Fotoğrafların dili
Bazı dostlar rastladıkça sorarlar, havalar düzeldi ya artık geziler, başlamıştır, diye. Geziler hiç bitmezki, kış yaz sürer, yeter ki tipi boran olmasın. Her geziden farklı zenginliklerle döneriz. Kimi zaman yeni bir yer keşfeder kimi zaman yeni dostlar e
Zeki Oğuz
Bazı dostlar rastladıkça sorarlar, havalar düzeldi ya artık geziler, başlamıştır, diye. Geziler hiç bitmezki, kış yaz sürer, yeter ki tipi boran olmasın. Her geziden farklı zenginliklerle döneriz. Kimi zaman yeni bir yer keşfeder kimi zaman yeni dostlar ediniriz gittiğimiz yerlerde. Kışın menzili biraz yakın tutarız, bahar yaz aylarında menzil uzar, farklı iklimlerde buluruz kendimizi.
Sık gitmeyi alışkanlık haline getirdiğimiz yerler de var. Başarakavak bunlardan biri. Bu beldemize sık gitme nedenlerinden biri doğal güzellikleri ve şehre yakın olması, en önemlisi ise insanlarının güler yüzüdür.
Masallarda sık işlenen bir motif vardır. Masal kahramanı ıssız bir yerde kaybolur. Sonra bir duman tüten yer birde ışık yanan yer görür ve ikirciklenir hangisine gitsem, diye. Masal kahramanımız nere gider bilmem ama ben mutlaka duman tüten yere giderim. Çünkü orada tandır yanıyordur ve tandır ekmeği yapılıyordur. Tandır ateşinin karşısında terleyen gül yüzlü kadınların başına dikilirim, bir değil birkaç ekmek birden tutuştururlar elime. İlkin sıcacık ekmeğin kokusunu çekerim içime. Ekmek evi yakınsa mutlaka sadeyağ getirirler.
Bir seferinde baya kalabalık gitmiştik Başaraya. Düğün varmış, kalabalık oluşumuza aldırmadan düğün yemeğine çağırdılar.
Geçtiğimiz Pazar yine Başaradaydık. Kahvenin önünde birkaç yaşlı sohbet ediyorlardı. Birer çay içimi sohbetlerine ortak olduk. Eli iş tutanlar hep bahçelerdeydi. Avar ekmeye başlamışlardı.
Ardından başka bir eve konuk olduk. Oğulları askerden dönmüş, akşama konu komşuya yemek dökeceklermiş, yarım sini su böreğini ve bir tepsi baklavayı bize ikram ettiler. İnsanımızın konukseverliği bir kere daha yüreğimizi ısıttı.
Karadağ” da ilk tanıdığım insanlardan biri Hasan Hüseyin amcaydı. Ne zaman o dağa yolum düşse eşiyle birlikte, hısımım gelmiş, diye karşılarlardı. İkisi de rahmetli oldular. Hasan Hüseyin amca Karadağın canlı tarihiydi. Örenlerin içinde o gezdirirdi bizi, bir yandan anlatırdı. Yıllar önce ünlü tarihçi Semavi Eyice”yi de kendisinin gezdirdiğini anlatırdı.
23 Mart günü bir bilgi şöleni için gittiğimiz Karaman”da Semavi hocayı dinleme ve sohbet etme şansı buldum. Hoca elli beş sene önce gezmiş Karadağı ve kitaplaştırmış. Yalnız Başdağa çıkma şansı bulamamış o günün şartlarında.
Bazı yörelerimizde fotoğraf çekmek zordur. Özellikle kadınlar kocalarının kızacağından korkarak fotoğraf çektirmek istemezler. En rahat çekim yaptığımız yerlerden biri Karapınar Yeşilyurt beldesidir. Bir ayağı hep dışarıdadır bu insanlarımızın. Çoğu turistik bölgelerimizde çalıştıkları için dışarıdan gelen konuklarına da çok güler yüzlü davranırlar.
Bazen ilginç tiplerle karşılaşırız gittiğimiz yerlerde. Kızılörende yaşlı bir amcayla tanıştırmışlardı, bu güzel türkü çığırır, diye. Kahvenin önüne hep birlikte oturduk. Yaşlı adam elindeki değneği saz etti çalıp çığırdı bize. Bilenler hikâyesini anlattılar, o hikâyeyi yaşayan biri elbette değneği saz ederdi. Belki bir gün onun hikayesini paylaşırım sizinle, şimdi yeni hikayeler yaşamak için yollara düşme zamanı…

