Erdoğan, Belçika dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı: (1)

Erdoğan, Belçika dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı: (1)

"AB ile yeni bir süreç başlatabiliriz. Bunun için biz pek çok adım attık, bundan sonra da atmaya devam edeceğiz"- "AB Başkanları, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve AB'nin yavaş hareket ettiğini kabul ettiler"- "İdlib'de büyük bedeller ödeyerek ateşkes sağladığımız ve sivilleri koruma altına aldığımız bir dönemde AB de üzerine düşeni yapmalıdır"- "İdlib, Suriye ve mülteci krizi bizden daha ziyade AB için bir irade ve liderlik testidir"- "(Merkel ve Macron ile) Salı günü İstanbul'da bir araya

ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "AB ile yeni bir süreç başlatabiliriz. Bunun için biz pek çok adım attık, bundan sonra da atmaya devam edeceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Belçika ziyaretinden yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Brüksel'deki temaslarına ilişkin genel değerlendirmesi sorulan Erdoğan, İdlib'de yaşanan gelişmeler ve mülteci krizinin yeni boyutlara ulaşması üzerine kapsamlı bir diplomasi trafiği başlattıklarını belirtti.

Erdoğan, yoğun bir telefon diplomasisinin ardından AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov'un Türkiye'ye geldiğini, İdlib'de geçici ateşkesi sağlamak amacıyla Moskova'ya gittiklerini ve geçici ateşkes sağladıklarını anımsattı.

Hem İdlib'deki durumu hem de mülteci meselesini ele almak için Brüksel'de temaslarda bulunduklarını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Meseleyi sadece bu iki konudan ibaret görmüyoruz. Bu yüzden kapsamlı bir hazırlık yaptık. Hem NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg hem de AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu güvenlik tehditlerini ele aldık. NATO ve AB ilişkilerimizi nasıl güçlendirebiliriz diye müzakerelerde bulunduk. Burada hem NATO'nun hem de AB'nin üzerine düşen görevlerinin olduğunu muhataplarımıza ilettik. 28 Şubat'ta NATO'yu acil toplantıya çağırdık ve taleplerimizi resmi olarak ilettik. 11 Mart Çarşamba günü yapılacak NATO Toplantısı'ndan olumlu bir netice çıkmasını bekliyoruz."

- " AB tarafının hızlı hareket etmesi gerekiyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB başkanlarıyla yapılan görüşmede Türkiye-AB ilişkilerini geniş bir perspektiften ele almaları gerektiğini söyledi.

Bu bağlamda 18 Mart 2016 tarihli Türkiye-AB Mutabakatı'nın gözden geçirilerek güncellenmesi, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, Schengen konusunun halledilmesi, müzakerelerin canlandırılması, yeni fasılların açılması, mülteciler için vadedilen toplam 6 milyar avro fonun hızla aktarılması ve ilave fon temini konuları üzerinde durduklarına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

"AB Başkanları, 18 Mart Mutabakatı çerçevesinde Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve AB'nin yavaş hareket ettiğini kabul ettiler. Bu süreci hızlandırmak için ortak bir çalışma yapılacak, teknik ve siyasi ekipler bir yol haritası çıkaracak. Türkiye tarafında Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, AB tarafında Yüksek Temsilci Josep Borrell bu süreci yürütecek. 26 Mart'taki AB Liderler Zirvesi'ne kadar bu çalışmanın ilk ürünlerini vermesini öngörüyoruz. Tabii bunun için AB tarafının hızlı hareket etmesi gerekiyor. AB Başkanları bu yönde bir iradeye sahip. Umarım üye ülkeler de bu sürece destek verirler. Sıkıntıların temel sebeplerinden biri aramızdaki diyalog kanallarının etkin bir şekilde kullanılmaması. Bu yönde atılacak adımlar süreci hızlandıracaktır."

- "AB ile yeni bir süreç başlatabiliriz"

Avrupa'nın büyük fotoğrafı görmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, enerjiden terörle mücadeleye, göç ve mülteci krizinden güvenliğe kadar her alanda dayanışma ve iş birliğine ihtiyaç olduğunu aktardı.

