Ümit Savaş Taşkesen

Ümit Savaş Taşkesen

Davutoğlu: Neo- Nizam-ül mülk

DAVUTOGLU: NEO- NİZAM-ÜL MÜLK

Liderler fetheder Bilgeler inşa eder...

“Bilge Bakan Davutoğlu’na bakınca filozofların kral, kralların filozof olduğu bir diyar hayal eden Platon’dan Farabiye, Nizamülmülkten J.Locke ve Goethe’ye, İzzetbegoviç’e değin, ortak noktaları bilgeliği devlet tecrübesiyle birleştirmek olan bir dünya isim geçiyor aklımdan.” (2009)

“Kimi insanlar vardır siyaset teorisi bakımından zayıf olsalar dahi yönetme becerisi ve siyaset pratiği açısından çok yeteneklidirler. Teorik açıkları yönetme, çözüm üretme, üretilen çözümlerin nasıl pratiğe geçirileceği konusunda pratik ve kıvrak zekaya sahiptirler. Geçmişten günümüze bunun örneklerini sayabiliriz. Kimi insanlar ise siyaset teorisi, dünya ve iç siyasi dengeleri okuma bakımından geniş bir vizyon, bilgi ve birikime sahiptir. Üniversitede, düşünce kuruluşlarında, bazen partilerin danışma kurullarında görebilirsiniz. Bu insanlarda ise siyaset teorisindeki uzmanlık varken pratiğinde yoksulluk görülür. Ahmet Davutoğlu bu ikisini kendi şahsında meczeden bir kişiliktir. Bir yandan siyaset teorisine, birikimine, dünya dengelerine hakimken, işin teorisinden geliyorken aynı zamanda teoriyi pratiğe de yansıtmayı becerebilen bir değerdir” (2011)

Liderler ve fatihler, savaş meydanlarında, stratejileri, taktikleri, güven ve cesaretleri, ileri görüşlülükleri ile ülkeler fethetmede başat rol oynarken, yıkılan, düşen ve yeniden inşa edilip kurumsallaştırılması, yapılandırılması gereken kurumları bilgeler  inşa eder, kurar, dönüştürür ve ıslah eder.

Bilgelik tarafından desteği olmayan liderlik zaman içerisinde kendi kurumsallaşma ve inşa sürecini tamamlayamayacağı ya da eksik/yanlış yapacağı için çökmeye ve gerilemeye mahkumdur. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, yıllardır göstermiş olduğu liderlik vasfının bir tezahürü olarak, en doğru adayı Başbakanlık için aday göstermiştir : Medar-ı iftiharımız Ahmet Davutoğlu.

Doksanlı yıllardan bu yana O’nu ve misyonunu takip etmekte olan benim için “Bilgeliği devlet tecrübesi ile birleştiren”kavramsallaştırmasının önemi gittikçe artıyor. Bu geleneğin yaşayan bir örneği ile aynı dönem içerisinde yaşamak ve buna şahit olmak önemli. Yeni Türkiye kavramsallaştırmasının içeriğini dolduracak yeni bir siyaset ve toplum anlayışını inşa süreci başlıyor. Düşen kaleler, kurumlar, kaybedilen güven, yeniden ve güçlü, adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde  inşa edilmeyi bekliyor. Bu belki de fetihten daha zor bir şeydir

Çeşitli kavramsallaştırmalar yapılıyor ama  Bilge Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun şahsında ben bir Nizam-ül Mülk misyonu görüyorum. Sonrasında bir Aliya İzzetbegoviç yakışacak ancak şu an üstlenmiş olduğu misyon itibariyle neo-Nizam-ül Mülk metaforu ona en yakışandır. Kurumların, dirlik ve düzenin yeniden inşası... Yeni Türkiye projeksiyonunun  içeriğini doldurabilecek bir kurumsallaşmanın oturtulması ilk elde ve öncelikle ele alınacak konulardan birisi. Bunu söylerken Nizamiye Medreseleri metaforunu düşünüyorum... Yani, iddianın içeriğini dolduracak insan yetiştirecek kurumlar oluşturmalı, mevcutları rehabilite etmeliyiz...

İnsan yetiştirme konusunun önemini,  şahit olduğum bir örnek ile açıklayayım. “10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında BBC Arapça servisinde yayınlanacak bir programda seçim sonuçları değerlendirmesi yapılacaktı. BBC, programa kadınlar katılacağı için Türkiye’den seçim analizi yapabilecek ve Arapça konuşabilen bir isim arıyordu program için. Benimle irtibata geçtiler ve böyle bir isim önerebilir misiniz diye sordular. Hızla araştırmama rağmen, bildiğim ve ulaşabildiğim isimlerin bir çoğu, bu konuda isim öneremediler. Belki Arapça konuşabilen vardı ama cesareti ya da seçim analizi konusunda tecrübesi, siyasi bakışı, fikri yoktu. Hasılı kelam, BBC Arapça’ya kimseyi öneremedik. Yoktu ya da çok az!! sayıda olduğu için ulaşamadık.

Bu, Dünya ya da İslam Dünyası Liderliğine oynayan, misyonu olan bir ülkenin yetişmiş insan sayısının ne kadar az ya da yetersiz olduğunu işaret eden bir gösterge oldu benim için... Bildiğini, derdini, davasını, ülkesini, misyonunu, ikinci, üçüncü bir dilde konuşacak, anlatacak, savunacak aydın, entelektüel, alim sınıfının azlığı...

Neo-Nizam-ül Mülk ve Nizamiye Medreseleri metaforunu biraz da bunun için kullanıyorum. Birbirini yemekten ziyade derdini, misyonunu anlatacak, savunacak uluslararası platformlarda konuşabilecek insan yetiştirmek.. Kurumları yeniden dizayn ve inşa etmek... Yıllardır, uluslararası platformlarda konuşma becerisi olan ama derdi ve davası olmayan insanların ihanetinden çok çekti bu ülke. Yetişmiş insan açığını kapatmalıyız... İnşa kolay değil, bilgelik istiyor... Bu yüzden, bu bilge Başbakan Ahmet Davutoğlu ve misyonunu önemsiyor, değer veriyor, dua ediyorum.

Bir sonraki aşamada ise, bu birikimi kalıcılaştırıp, sonraki nesillere de örnek alabilecek “siyasetname” misali eserler yazması Ahmet Davutoğlu’nun tarihi ve İslami bir yükümlülüğüdür diye düşünüyorum. Temsilcisi olduğu gelenek O’nu bu kitabı yazması için zorlayacaktır...Allah yar ve yardımcısı olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.