Dereiçi'nde su dramı yaşanıyor

Dereiçi'nde su dramı yaşanıyor

Yazarımız Zeki Oğuz, köşe bucak gezerken Bozkır Dereiçi'nde köylülerin su dramıyla karşılaştı.

Zeki Oğuz

 

Susuzluğun ne bela bir dert olduğunu çocukluk yıllarımdan bilirim. Köyümüzdeki çeşmenin suyu serçe parmağı kalınlığında akar. Kadınlarımız, kızlarımız, karda kıyamette saatlerce su sırası beklerlerdi.

Susuzluk belasını iki yıl önce gittiğim Akören’in Dutlu köyünde de görmüştüm. Köylüler, serçe parmağı kadar akan bir sudan hem içmede hem de çeşmenin önündeki bin metre kadar var yok bahçelerini sulamada kullanıyorlardı.

Benzer bir olayı Pazar günü fotoğraf çekmek için gittiğim Bozkır’ın Dereiçi beldesinde yaşadım. Belediye Başkanı beldedeki su sıkıntısına çözüm bulmak için İl Özel İdare’ye başvurmuş. İzmir’de oturan bir Dereiçili hayırsever suya harcanması için 15 milyar para göndermiş.

İşin bundan sonrası tam Aziz Nesin’lik. Beldeye iki mühendis gitmiş, teknik araştırma yapmadan bir iki yer göstermişler, buradan su çıkamayabilir, çıkarsa da çok çıkar deyip gitmişler.

Sondaj ekibi iki günlük bir çalışma ile 200 metre derine inmiş ama su bulamamışlar. Amirlerinden geri dönün talimatı gelince çalışmayı durdurup dönmeye karar vermişler.

Ben beldeye vardığımda köylüler sondaj ekibine yalvarıyorlardı, daha umutlu bir yere sondaj yapmaları için. İş makinelerini de bırakmaya niyetli değillerdi.

Bilmiyorum, bir aklı başında amir çıkar da bu soruna bir el atar mı? Bildiğim kadarıyla böyle bir sondaj çalışmasından önce bir jeofizikçi zemin etüdü yapar, ondan sonra çalışma başlatabilir, devletin milletin onca parası ve zamanı da boşa gitmezdi.