuşturan bir şey midir? Buna verilecek cevap elbette nereden baktığınıza bağlı. Bu yazıda bir yargılamada bulunmaktan ziyade bir vakıanın tespitine çalışılacağı için futbolun kendisi, taraftarları ve aleyhtarları mahkûm edilmemeye çalışılacaktır. Bir dost meclisinde hukukçu bir zat futbolun bir din olduğunu iddia etmişti. Futbolun aynen din gibi insanların hemen her günlerini ve hatta tüm hafta boyu bütün yaşantısını etki altına alan bir kurum olduğunu savunmuştu. Belki aşırı derecede futbol fanatiği olan futbolla yatıp futbolla kalkan insanlarda böyle bir şeyden bahsedilebilir ama bunun adı din olamaz elbette.

İngiltere’de bulunduğum yıllarda 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası düzenlenmiş ve A Milli Futbol Takımımız da bu şampiyonaya katılmıştı. Maçlarda takımımızı desteklemek için arkadaşlarla maça giderken stada yakın bir yerde genç sayılabilecek bir İngiliz bir broşür uzattı, maça gelen Türkler için bozuk bir Türkçe ile hazırlanmış bu broşürün kapağında “SON DÜDÜK” yazıyordu.  Ünlü İngiliz Futbol adamı Bill Shankly’nin çarpıcı bir sözü ile maça gelen Türklere Hıristiyanlık propagandası yapılıyordu. Bill Shankly’nin; “Futbol ölüm-kalım meselesi değil, ondan daha önemlidir (“Football isn’t a matter of life and death, it’s more important than that”) sözleri hatırlatılarak, futbol gerçekten yaşamdan daha önemli mi diye soruluyordu.

Daha sonra çarpıcı sorularla futbolun anlamsızlığı ortaya konulmaya çalışılıyor, Batı insanının manevi açıdan boşlukta olduğu, para şöhret ve güç peşinde koştuğu ifade ediliyordu.  Batı’da birçok insanın hedefsiz yaşadığını anlatırken,  bunu maça gelen insanlara futbol diliyle anlatmayı uygun görmüşlerdi misyonerler; onlara göre hedefsiz yaşayan insanların hayatı aynen kalesiz bir maç gibiydi.

Maça gelen seyirciye Hıristiyanlık propagandasının yapılıyor olması, futbolun anlamsızlığını ortaya koymak mıydı, yoksa bir stad içinde bir araya gelecek futbol seyircisine gittikleri yerin yanlış bir ibadet mekânı olduğunu anlatmak mıydı onu bilemiyorum. Kim bilir belki de din adamları keşke bu insan topluluğu bizleri dinlemek için kiliselere gelse ne iyi olurdu diye içlerinden geçirmişlerdir. Ama bu şampiyonanın bile misyonerlik açısından bir fırsat olarak görülmesi manidardı.  

Kendimce önemli gördüğüm ve sakladığım bu broşürü geçenlerde kitaplarımın arasında buldum ve paylaşmak istedim.