Eşrefoğlu restorasyon kurbanı mı?
Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından1296 – 1299 yılları arasında yaptırılan Anadolu’daki ağaç, çatı ve düz direkli camilerin en büyüğü ve görkemlisi olan Beyşehir’deki Eşrefoğlu Camiinin bilinçsizce restore edildiği görüşünü ileri sürüldü
Anadolu'da direkli düz tavanlı ulu camilerin en büyüğü ve en görkemlisi olarak kabul edilen, anıtsal taç kapısı, eşsiz mihrap ve mimberi, üstün ağaç ve çini işçiliği yönlerinden bir Türk ağaç cami müzesi görünümü veren Eşrefoğlu Camii’nin yanlış restore edildiği ileri sürüldü.
Uzmanlar özellikle kalem işi süslemelerin aslına uygun yapılmadığını iddia ederek, yapılan restorasyonla caminin orijinalliğinin zarar gördüğünü söylüyorlar. Eşrefoğlu Camii ile ilgili çalışmaları ile tanınan SÜ Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yaşar Erdemir; “Kalem işi süslemeleri berbat etmişler. Bağırdım, çağırdım, feveran ettim ama kime gittiysem bu rezaleti durduramadım. Cami tüm orijinalliğini kaybetti” dedi. Hünkâr Mahfili’nde özel bez ve kumaşlar üzerine astar çekip motifler nakşedildiğini belirten Erdemir’e göre orijinal motifler de kazınmış. Erdemir “Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulların ne iş yaptığını çok merak ediyorum. Bunların orada bulunmasının, tarihî eserlere sahip çıkmaktan öte ne gibi bir gayesi olabilir, bilmiyorum” dedi.
700 yıllık tarihi caminin geçtiğimiz yıl tamamlanan restorasyonu ile ilgili bir başka tepki de SÜ Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Haşim Karpuz'dan geldi. Karpuz, “Restorasyon yaparken, alçı sistemini, çini motifini yahut bir kuş figürünü yok ettiğinizde o döneme ait önemli simgeleri de yok etmiş olursunuz. Eşrefoğlu Camii gibi, her alanda birinci sınıf bir esere böyle rastgele insanların, öğrencilerin, acemilerin el atmaması lazım. Türkiye’nin en iyi nakkaşı kimse o getirilmeli. Hem teorisi hem de pratiğini bilen uzmanların bu işle bizzat ilgilenmesi gerekiyor" dedi.
SÜ Mimarlık Fakültesi Restorasyon Bölümü Başkanı Doç. Dr. Osman Nuri Dülgerler de Eşrefoğlu Süleyman Bey Camii ve Külliyesi’nde tam anlamıyla kültür katliamı yapıldığını söylüyor. Restorasyonda eskiyi inkâr etmemenin şart olduğunu anlatan Dülgerler, motiflerde bir tamamlama yapıldığında sırıtmayacak şekilde yapılması gerektiğini ifade ederek, sadece Konya’da değil Türkiye’de yapılan çalışmaların hemen hepsinin sorunlu olduğunu öne sürüyor. Eleştirileri reddeden Konya Vakıflar Bölge Müdürü İbrahim Genç ise yapılan çalışmaların doğru olduğunu belirterek, üniversite hocalarının restorasyon bilgisinin olmadığını ileri sürdü. Memleket