Uyum içinde hareket edildiği takdirde Türkiye'nin de AB'nin de daha güçlü ve güvenli olacağının altını çizen Erdoğan, "İdlib, Suriye ve mülteci krizi bizden daha ziyade AB için bir irade ve liderlik testidir. İdlib'de büyük bedeller ödeyerek ateşkes sağladığımız ve sivilleri koruma altına aldığımız bir dönemde AB de üzerine düşeni yapmalıdır. İdlib ateşkesinin uygulanması ve mülteci krizine kalıcı bir çözüm bulunması herkesin menfaatinedir. AB ile yeni bir süreç başlatabiliriz. Bunun için biz pek çok adım attık, bundan sonra da atmaya devam edeceğiz. AB'nin de bu kararlılığı ve siyasi vizyonu göstermesi halinde mesafe almamız mümkün hale gelecektir." değerlendirmesinde bulundu.

"Bazı AB ülkeleri sığınmacı çocukların ülkelerine kabulüne ilişkin kararlar aldı. Almanya, Yunanistan ve Yunan adalarında bulunan 14 yaş altındaki kimsesiz, özellikle de kız çocuklardan bin ile bin 500'ünün ülkelerine kabul edileceğini açıkladı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce neden sadece kimsesiz çocuklar seçiliyor? Bunun arka planında asimilasyon politikası fikri de yatıyor olabilir mi?" sorusu üzerine, bunun yeni bir konu olmadığını ifade etti.

- İstanbul'da üçlü veya dörtlü zirve

"Maalesef Almanya'da bu yoğun bir şekilde devam eden bir süreç. Ama şu anda bu uygulamanın detayını tam olarak bilmiyoruz." diyen Erdoğan, "Biz cuma günü için aslında bir adım atacaktık. Gerek Sayın Merkel gerekse Sayın Macron İstanbul'a gelecekti. Hatta Boris Johnson'ın da gelme durumu söz konusu. Tabii şu anda gerçekleşmedi. Çünkü pazar günü Fransa'da yerel seçimler olması hasebiyle önümüzdeki hafta salı günü bu buluşmayı gerçekleştireceğiz ve salı günü İstanbul'da bir araya geleceğiz. Eğer Boris Johnson da gelebilirse bu zirveyi dörtlü, gelmezse üçlü yapacağız. Bu ifade ettiğiniz konuyu orada da Şansölye Merkel ile görüşme şansımız olacak." açıklamasını yaptı.

- "Mart ayının 26'sında bir zirve olacak"

Erdoğan, "Türkiye açık kapı politikasına ne kadar daha devam edecek? AB ile yapılan anlaşmalarda hep bir oyalama, zaman kazanma gibi oldu. AB ile yeni bir geri kabul anlaşması imzalanması söz konusu olacak mı? Türkiye sınır kapılarını kapatmak için nasıl bir somut adım görmek istiyor?" sorusu üzerine, aynı durumun devam etmemesi temennisinde bulundu.

Muhataplarına her şeyi açık açık söylediklerinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sayın Charles Michel ve Sayın Ursula von der Leyen, ikili olarak beraberdi. Mevlüt Bey ile dörtlü çalışma yaptık ve bu çalışmayı yaptıktan sonra da bakın 1963’ten bu yana biz Avrupa Birliği'ne resmi müracaatını yapmış, kapıda bekleyen bir ülkeyiz dedik. Türkiye'ye bunu reva görürken, Hırvatistan şu an dönem başkanı, bakın nerden nereye gelmiş. Bunlar dönem başkanı oldu, biz şu anda hep müzakere içindeyiz. Böyle bir durumdayız. Bunun sebebi nedir? Türkiye gibi bir ülkeye yaptığınız çifte standart uygulamaktır. Açık ve net bir şey söyleyeyim, eğer hakikaten farklı bir şey düşünüyorsanız bunları da söyleyin. Biz bu akşam aramızda yaptığımız müzakereyi de iyi niyetlilikle taşıyalım ve vakit kaybetmeden bu aradaki diyalogu, zinciri koparan konuları ortadan kaldıralım. Bakın ben Dışişleri Bakanı'mı görevlendiriyorum. O yanına birkaç uzmanını da almak suretiyle bütün bu konularda, siz de uzmanlarınızla beraber kimi görevlendiriyorsanız görevlendirin. Bunu da Borrell'e söyledim. Bu çalışma başlasın ve biz bu işten yıl sonuna kadar artık bir netice alalım. dedik. Onlar da konuya olumlu yaklaştı ve Mart ayının 26'sında bir zirve olacak. Temenni ederim ki o zirveye kadar arkadaşlarımız bir mesafe alırlar ve o zirvede de bu konular masaya yatırılır."

(Sürecek)


Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.