Dünyadan kadın siyasetçi manzaraları
Milletvekili aday adayı kadınların sayısı önceki seçimlere göre arttı. STK'ların yürüttüğü kampanyalar da daha fazla kadını TBMM'de görmek için. Sonucu zaman gösterecek.
Dünyadaki meclislere baktığımızda özellikle kota uygulamasının olduğu ülkelerde kadın vekillerin sayısının çokluğu dikkat çekiyor. Bizde ise kadınların vekil olması biraz şansa bağlı. Kadınlar ayaklandı!
Beyazlara bürünüp billboardları süslediler ve bütün söylemek istediklerini kısaca özetlediler: "Eşit temsil, gerçek demokrasi, yeni anayasa ve engelleri aşmak için 275 kadın milletvekili istiyoruz." KA-DER'in, 2011 seçimleri öncesi yürüttüğü kampanya, kadınların siyaset sahnesinde daha fazlasına talip olduklarını gösteriyor. Aslında tartışma eski; Türkiye'de kadınların siyaset sahnesinde yeri dar!
Filmi geriye saralım ve Türkiye'deki kadınların siyasetteki durumuna bir göz atalım. Milletçe övünç vesilemiz, ilkokula başlar başlamaz öğrendiğimiz bir şey: "Kadınlara ilk seçme ve seçilme hakkını tanıyan ülkeler arasındayız." Bilgi doğru ama peki ya sonrası...
1935 yılında yapılan seçimler ve Meclis'le ilk tanışan kadınlara baktığımızda durum iç açıcı görünüyor. O gün TBMM'deki 395 koltuğun 18'i kadınlarda. Üstelik Bursa, Balıkesir, Trabzon, Diyarbakır, Çankırı, Edirne gibi Türkiye'nin dört bir yanından toplanan kadınlarda. Kadınların eğitimleri, çalışma hayatındaki yerleriyse göz doldurucu.
Tahsilini Londra Üniversitesi kadın kısmında pedagoji eğitimi görerek tamamlayan Diyarbakır Milletvekili Huriye Öniz Baha; Darülfünun'un coğrafya bölümünden mezun olan, Fransızca bilen İstanbul Milletvekili Fakihe Öymen; Fransızca ve İngilizce bilen Amerikan Kız Koleji mezunu Malatya Milletvekili Mihri Bektaş; Türkiye'nin ilk kadın müfettişi olan Trabzon Milletvekili Seniha Hızal o tabloda yer alan kadınlardan birkaçı.
Fakat aradan geçen yıllar, kadınların aleyhine işledi. Tarihine 19 genel seçim sığdıran Türkiye, 1935 yılındaki kadın milletvekili oranını ancak 2007 genel seçimlerinde geçmeyi başardı. 2007 yılında ortaya çıkan tabloysa malum: AK Parti'den 27, CHP'den 10, MHP'den 2, DTP'den 9 kadın milletvekili Meclis'e girdi. Yani mevcut Meclis'te 48 kadın milletvekili bulunuyor. Rakam her ne kadar kadınların Meclis'te temsil edilmesi açısından Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesini gösterse de listelerde gerilerdeyiz.
Birleşmiş Milletler (BM) ve Parlamentolar Arası Birlik'in (IPU) 2010 yılı faaliyet raporu da bunu doğruluyor. Rapora göre kadın vekiller sıralamasında Türkiye, 187 ülke arasında 109. durumda.
Dünyadan kadın vekil manzaraları
Türkiye'de tablo bu. Peki, dünyada kadınların siyasette sesi ne kadar yankılanıyor? Birçok Avrupa ülkesinde manzara Türkiye'ye göre daha iyi ama yine de kadınların Meclis'te temsil yetersizliği hâlâ tartışma konusu. En fazla kadın milletvekili bulunan ülkelerin başında İsveç, Hollanda ve Finlandiya'yı saymak mümkün. İsveç'te son 2006 seçimlerinde oluşan mecliste 349 milletvekilinin 162'si kadın. İsveç'te bakanlar kurulunun yüzde 55'ini kadınlar oluşturuyor. Finlandiya'da 200 milletvekilinin 80'i kadın. Hollanda'da son seçimlerde 150 milletvekilinin 59'unu kadınlar oluşturdu.
Belçika, Danimarka ve Norveç'te de kadın milletvekilleri oranları yüzde 35'i geçmiş durumda. Bu rakam, Avrupa Parlamentosu'nun yüzde 21,7 oranının üzerinde. Belçika'da, 2010 seçimlerinde 150 milletvekilinin 59'unu kadınlar oluşturuyor.
