Demet Akalın'a ilk destek geldi

Demet Akalın'a ilk destek geldi

'Dağdan mı geldiniz Diyarbakırdan mı?' diyen Demet'e destek Diyarbakır'lı yazardan..

Elif AKTUĞ / Akşam

Vakit Demet Akalın’ı affetme vaktidir

Diyarbakır’dan mı geldiniz dedi konserde, yer gök inledi. Ardından “dilim kopsaydı o lafı etmeseydim”i de çok içten söylemiştir muhakkak. İnsan bu beşer de şaşar da…

İki tür insan var ülkede, Güneydoğu’yu bilenler ve bilmeyenler. Güneydoğu’yu bilmeyenler dörde ayrılır; ‘atıp tutanlar’, ‘fikri olmayanlar’, ‘korkanlar’ ve ‘sevmeyenler’… Demet Akalın’ın bu gruplardan herhangi birine girmediğine eminim sadece boşboğazlık ve cahillik etti o kadar. Peki nasıl işleyecek süreç bundan sonra? Kadıncağız da hepimiz gibi aptalca bir laf edemez mi, hangi birimiz etmiyoruz ki? Belli ki bilmiyor, belli ki ortalama vatandaşın düşüncesine sahip. Güneydoğu’da yaratıklar var sanıyor, şimdi ona kızıp dünyayı dar mı etmeli, yoksa bildiklerinin külliyen yanlış olduğunu mu göstermeli…

Külliyen yanlış mı düşünüyor onu da düşünmeli bir ara.

BİR DİYARBAKIRLI OLARAK..
İlk duyduğum zaman ben de kızdım, hem de çok. Kütükte kocaman ‘Diyarbakır Merkez’ yazmakta, anlayın artık kızgınlık boyutumu!..

Diyarbakırlı bir baba ve Giritli bir annenin çocuğu olarak hayatım boyunca duyduğum şey “Aaa vallahi Diyarbakırlı değilsin sen” oldu. “Anneye benziyorsun o halde” diye de tamamladılar cümlelerini. İkna etmek için nüfus cüzdanımı kaç kere cüzdanımdan çıkartmak zorunda kaldım bir bilseniz. Anneye benziyorsun lafı iltifat olarak kullanılıyor farkındaysanız. Oysa, ben babama çok benzerim, boyum posum babadandır. Ortalama vatandaş neden Diyarbakır’ı korkulacak yer gibi görür acep, neden bu kadar önyargılıdır?

ÖNYARGI BİR 'TÜRK HASTALIĞI'
Önyargının bir ‘Türk hastalığı’ olduğuna eminim, Batı’da Doğu için, Doğu’da da Batı için bilip bilmeden atıp tutarlar.

Benden iyi bilemezsiniz, bir ayağım Ayvalık’ta diğeri Diyarbakır Merkez’de dedim ya. GD insanı gariptir biraz, mahcuptur, çekingendir, sessizdir, eziktir. Tanısa Demet de sever, Gölcüklüler kadar olmasa da iyidirler… Sadece şartlar ve standartlar farklıdır orada. Güneydoğu’nun Paris’idir Diyarbakır ve şimdi ne kadar hoşgörülü, ne kadar bağışlayıcı olduklarını göstermeleri gerekmekte bence. “Biz öyle değiliz” diye höykürmek ve kadıncağızı korkutmak mı lazım yoksa şanına yakışır biçimde Bekir’lerin diyarı olduğunu mu göstermeli hemşerilerim herkesin gözüne soka soka.

ALKIŞLARLA MAHCUP EDELİM
Yazının girişinde bahsettiğim Güneydoğu’yu bilmeyenler için “neden bilmiyor cahiller” diye düşünmek de bir yöntem, onlara kendimizi iyi anlatabilmek de. Ben derim ki alkışlarla mahcup edelim Demet’i, kafasına kurukafa çizerek neyi kanıtlayabiliriz? Sabah alandan alıp güzelce bir ciğer kebap yemeğe götürelim çok zayıf zaten kız (belki de bu yüzden sağlıklı düşünmüyor), sonra şehri gezdirelim ardından kaburga dolması yedirelim ve akşam yemeğine kadar ona biz bir konser verelim. Pırıl pırıl gözleriyle minnacık kız çocukları önüne dizilip ezbere bildikleri Demet şarkılarını söylesinler leziz aksanlarıyla ve rengarenk kıyafetleri içinde. Akşam da statta konser versin ve beraberce eğlenelim. Bir düşünelim bakalım.

Hem isterseniz ben de gelirim…