Erdoğan'dan 2011'in muhasebesi

Erdoğan'dan 2011'in muhasebesi

Erdoğan, 2011'in son Ulusa Sesleniş programında Türkiye ve dünayda yaşanan olaylara değinirken Fransa'ya karşı tepkisini çok farklı şekilde ortaya koydu

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, televizyonlarda yayımlanan Ulusa Sesleniş programında yaptığı konuşmada hüznüyle, sevinciyle, 2011 yılına artık veda edildiğini, büyük umutlarla ve büyük heyecanlarla da 2012 yılını karşılamaya hazırlandıklarını ifade etti.

''Bu Ulusa Sesleniş programı vesilesiyle, 2012 yılının, aziz milletimize, ülkemize, tüm insanlığa huzur, barış, bereket ve hayırlar getirmesini Allah'tan temenni ediyorum'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''2012 yılının, her bir vatandaşımız için, hayallerin gerçeğe dönüştüğü, ayrılıkların son bulduğu, küslüklerin, husumetlerin kaybolduğu, sağlık ve afiyet dolu bir yıl olmasını diliyorum. Aynı şekilde, 2012'nin, bölgemizde ve dünyamızda artık çatışmaların dindiği, savaşların sona erdiği, yoksulluğun eridiği ve barışın, muhabbetin, kucaklaşmanın egemen olduğu bir sene olmasını yürekten arzuluyorum. Bu Ulusa Sesleniş programı vesilesiyle, sizlere, siz aziz milletimize, vatandaşlarımıza olan bir vefa borcumu da burada dile getirmek istiyorum. Sizlerin de bildiği gibi, 26 Kasım'da bir operasyon geçirdim. Doktorlarımızın tavsiyeleri doğrultusunda bir süre istirahat ettim ve artık işimin başına döndüm, rutin programlarımızı yürütmeye başladım. Ameliyat ve sonrasında, telefon, telgraf, e posta yoluyla, bizzat evimin önüne gelerek veya sair şekillerde geçmiş olsun mesajlarını ileten tüm dostlarıma, kardeşlerime, vatandaşlarıma, milletime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Yurt dışından, komşu, dost, kardeş ülkelerden, o ülkelerin vatandaşlarından gelen sıhhat temennileri için ayrıca teşekkür ediyorum. Özellikle, bizlerden hayır dualarını eksik etmeyen, dualarıyla, temennileriyle, gönülden muhabbetleriyle bizlere samimi hissiyatlarını ileten herkese de aynı şekilde şükran ve minnet duygularımı ifade etmek istiyorum''

HEDEFLEDİĞİMİZ GELİRE ULAŞACAĞIZ

2012 yılı bütçesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan yoğun müzakerelerin ardından kabul edildiğini anımsatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Hükümetlerimiz tarafından hazırlanan önceki 9 bütçe gibi, bu 10'uncu bütçemiz de, büyüyen, gelişen, bölgesinde ve dünyada ağırlığı her geçen gün artan bir Türkiye vizyonuyla hazırlandı. Yine bu bütçemizde, sosyal politikalar, sosyal yardımlar, eğitime, sağlığa, adalet ve emniyete yapılan yatırımlar öne çıkarıldı, sosyal boyutu yüksek bir bütçe hazırlandı. Şuraya dikkatinizi çekiyorum: Şu anda, bütün dünyada, özellikle de ABD gibi, Japonya gibi, Avrupa Birliği ülkeleri gibi gelişmiş ekonomilerde, küresel krizin etkisiyle sosyal politikalarda ciddi kesintilere gidiliyor. Birçok ülke, memur maaşlarında, emekli maaşlarında kesintiye gidiyor ya da artış yapmıyor. Sağlık harcamaları, eğitim harcamaları, diğer sosyal harcamalarda bu ülkelerde artık ciddi oranlarda tasarruflar yapılıyor. Bu ülkelerde bütçe açıkları artıyor, işsizlik oranları yükseliyor ve kamunun borcu tarihi seviyelere çıkıyor. Yanı başımızda, Avrupa'da bunlar yaşanırken, biz, hiçbir kesintiye, kısıtlamaya gitmeden, tam tersine sosyal harcamaları artırarak yolumuza devam ediyoruz. Yine bu ülkelerde büyüme oranları yavaşlarken, Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer almaya, oradaki konumunu muhafaza etmeye devam ediyor.

