Erke’nin elindeki buluş benim!
Konyalı tornacı ustası Halis Küçükçelebi, Erke Mühendislik’in ‘yüzyılın buluşu’ diye açıkladığı enerjisiz enerji üreten cihazın gerçek sahibi olduğu iddiasında bulundu.
Erke’nin Ekim ayı sonlarına doğru gazetelere ilan vererek ve geçtiğimiz hafta basın toplantısı düzenleyerek kamuoyuna açıkladığı projeden sonra Türkiye’nin pek çok şehrinde “Bir buluş da ben de var” diyen bir çok mucit ortaya çıkmıştı. Konyalı emekli torna ustası Halis Küçükçelebi de bunlardan biri. Ancak Küçükçelebi emekli paşaların buluşu olan cihazın geçtiğimiz yıl kendisinin Almanya’da çalınan projesi olabileceğini iddia ediyor.
Konya Sarayönü doğumlu 67 yaşındaki Halis Küçükçelebi, bir süredir 'Erke Bilimsel Düşüncenin Gücü' sloganıyla duyurulan yakıt gerektirmeyen kuvvet makinesinin 2000-2002 yılları arasında bir arkadaşıyla birlikte yaptığı kısa adı KKEÜJ olan “Kendi Kendine Elektrik Üreten Jeneratör”le tıpatıp aynı olduğunu belirtiyor.
Erke ERKE Araştırmaları ve Mühendislik AŞ’nin buluşu olan cihaz için de Türk Patent Enstitüsü’nden paten alınmadığına işaret eden Küçükçelebi “Cihazı yaptığımız tarihte Türk Patent Enstitüsü’ne başvuruda bulunduk. Başvurumuzu değerlendirmeye bile almadılar. Bir de ‘Amca sen zaten emekli olmuşsun, bu işlerle uğraşma, git yengeyle vakit geçir’ dediler. Daha sonra bir arkadaşım cihaz için Almanya’dan patent alabileceğimizi söyledi. Türkiye’ye yaptığımız başvuru kabul görmediği için biz de Almanya’ya başvuruda bulunduk ve 23 Mart 2003’te Alman Patent Enstitüsü’nden patent aldık” diyor.
Alman Patent Enstitüsü tarafından patent aldıktan sonra Alman-Norveç ortaklığı olan bir firma tarafından Almanya’ya deneme maksadıyla götürüldüğünü ifade eden Küçükçelebi “Firma ile 3 milyon dolara anlaştık. 2005 yılına kadar deneme süresi istediler. Biz zaman zaman iletişim halindeydik. Ancak firmadan 2004 yılı ortalarında cihazın çalındığına dair bir haber geldi. Firma ile noterde yaptığımız sözleşmeye cihazın kaybolması halinde firmanın tazminat ödemesi gerektiğini belirtir bir madde eklettirmemiştik” diye hayıflanıyor.
Halis Usta, enerji tüketmeden enerji veren buluşunu ise şöyle tarif ediyor: Üç dinamosu bulunan jeneratör, ilk hareketi için akü ya da başka bir enerjiye ihtiyaç duyuyor. Yaklaşık 150 kg ağırlığında. Bu büyüklükteki cihaz bir ev ya da dairenin elektrik ihtiyacını karşılayabiliyor. Daha da geliştirilmesi halinde şehirlerin enerji ihtiyacını karşılayabilir.
İLK MİBZERİ O YAPMIŞ!
Kendisinin ilkokul mezunu bile olmadığını ve okuma yazmayı kendi gayretleriyle öğrendiğini vurgulayan Küçükçelebi bugüne kadar başka ilklere de imza attığını aktarıyor.
Türkiye’de ilk mibzeri kendisinin yaptığını, bir zamanlar Bulgaristan’dan ithal edilen oksijen tüplerini ürettiğini belirtiyor ve yine ürettiği demir kesen makasları, 1977’de koalisyon döneminin Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdülkerim Doğru Konya’ya geldiğinde kendisine kestirdiğini ekliyor.
GEÇEN HAFTAYA DAMGA VURAN BULUŞ SAHİPLERİ
Erke ERKE Araştırmaları ve Mühendislik A.Ş. adlı şirket tarafından düzenlenen basın toplantısında, 'yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi' icat edildiği bildirilmişti.
Şirketin Yönetim Kurulu Danışmanı emekli Tümgeneral Çetin Uğural, bir süredir gazetelerde yer alan 'Erke Bilimsel Düşüncenin Gücü' başlıklı ilanların nedeninin bir buluş olduğunu açıklamış, şirketlerinin uzun süredir bu icat üzerinde çalıştığını belirtmişti.
Bu buluş ile erişilen sistemin, çevreye zarar vermeyen, istenilen güç ve sürati sağlayabilen, doğrudan hareketin elde edilebildiği yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi olduğunu anlatan Uğural, bu sistemin çalışmasında maddenin atalet özelliğinden faydalanıldığını ifade etmişti.
Uğural, makine için yurt içi ve yurt dışında patent başvurusunun yapıldığını ve 2007 yılı içinde ürünlerin piyasaya çıkacağını kaydetmiş anca Türk Patent Enstitüsüne herhangi bir müracaatta bulunmadığı ortaya çıkmıştı.