Avrupa Parlamentosu'nda durum
Ulusal meclislerde, Avrupa Parlamentosu'na göre daha az sayıda kadın milletvekili bulunuyor. 2009'da gerçekleştirilen son seçimler, Avrupa Parlamentosu'ndaki kadın milletvekili sayısını da rekor düzeye çekti. Parlamentoda milletvekillerinin yüzde 35'ini kadınlar oluşturuyor. Fakat buna rağmen Avrupa Kadın Lobisi'nden Myria Vassiliadou, bu sayıyı ortalama olarak değerlendiriyor ve yeterli bulmuyor. Avrupa Parlamentosu'nda kadın kotasına bakıldığında, ülkeler arasında büyük bir fark göze çarpıyor. En fazla kadın milletvekiline yüzde 61 ile Finlandiya ve yüzde 55 ile İsveç sahip. Almanya ise yüzde 37'lik oranla birlikte ortalamanın biraz üzerinde duruyor. Bir ülkenin Avrupa Parlamentosu'na gönderdiği kadın milletvekili sayısı, genellikle o ülkelerin kadın milletvekilleri konusunda da bir fikir veriyor. Malta'nın yanı sıra Kıbrıs, Polonya, İtalya, Çek Cumhuriyeti ve Portekiz, en az kadın milletvekili çıkaran ülkeler arasında yer alıyor.
Kadın kotası uygulayan ülkeler
Başlık zihinlerimizde "Kadın temsilinde Ruanda'dan bile gerideyiz, ama bütün dünya öyle." BM'nin kadının siyasette temsili ile ilgili yayımladığı liste, böyle bir gerçeği ortaya koyuyordu. Ruanda'da 80 milletvekilinin 45'inin kadınlardan oluşması, Güney Afrika'da 400 milletvekilinin 178'inin kadın olması, onları bu sıralamada yukarılara taşıyor. Burada önemli faktörse ülkelerin uyguladığı kotalar. Kota uygulaması sadece bu ülkelerde değil, bazı Avrupa ülkeleri ve gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerde de uygulanıyor. Belçika, Fransa, Avusturya'da Sosyal Demokrat Parti, Finlandiya'da Sol Parti ve Yeşiller Partisi, İrlanda'da Sosyal Demokrat ve Halkın İttifakı partileri, Lüksemburg'da partilerin çoğu ya kota uyguluyor ya da pozitif ayrımcılık sistemini benimsemiş.Kota uygulaması kadınların siyasete dahil olmasında önemli bir rol oynuyor.
İşte tam da bu noktada Prof. Dr. Ömer Çaha, KA-DER'in kampanyası ile ilgili bir eleştiride bulunuyor. Çaha, daha önce kota talebi olan KA-DER'in bugün bir kadın hareketinin siyaset kampanyasının kadın-erkek eşitliği üzerinden yürütülmesini doğru bulmuyor. Ona göre kadınlar, kota isteklerinde ısrarcı olmalı.
Şimdi seçim arefesindeyiz ve aday adayları listelere girebilmek için uğraşıyor. Peki diyelim ki yürütülen kampanyalar sonuç verdi ve Meclis'te kadın milletvekili sayısı 200'lü rakamlara ulaştı. Ne değişir? Sorunun cevabını Çaha veriyor: "Meclis aslında toplumun küçük bir minyatürü. Bir kere kadın bakış açısını Meclis'e taşımış olacaklar. Ben, rol model oluşturacaklarını düşünüyorum. Eğitim kademesi yükseldikçe kız öğrencilerin sayısı düşüyor. İş yaşamında da kadınların sayısı düşük. Meclis'te kadınların ön planda olması, birçok kürsüde konuşması, kadınların çok daha fazla toplumsal hayata katılmalarını sağlayacaktır. Bu da çok önemli." Son tablo 2 bin kadının, milletvekili olabilmek için yaklaşık 10 bin erkekle yarıştığını gösteriyor. Liderlerin kadınların sesine ne kadar kulak vereceğiniyse görmemize az bir zaman kaldı.
Kadınlar siyaseti kendileri için zor buluyor
Prof. Dr. Ömer Çaha: Kadınların siyasette çok aktif olmamasında üç faktör rol oynuyor: Kültürel olarak Türk toplumunun kadının idari ve siyasi mekanizmalarda yer almasına yönelik bir alışkanlık yok. Diğer taraftan siyasetin kendi doğasından oluşan bir algı var. Türkiye'de siyaset yapmak zor ve yoğun mesai gerektirir. Siyasal sistem içerisinde birçok şey bireyler üzerine bina edildiği için bireyin güçlü olması gerekiyor. Kadınlar da bu durumda zayıf olarak algılanıyor. Bir de kadınların kendilerinden kaynaklanan bir durum var. Kadınların sivil toplum kuruluşları içerisinde etkinlikleri giderek artıyor. Ama siyaset yapmayı kendileri açısından daha zor buluyorlar.
Kota uygulaması sayıyı artırdı
Mahinur Özdemir–Belçika Parlamentosu: Belçika'da birçok kadın parlamentoda görev almakta. Kadınlar gerek komisyon başkanlığı, gerek parti başkanlığı gerekse başkanlık görevlerini yerine getiriyorlar. Belçika'da kadın sayısının siyasette aktif olmasında önemli bir neden de tabii ki kotalar. Her listede yüzde 50 kadın sayısı ve ilk 2 sırada ise bir kadın/bir erkek ya da bir erkek/bir kadın olmak mecburiyetinde. Bu sayede meclise giren kadın sayısında artış oldu. AB Dış İlişkileri sorumlusu da şu anda bir bayan (Catherine Ashton).