2011 yılının 3'üncü dönemine ilişkin büyüme oranları 12 Aralık tarihinde açıklandı. Dünyanın, Avrupa'nın, gelişmiş ekonomilerin ciddi darboğaz yaşadıkları bir süreçte, Türkiye ekonomisi 3'üncü çeyrekte yüzde 8,2 oranında büyüme kaydederek, dünyanın, Çin'den sonra en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. 2011 yılının ilk 9 ayındaki büyüme oranımız ise yüzde 9,6 olarak gerçekleşti. 2010 yılını, 735 milyar dolarlık bir milli gelirle kapatmıştık. Şu anda, geriye dönük 4 dönemlik toplam milli gelirimiz 793 milyar dolara ulaştı. Bu yılın son çeyreğindeki büyüme ile bu rakamın da üzerine çıkacağız. Yani milli gelir rakamında, kriz öncesi dönem olan 2008 seviyesini de aşarak, cumhuriyet tarihimizin yeni bir rekorunu daha elde ettik. İnşallah, bize ait olan bu rekorun üzerine yenilerini ekleyerek, milli gelirimizi her dönemde artırarak, 2023 için hedeflediğimiz 2 trilyon dolar milli gelire hep birlikte milletçe ulaşacağız.''

ŞUANDA İSTESEK TAMAMEN SIFIRLARIZ

Başbakan Erdoğan, büyümeyle birlikte sevindirici gelişmelere şahit oldukları bir başka alanın da işsizlik olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

''2011 yılı eylül döneminde işsizlik oranı yüzde 8,8 gibi gerçekten rekor bir seviyeye geriledi. Bu düşüşü de devam ettirecek, inşallah işsizliği de makul seviyelere düşüreceğiz. Milletçe hepimizi sevindiren bir başka gelişmeyi de burada sizlere açıklamak istiyorum. Şu anda, dünyanın birçok ülkesi, kamu borçlarını çevirmek amacıyla Uluslararası Para Fonu'ndan yüksek faizlerle kredi çekmek için sıraya girmiş durumda. Türkiye'de ise durum tam tersi. 2002 yılı sonunda, görevi devraldığımızda, önceki hükümetlerden 23,5 milyar dolarlık IMF borcunu devralmıştık. Bu borcu ödedik, ödedik ve şu anda, 2,9 milyar dolara kadar indirdik. IMF ile yeni stand-by anlaşması yapmadığımız gibi, borçlarımızı da artık tamamen kapatıyoruz. Şu anda istesek tamamen sıfırlarız. Fakat 2013 Nisanı'na kadar bu işin bir takvimi var, bu takvim içerisinde ödemeye devam edeceğiz.

İkinci bir devraldığımız rakamı da açıklıyorum: 2002'de 27 buçuk milyar dolar olarak devraldığımız Merkez Bankası döviz rezervi de, şu anda 92 milyar dolar seviyesinde. Bunu da sizlere hatırlatmak istiyorum. Biz, tedbiri elden bırakmıyoruz. Dünyadaki, Avrupa'daki gelişmeleri çok yakından takip ediyor, popülizme tevessül etmeden, milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir hassasiyetle koruyarak, gerektiğinde de cesaretle kararları alıp uygulayarak yolumuza devam ediyoruz. Yere sağlam basıyoruz vesselam.''

TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye bir hukuk devletidir. Hukukun verdiği güçle, yetkiyle, hukuksuzlukla mücadele etmek de bu milletin en tabii hakkıdır'' dedi.

Erdoğan, televizyonlarda yayımlanan Ulusa Sesleniş programında yaptığı konuşmada, hükümet olarak, ne dış politikadaki barış odaklı tavırlarından ne de ülke içindeki demokratikleşme adımlarından asla taviz vermeyeceklerini, asla geri adım atmayacaklarını ifade etti.

''Dış politikada çözüm odaklı politikalardan, çözümsüzlük odaklı politikalara geçmek, biz biliyoruz ki kendi kendisine zarar vermek, kendi ayağına kurşun sıkmaktır'' diyen Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Aynı şekilde, demokratikleşme adımlarından ya da özgürlüklerden geri adım atmak da ülkeye, millete, en başta kendimize yapılmış aleni bir haksızlık olur. Bizden, böyle bir tavır, böyle bir yavaşlama, bir geri adım bekleyenler, 9 yıldır olduğu gibi bundan sonra da beyhude beklerler. Terörle mücadele, bizim dönemimizde, hak ve özgürlüklerle güvenlik arasındaki denge en hassas şekilde muhafaza edilerek yürütülmüştür ve yürütülmektedir. Hiç kimse, ama hiç kimse, keyfi olarak, hukuka aykırı şekilde gözaltına alınmıyor. Hukukun en temel ilkeleri hassas şekilde gözetiliyor, Anayasaya, yasalara, evrensel normlara uygun şekilde bir süreç işletiliyor.

Güvenlik güçlerimiz şehit edilirken, belediye otobüslerinde masum kızlarımız yakılarak katledilirken, sokakta, çocuklarının gözü önünde anneler, annelerin karnında doğmamış bebekler şehit edilirken, hiç kimse bizden durup seyretmemizi bekleyemez. Devlete paralel örgütlenmeler, alternatif mahkemeler kurulurken, vergi adı altında haraç toplanırken, belediyelere, millete hizmet üretilmesi için gönderilen paralar terör örgütüne aktarılırken, hiç kimse bizden sessiz kalmamızı bekleyemez.''

ZİHİNLER BULANDIRILMAK İSTENİYOR

''Terörün, yani eli kanlı katillerin propagandasını yapanlara, onların cinayet işlemelerini kolaylaştıranlara, onların daha fazla cinayet işleyebilmeleri için lojistik destek sağlayanlara karşı tepkisiz kalmamız beklenemez'' değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğuna dikkati çekerek, hukukun verdiği güçle, yetkiyle, hukuksuzlukla mücadele etmenin, bu milletin en tabii hakkı olduğunu vurguladı.

Belgelere, bilgilere, toplanan delillere bakmaksızın, iddiaları göz ardı ederek, daha sorgulama aşamasında, daha yargılama süreci tamamlanmadan, tutuklamaları, gözaltıları eleştirmenin, buradan demokrasi adına bir takım yorumlarda bulunmanın, adil olmadığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

''Adil olmadığı gibi insani de vicdani de değildir. Ne yazık ki bazı çevreler, bu ülkedeki her hadiseyi bir şekilde istismar için bir fırsat olarak değerlendirme yanlışı içindedir. Bu yanlışta da ısrar ediyorlar. Ne yazık ki, gençler, çocuklar, terörist cenazeleri; şehitlerimiz; annelerin, babaların hissiyatı; yargının tasarrufları, güvenlik güçlerinin operasyonları birer istismar aracı olarak kullanılıyor, zihinler bulandırılmak isteniyor. Biz bunlara asla fırsat tanımayacak, bunların istismarına da mahal oluşmaması için azami hassasiyetle yolumuza devam edeceğiz.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Ne Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, ne dost ve kardeş halklara, hukuk dışı, insanlık dışı, haksız ve insafsız muameleye biz asla rıza göstermeyiz'' dedi.