Geçen haftaki diğer Kuvvet Makinesi hikayeleri
Bursalı elektrik ustası Ferhat Özpınar, Erke ERKE araştırmaları ve mühendislik A.Ş. adlı şirket tarafından İstanbul'da tanıtımı yapılan 'yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi'nin patentinin, kendisinde olduğunu öne sürmüş 'Kuvvet makinesi'nin buluşunu, 1992 yılında kendisinin gerçekleştirdiğini iddia etmişti.
Buluşu için 2 Kasım 2000’de Türk Patent Enstitüsüne başvurduğunu ve sonrasında patentini aldığını belirten Özpınar, tüm girişimlere rağmen maddi yetersizlikler nedeniyle makinenin tanıtımını yapamadığını bildirmişti.
Bir buluş da Adıyaman’dan
Dünya tarihini değiştireceğini öne sürdüğü icadın Erke firmasının değil kendisine ait proje olduğunu ileri süren Adıyamanlı Elektrik Mühendisi Davut Işıklar da gerekirse Erke firmasıyla ortak çalışabileceğini belirtmişti. Yaptığı buluş ile uzay çağının başladığını öne süren Adıyamanlı mucit, araçların da artık havada uçabileceğini iddia etmişti. Erke firmasının yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi olduğunu açıklamasına da Işıklar, “Hiç bir makine yakıtsız çalışmaz” cevabını vererek, Erke firmasının yaptığı açıklamayı yalanlamıştı.
Erke ERKE Araştırmaları ve Mühendislik AŞ'nin düzenlediği basın toplantısıyla 'yakıtsız çalışan motor' ürettiklerini açıklamasının hemen ardından Elektrik Teknisyeni Hüseyin Kılıç, Emekli Memur Haşim Yiğit ve Tüccar Yücel Karakaya isimli 3 kişi daha ortaya çıkarak hiçbir enerji kaynağına ihtiyaç duymadan sürekli çalışabilen motor yaptıklarını iddia etmişti.
DEVRİ DAİM MAKİNALARI, İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK HAYALİ OLMUŞ
İlk hareketi verildikten sonra kendi kendine çalışabilen makinalara “Devri daim makinası” adı verilmiş. Bir kez harekete geçirildikten sonra, hiç durmadan sonsuzluğa kadar çalışacak olan “devri daim makinası” insanoğlunun en büyük hayali olmuş ama bugüne kadar böyle bir makina yapılamamış.
Bilinen ilk devri daim makinası büyük boydaki bir tekerlek şeklinde tasarlanmış. Tekerleğin içerisine yarım daireler şeklindeki boşluklara demir veya taştan ağır gülleler yerleştirilerek ilk dönme sağlanmış. Daha sonra tekerleğin içerisindeki odacıklarda dıştaki ağırlığın içteki ağırlığı kaldıracağı düşüncesiyle devir daim makinasının çalışacağı iddia edilmiş ama yapılan denemelerde makina çalışmamış. Tekerleğin dış yüzeyine gülle yerine değişik türden bağlanan ağırlıklarla yapılan çalışmalardan da bir sonuç alınamamış.
Devri daim makinası konusunda en ciddi çalışmayı Alman Beszler-Orffyreus (1680-1745) yapmış. Çapı 3.5 metre, kalınlığı 35 santimetre olan tahtadan bir tekerlek, ince bir eksen etrafına geçirilip, kapısı mühürlü bir odada çalıştırılmış. Orffyreus, makinasının nasıl çalıştığını kimseye açıklamamış. Odaya 8 hafta sonra girildiğinde tekerleğin dönmesinin sürdüğü görülmüş ama Orffyreus’un yaptığı makina yine kendisi tarafından sırrı öğrenilmeden parçalanmış.
Tekerlek esasına dayanan devri daim makinalarından sonuç alınamayınca su ile çalışan devri daim makinalarına umut bağlanmış. Huni şeklindeki büyük bir kabın içerisine doldurulan suyun, üstten yapılacak basıncın etkisiyle, alttan ince bir boruyla yukarı taşınıp devir yapabileceği görüşü ortaya atılmış, ancak “Birleşik Kaplar Kanunu”na göre sistem çalışmamış. Üstte kalan suyun, altta kalan suya basınç yapıp devir yapması hayali de gerçekleşmemiş.
Dinamo, elektrik motoru, buhar makinası ve benzinli motorların bulunmasıyla birlikte devri daim makinası çalışmalarına yeni bir boyut getirilmiş. Elektrik motoruna bağlanan bir dinamo ile bu tür makina yapılabileceği düşünülmüş. Verilecek ilk hareketten sonra dönen dinamonun üreteceği elektriğin, elektrik motorunu besleyeceği, motorun da dönerek dinamoya hareket vereceği, böylece sonsuz dönmenin olabileceği düşünülmüş ama bu hayal de boş çıkmış. Sürtünme ve ısı kaybı nedeniyle elde edilen elektrik enerjisi, istenen mekanik enerjiyi karşılamaya yetmemiş. Kendini kaşif sanan, bilimsel gelişmelerden haberi olmayan bazı mucitlerin “bana imkan tanınsa neler yaparım” türündeki çabaları da devri daim makinası yapmaya yetmemiş.
Sonuç olarak, bir enerji, başka bir enerjiye kayıp vermeden dönüşememiş ve bugüne kadar devri daim makinası yapılamamış.