Eflatunpınar'dan leylekler vadisine

Eflatunpınar'dan leylekler vadisine

Bu mevsim gezginler ve fotoğraf düşkünleri için en ideal mevsimdir...

Zeki Oğuz

Bu mevsim gezginler ve fotoğraf düşkünleri için en ideal mevsimdir. Rengarenk çiçeklerden yeşilin bütün tonlarını görmek, “an” a hapsetmek mümkündür bugünlerde. Şehrimizin her yöresinde kendine has güzellikler vardır ama Beyşehir yöresi bir başka güzeldir bu mevsim. 

Yolboyu hangi güzelliği avlayacağını şaşırır insan. İki geçeli papatyalar, allıgelinler karşılar/uğurlar gezginleri, fotoğraf düşkünlerini. Hangi güzelliğe bakacağınızı şaşırmışken birden karlı dorukları ile Anamaslar çıkıverir karşınıza.

Tanıtım Elçileri Derneği ( TED ) olarak her hafta bir yerlerdeyiz. Geçtiğimiz hafta güzel bir Özbek köyü olan Böğrüdelik’teydik. Aynı gün Böğrüdelik’ten Kuşça’ya geçip küçük bir Kapadokya olan Celil vadisini keşfettik, bol bol fotoğraf çektik ama oraları bir dahaki haftaya anlatacağım. Sırada Beyşehir gezginliğimiz var.

Bu şehrin gezginleri, fotoğraf sanatçıları olarak kimi zaman gideceğimiz bölgedeki yerel yönetimlerden yardım isteriz. Sağolsunlar bu yardım isteğıimizi geri çevirmezler yerel yönetimler. Çoğu zaman ellerinden gelen her imkanı seferber ederler. Beyşehir gezimizde de böyle oldu. Belediye Başkanı İzzet Taşçı’nın büyük desteğini gördük bu gezimizde.Kendisine teşekkür borçluyuz.

İlk durağımız Eflatunpınar’dı. Her Beyşehir gezimizde mutlaka uğrak verdiğimiz bir yerdir bu muhteşem Hitit anıtı.Sadıkhacı beldesi yakınlarındaki bu anıtın bitişiğinden kaynayan su yaz kış hiç eksilmeden akar. Kısa bir yolculuktan sonra Beyşehir Gölüne dökülür. Anıtı ilk defa gören arkadaşlar hayranlıkla fotoğrafladılar bu binlerce yıllık eseri. Çektiğim her karede muhteşem Hitit medeniyetini düşünmeden edemem. Hititlerden kalan anıtların çoğu su kaynağına yakın yerlerdedir. Ilgın Yalburt, Ereğli İvriz ve Eflatunpınar’da olduğu gibi.

Eşrefoğlu Camisinin fotoğraflarını çekerken Belediye Başkanı İzzet Taşçı geldi yanımıza. Bir süre sohbet ettik, Başkan Beyşehir’in tanıtımı yönünden elinden geleni yapıyor. Bir bölgenin tanıtımı yönünden fotoğrafın değerini bildiği için her yıl düzenlenen foto maratona büyük destek veriyor.

Göl kenarındaki restoranda yemeğimizi yedikten sonra Yeşildağ beldesinin mezarlığında bulunan  Leylekler Vadisine doğru yola düştük.

Eski adı Kaşaklı olan Yeşildağ çok eski bir yerleşim yeri. Beldenin batısındaki mezarlığa her yıl bahara doğru  yüzlerce leylek geliyor. Buradaki çam ağaçlarına yuva yapan leylekler yavrularını yuvadan uçurduktan sonra güzün sıcak ülkelere geri dönüyorlar.

Yeşildağ’da çok eski ve estetik güzelliğe sahip evler var. Dört-beş yıl öncesine kadar Pala’nın ilginç bir bakkal dükkanı vardı. Pala Yeşildağ’a özgü etnografik malzemeleri toplamış dükkanda sergiliyordu. Bir gidişimizde dükkanı kapalı görünce belediye başkanına sormuştum, ne oldu? Diye. Başkan övünerek anlatmıştı dükkanı kapattırdığını. “İyi halt etmişsin, diyerek ayrılmıştım başkanın yanından.

Biz leyleklerin fotoğrafını çekmeye çalışırken Naci amcanın balıkçı arkadaşı Ramazan Başoğlu’nun kızı çıkageldi. Evde ayran hazırlamışlar, ikram edeceklermiş. İkram sadece ayranla sınırlı kalmadı. Ramazan kendisi yoktu ama eşi ve kızları kalabalık olmamıza aldırmadan, yüzlerindeki gülümseme hiç eksilmeden konukseverliklerini gösterdiler. Ayranın ardından çaylarımız geldi. Bütün yorgunluğumuzu aldı tavşan kanı çaylar.

Beyşehir’in eşsiz özelliklerinden biri de en güzel gün batımlarının burada oluşmasıdır. O günde doğa bize bütün cömertliğini gösterdi. Harika gün batımı kareleri ile bitirdik geziyi.

Meraklısına not: 

Bir gezgin ya da fotoğrafçı için güzel sürprizler sunan bir ilçemiz Beyşehir. Fotoğrafçılar için malzeme çok. Bu yüzden Beyşehir bölgesini bir günde gezmek mümkün değil. Gölü, geniş ormanlık alanları, yaylaları gerçek birer cennet. Alaattin Keykubad’da bu cenneti ilk farkedenlerden. Gölün batısında Anamasların hemen altında sarayının kalıntısı.