Foto Behçet müze olmalı
Konya’da yıllardır fotoğrafçılık yapan Yılmaz Oğul, 1917 yılında Konya’da kurulan ilk Müslüman Fotoğrafçı “Foto Behçet”in üçüncü kuşağı.
Konya’da ilk fotoğrafhaneyi kendi soyadıyla “Foto Behçet” olarak kuran Hasan Behçet ise 1886’da Konya Ermenek’te doğmuş. Hasan Behçet Efendi, Sanayi Mektebi’ni (Mekteb-i Sanayi-i Şahane) bitirmiş. O dönemlerde Fotoğrafçılığın Türkler arasında günah ve ayıp sayıldığı bu meslek sadece gayrimüslim vatandaşlar tarafından yapılmaktaymış. İş bulmak için Şam ve Mısır’a kadar gitmiş fakat oraların sıcağına dayanamayarak geri gelmiş. Öğrenciliği sırasında arkadaşlık ettiği Yıldız Sarayı karşısındaki caminin imamı olan Süleyman Sırrı Efendinin oğlu Konyalı Sandıkçızade Mehmet Efendi, ona yardımcı olmak için eskiden tandığı Garabet Krikor Solakian ile görüşerek Hasan Behçet Efendi’yi onun yanına yerleştirmiş. Okulda öğrendiği Fotoğrafçılık dersini bilgisini de geliştirerek fotoğrafçılığın bütün inceliklerini öğrenmiş. Daha sonra Solakian’a ortak olmuş. Solakian’ın ölümünün ardından varisleri hissesini o zamanki fiyat ile 500 T.L karşılığında Hasan Behçet’e satmışlar.
1917’de kendi adıyla Konya’da ilk fotoğrafhanesini kurdu
Dünya Savaşına katılan Hasan Behçet 1917 yılında askerden terhis olduktan sonra Konya’ya gelerek İplikçi Camii yanındaki Emirpervane Sokakta kendi fotoğrafhanesini yaptırmaya başlamış. Fakat Kurtuluş Savaşının başlamasıyla tekrar askere dönmek zorunda kalan Behçet, Garp Cephesi Muharebelerine katılmış. Çeşitli muharebelere katılan ve İstiklal Madalyası Kanunun birinci maddesi gereğince, hizmetlerinden dolayı “Kırmız Şeritli İstiklal Madalyası” ile taltifine karar verilen Behçet, ordudan üsteğmen olarak terhis olduktan sonra Solakian’nın kurduğu Görücü Sokaktaki fotoğrafhaneyi yeni yaptırdığı İplikçi Camii yanındaki binaya taşımış.
Türkiye’ye sadece üç adet gelen makineye sahip
Behçet’in fotoğrafhanede kullandığı ve halen çalışır durumda olduğu fotoğraf makinesi 1926 yılında Türkiye’ye üç adet gelen makinelerden biri. Bu makine ERNEMANN DRESDEN amblemli ve diğer ikisinin kim tarafından kullanıldığı halen bilinmemekte.
Yeğeni Ahmet Oğul’u yanına alıyor
Hasan Behçet, 1954 yılında Yeğeni olan Ahmet Oğul’u yanına alarak onun da fotoğrafçılığa başlamasına neden olmuş. Yılmaz Oğul’un babası olan Ahmet Oğul, 1958 yılında Behçet’in vefatının ardından dükkanı devralıyor. 1970’li yıllarda Ahmet Oğul, 15 yaşlarında olan Yılmaz Oğul’un da fotoğrafçılık mesleğine başlamasını istiyor.
Yılmaz Oğul: Babam Foto Behçet adının yaşamasını istiyordu
15 yaşlarında babasının teşvikiyle fotoğrafçılığa başlayan Yılmaz, babam beni yetiştirmek için elinden geleni yaptı çünkü babam ”Foto Behçet isminin yaşamasını istiyordu” dedi. Foto Behçet’in üçüncü kuşağı olduğunu ifade eden Oğul, 1992 yılına kadar babasıyla çalıştığını ve siyah beyaz fotoğraf ustası olan babasından fotoğrafın tüm incelikleri öğrendiğini belirtti.
Babam renkli fotoğrafı kabul edemedi
Oğul, babasının fotoğrafçılığa çok emek verdiğini ve fotoğrafçılıkta çok titiz olduğunu belirterek “Bu yüzden her şeyi eliyle yapmak isterdi” diyor. Oğul, fakat diyor ben o zamanlar genç ve istekli olduğum için babam beni kırmadı ve renkli fotoğraf çekmeme izin verdi diyor.
Belediye Foto Behçet’in binasını yıktı
Oğul, otopark uğruna fotoğrafhanenin yıkılmak istendiğini, 1996 yılına kadar ilk kuruluş yerinde olan Foto Behçet’i de taşımak zorunda kaldıklarını belirterek o yıllarda başından geçen üzücü bir olayı da şöyle anlatıyor: O binanın içerisinde tarih yatıyordu. Ama ben içerisinde iken belediye yıkmaya çalıştı, yıkılan yerlere içeriden tahta çakıyordum.
Adalhan yanında ufak bir yer bulup oraya taşındıklarını anlatan Oğul, iki üç sene sonrada zafer alanındaki şimdiki yerlerine taşındıklarını ve artık burada hizmet verdiklerini belirtti.
Stüdyo fotoğrafçılığı kalkacak
Üç dört yıl içinde stüdyo fotoğrafçılığının ortadan kalkacağını dijital fotoğrafçılığın artık çok yaygın olduğuna dikkat çeken Oğul, “Artık sanat olayı bitti” şeklinde açıklama yapıyor. Fotoğrafçılığın üçüncü kuşağı Oğul, çocuklarına fotoğrafçılık yaptırmak istemediğini de söylüyor çünkü diyor: “Fotoğrafçılık sanatı siyah beyaz döneminde idi”
Foto Behçet müze olsun
53 yaşında olan Oğul 35 yıldır bu işi yaptığını, artık yorulduğunu ve mesleğin kendisini bıraktığını kendisinden başkada hiç kimsenin bu işle uğraşmayacağını ifade ederek belediye tarafından Foto Behçet’in müze haline dönüştürülmesini istedi. Ellerindeki makinelerin antikaya giderse tekrar toplanamayacağını vurgulayan Oğul, artık yetkililerin ilgilenmesini istedi. Maide Türker-Memleket