Dünyanın kaderi bu 14 maddede
ABD-İran gerilimiyle sarsılan enerji piyasaları, Hürmüz Boğazı'ndaki askeri hareketliliğin gölgesinde İslamabad’da netleşecek 14 maddelik barış planına kilitlendi.
Washington ve Tahran hattında tırmanan gerilim, küresel ticaretin şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nı yeniden "riskli bölge" statüsüne taşıdı. Dünya enerji arzının %20’sinin geçtiği bu kritik su yolunda yaşanan askeri hareketlilik, piyasalarda "fırtına öncesi sessizlik" olarak yorumlanıyor. Ekonomistler, bölgedeki tıkanıklığın küresel ekonomiyi doğrudan stagflasyon uçurumuna sürükleyebileceği konusunda uyarıyor.
Petrol Fiyatlarında İslamabad Senaryosu
Geçtiğimiz hafta müzakere umutlarıyla 98,9 dolar seviyesine kadar gerileyen Brent petrol, Hürmüz’deki hareketlilikle birlikte yeniden yönünü yukarı çevirdi. Gelecek hafta Pakistan'ın başkenti İslamabad’da masaya yatırılacak olan 14 maddelik yol haritası, enerji maliyetlerinin seyrini belirleyecek. Eğer bu "30 günlük test süreci" başarısız olursa, varil fiyatlarının hızla 120 dolar bandına çıkması ve küresel bir tedarik şoku yaşanması bekleniyor.

Ticaret Savaşlarında Enerji Kozu
ABD Başkanı Trump’ın Çin ziyaretiyle eş zamanlı gelişen bu kriz, enerji koridorunu bir makroekonomik kaldıraç haline getirdi. Çin’in enerji ithalat maliyetlerini doğrudan etkileyen Hürmüz trafiği, Washington ile Pekin arasındaki ticaret müzakerelerinde stratejik bir pazarlık kozu olarak kullanılıyor. Bu durum, krizin sadece askeri değil, küresel ticaret dengelerini değiştirecek ekonomik bir hamle olduğunu kanıtlıyor.
Türkiye’nin "Güven" Diplomasisi ve Piyasa Etkisi
Bölgesel krizlerde üstlendiği "kolaylaştırıcı" rolüyle dikkat çeken Türkiye’nin İslamabad’daki sürece dahil olması, piyasalara nefes aldırabilir. Türkiye’nin enerji koridorunu açık tutmaya yönelik diplomatik hamleleri, sadece bölgesel barış için değil, iç piyasadaki akaryakıt fiyatlarının istikrarı için de hayati önem taşıyor. Yatırımcıların gözü, küresel enflasyonu dizginleyebilecek o kritik imzaların atılıp atılmayacağında.