Erken yitirdiğimiz bir aydınımız: Ö. Faruk Sur
Değerli aydınımız, kültür-sanat sevdalısı, şair, çevirmen Ö.Faruk Sur’u en verimli olabileceği bir dönemde yitirdik.
Zeki Oğuz
Değerli aydınımız, kültür-sanat sevdalısı, şair, çevirmen Ö.Faruk Sur’u en verimli olabileceği bir dönemde yitirdik. Daha 56 yaşındaydı. Yani günümüz ortalamasına göre genç diyebileceğimiz bir yaştaydı. 1943 yılında başlayan hayat yolculuğu 1999 yılında bitti. 1997’nin ilk günleri, yani Çalı’nın günyüzüne çıkacağı günler onun da kapısını çalmıştım. Çalı’nın yayınlanacağını duyunca sevinmiş, desteğini esirgemeyeceğini söylemişti. Ölünceye kadar da destekledi. O kadar ki Çalı aleyhine atıp tutanları azarlama pahasına. İlk sayının arka kapağında onun Paul Eluard’dan çevirdiği “Umut Bacıları”nı yayınlamıştım.
Sur ailesi her daim imrendiğim bir aile oldu. Baba Mehmet Sur Yeni Konya’nın yayınlanmaya başladığı 1949 yılından itibaren başmürettibiydi. Ö.Faruk Sur, Abdullah Sur ve şehrimizin yetiştirdiği iyi gazetecilerden İbrahim Sur nerdeyse mürekkep kokuları içinde büyümüşlerdi. Ö.Faruk Sur iyi şairdi. İyi bir çevirmendi, Abdullah da öyle. Ne yazık ki Abdullah’ın şiirleri gazete sayfalarında, Çağrı’nın öteki dergilerin sayfalarında kalıp gitti. Belki çoğu gazeteci arkadaşlarımız bilmez… İbrahim Sur iyi gazeteciliğinin yanı sıra iyi şairdi. İyi öykücüydü. Gazeteciliği öne çıktığı için hep geri planda kaldı bu yönleri.
Ö.Faruk Sur’ u gazeteciliğe başladığım 1968’lerde tanıdım. O yıllardan ölümüne değin çok seviyeli bir ilişkimiz oldu. En küçük bir yüz eğrisi bile olmadı aramızda. Son yıllarında İnsan Hakları Derneği sekreteriydi. Derneği sürekli o açık tutuyordu. Bu görev anlayışına saygı duyuyordum ama birkaç kere yalvarmadan edemedim.
“Abi sen artık kültür-sanat konularına ağırlık ver, çevirilerine dön” diye.
“Haklısın Zeki” derdi ama sadece bu kadar. İlk yazıları Yeni Konya’da 1964 yılında yayınlanmaya başlar. Sosyal yönden hayli faal bir insandır. Şehrimizde ilk kurulan Oda Tiyatrosu ile Büyükburnak köyüne giderler. Oda Tiyatrosu köylülere Cahit Atay’ın “Pusuda” adlı oyununu sergiler. Köylüler oyuna büyük ilgi gösterirler. Köyün yedek öğretmeni de sonraki yılların önemli yayıncılarından biri olacak olan, yazar Bülent Habora’dır.
Bülent Habora bölgemizde kaldığı sürece Yeni Konya’da yazılar yazar. Gezi yaptığı köyleri anlatır.
O tarihlerde gazeteye arka sayfa güzelleri de girmeye başlamıştır.
Değişik konularda uzun röportajlar yapar. Zamanın ünlü ressamı ve Eğitim Enstitüsü hocası Erdoğan Munis ile çok güzel bir röportajı yayınlanır. Gittiği Mut Kayısı Şenliğinden haberlerin yanı sıra uzun yazılar gönderir.
AÜ Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitiren Ö. Faruk Sur, Arthur Rimbaut’un şiirlerini çevrirerek “Ofelya” adıyla yayınlar.
Gazi Lisesinde Fransızca öğretmenliği yaptı. Yurtsever, devrimci bir tavrı, sonuna kadar halkı için çarpan bir yüreği vardı. O yüzden Kenan Evren faşizmi onu da zindana attı. Maddi manevi işkencelere uğradı. Ama o hiçbir zaman döneklerden, halk düşmanlarından olmadı. Öldüğü ana kadar sürdürdü mücadelesini.
Eğitim-Sen ve İnsan Hakları Derneğinin kuruluşlarında önemli görevler üstlendi. Bugün de inancım o ki Ö. Faruk Sur asıl zamanını kültür-sanata, çeviriye verebilseydi kültür dünyamıza çok önemli çeviriler kazandırırdı.
Onun, Çalı’da yayınladığımız “Umut Bacıları” ile bitirelim sözü.
“Umut Bacıları
Umut bacıları, ey yürekli kadınlar
Ölüme karşı bir antlaşma yaptınız
Aşkın erdemlerini birleştirmeydi bu
Ey sağ kalmış bacılarım
Hayatınızla oynuyorsunuz
Zafer kazansın diye hayat.
Ey yüceler yücesi bacılarım gün doğdu doğacak
O gün gülünç sözcüklerdir yoksulluk ve savaş
Acı adına bir şey kalmayacak
Her yüz okşanmaya hak kazanacak.”