Erdoğan: Çık vatandaşlıktan

Erdoğan: Çık vatandaşlıktan

Başbakan Erdoğan, bazı kişilerin, cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün, seçildiği taktirde “Benim cumhurbaşkanım olamaz" dediğini belirterek bu görüşte olanların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması gerektiğini söyledi.

Erdoğan'ı kızdıran yazıyı Hürriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun kaleme almış ve şöyle demişti: "Türban için Türkiye Cumhuriyeti'ni AİHM'ye veren Abdullah Gül cumhurbaşkanıdır. Gül benim cumhurbaşkanım değildir..."


KANAL D'DE KONUŞTU


Başbakan Erdoğan, önceki akşam Kanal D’de yayınlana “Arena" programında gazeteci Uğur Dündar’ın sorularını yanıtladı.


Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığına adaylığı konusunda bazı kişilerin yakışıksız yorumlar yaptığını kaydeden Başbakan Erdoğan, Gül’ün cumhurbaşkanı seçildiği taktirde “Benim cumhurbaşkanım olamaz" şeklinde yorumların olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bazıları çıkıp benim cumhurbaşkanım olamaz’ gibi ifadelerde bulunabilir. Maalesef edep adap bilmeyenler de var. Onu diyebilen insan önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkması lazım. Bu da benim hakkım. Çünkü bu ülkede cumhurbaşkanı kim olursa olsun hepimizin cumhurbaşkanıdır. Senin değilse o zaman çık buranın vatandaşlığından kimi seçiyorsan oraya git, oradaki cumhurbaşkanı senin cumhurbaşkanın olsun Ama bu ülkede yaşadığın sürece, Türkiye’nin 780 bin kilometre kare sınırı içinde yaşıyorsun. Buranın vatandaşısın. Buranın cumhurbaşkanı senin cumhurbaşkanındır Başbakan’ı da Başbakanındır.".


Erdoğan, Abdullah Gül’ün Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığı konusunda şüphelerin olduğunun hatırlatılması üzerine de şöyle konuştu:


“Benim şu anda gerek Milletvekili arkadaşım, gerek Başbakan Yardımcım ve Dışişleri Bakanım Abdullah Beyin öyle olmadığını kim iddia ediyor veya kim söylüyor? Kendi çalıp kendi oynayanlar varsa beni ilgilendirmez.


Benim tanıdığım bir Abdullah Bey var. Abdullah Bey hakkında birileri böyle söylüyor veya Halk Partisi veya sayın Baykal böyle söylüyor diye bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil ki. Abdullah Beyi bugün uzaydan alıp getirmedik ki, Abdullah Bey, 92’den bu yana parlamento çatısı altında bulunan, Avrupa Parlamentosu’nda çalışmalar yapmış, devlet bakanı olmuş, dışişleri bakın olmuş, başbakanlık yapmış başbakan yardımcılığı yapmış bir arkadaşım.


Dünya siyasetinde dünya liderleriyle hukuku olan onlarla sürekli irtibat halinde olan bir arkadaşım. Ehliyet liyakat açısından benim en ufak bir endişe duyamayacağımız bir arkadaşımız. Biz Çankaya’ya yakışanı taşımayacak mıyız? Yakışanı taşıyacağız. Temsil gücü olanı taşıyacağız. Temsil gücü olmayanlarla biz dünyayla mücadele edemeyiz ki.".


Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın 12 Nisan’da yaptığı basın toplantısındaki açıklamalardan, “Anayasaya uyulması" konusunu anladığını söyledi. Erdoğan, cumhurbaşkanı niteliklerinin anayasada belirlendiğini ifade ederek, “Bizim adayımız Sayın Gül bu niteliklere uyuyor mu, uyuyor. İş bitmiştir. Daha neyi arıyorsunuz" dedi.


Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siyasete karıştırılmaması gerektiğini belirten Erdoğan, “Silahlı Kuvvetlerimizi siyasete karıştırmayalım, o yerinde olsun. Çünkü bütün kurumlarımız anayasamızın görevlerle görevlidir. Siyasetin içine onu çekersek o zaman biz burada niye varız. O zaman biz siyaset yapmayalım, biz çekilelim, siyaseti o zaman başka kurumlar yapsın" diye konuştu. Memleket


BEKİR COŞKUN BAŞBAKAN'A CEVAP VERDİ   


Ntvmsnbc'ye konuşan Bekir Coşkun, “Elinizi vicdanınıza koyun, bir başbakana bu söz yakışıyor mu” dedi. Coşkun’un bugünkü yazısının başlığı da şöyle: Gidecek yerim yok!


 Suç varsa mahkemelere gidilir


Bu ülkede eğer kötü bir şey yapılıyorsa buna tepki duymak bir gazetecinin en doğal hakkıdır. Ama kendi üslubuna göre öyle, böyle bir şekilde bunu ifade eder. Suç varsa mahkemelere gidilir, yargılanır. Ha eğer başbakan buna cevap verecekse -elimizi vicdanımıza koyarak söyleyelim- bir başbakanın vereceği cevap mıdır bu!..


 İran'da mollaların gelişinden önceki hava


Daha çok İran’da mollaların gelişinden önceki havaya benziyor. Aydınlara “çek git” denmiş ve bütün İran’daki aydınlar ülkelerinden uzaklaşmak zorunda kalmıştı. Bu tür bir benzetmeyi yapmaktan dolayı hem tüylerim diken diken oluyor, hem çok canım sıkılıyor. Fakat gazetecinin yazgısıdır, bir şeyi söylemesi gerekiyorsa söylemek zorundadır. Söylemiyorsa o yaptığı şey gazetecilik değildir. Biz bunu yapmak zorundayız.


 Emin gazeteden ben Türkiye'den kavuldum


Enteresan bir şey var. Emin’le biz aslında birbirimize şakayla karışık takılırdık. O Hürriyet’ten kovuldu ben Türkiye’den kovuldum. Emin’in önüne geçmiş oldum. Şu anda ben öndeyim.


Yarım depo benzinle Midilli'ye


Nereye gideceğimi de bilmiyorum. Ayvalık’ta Cundada’yım. Midilli’ye yakın. “Yarım depo mazotla gidilir mi?” diye sordum. “Ağbi, gidilir ama dönülmez” dediler. Ben de onu istiyorum zaten...


Gidecek yer garantilemeden yazı yazmasınlar?


Aman dikkat etsinler. Gidecek yer garantilemeden -artık Yunanistan, Bulgaristan, Belçika mı olur- aman ha aman yazı yazmasınlar. Çünkü yazı yazmadan önce gidecek yer bulmak lazım. Ben o hatayı yaptım.


 Şimdi nereye gitsem diye düşünüyorum.


Yarınki yazımın başlığını işte şimdi birlikte çıkarttık. Yarınki yazımın başlığı şu olacak: Gidecek yerim yok!