Dağda Allah yok bayrak yok

Dağda Allah yok bayrak yok

Dağ tecrübeli PKK'lı kadın DAĞDA CİNSEL HAYAT YOK.. Güneydoğu gazisi DAĞDA ALLAH YOK BAYRAK YOK..

30 yıllık savaşa daha önce hiç böyle bakılmadı mı? Antimilitarist mi, İlker Başbuğ tarzı bağra basılacak, TSK standartlarına uygun bir film mi? 90'larda operasyon birliğinde askerlik yapan bir gazi, eski PKK'lı yeni barış elçisi Gülten Uçar ve vicdani retçi Halil Savda, neden 'Nefes' alamıyor? Radikal gazetesinden Pınar Öğünç'ün röportajı..

SAVAŞ BÖYLE KAZANILMAZ DİYEBİLMEK ÖNEMLİ
Gülten Uçar, 1999’da gelen ilk barış grubundan; dağdan inen sekiz kişiden biri. Altı yıl cezaevinde yattıktan sonra Türkiye Barış Meclisi’nde görev almaya başladı. Meclisin de, Uçar’ın da emeli ‘Türkiye sorunu’ dediği Türk-Kürt meselesine demokratik yollarla çözüm bulabilmek...

İlk konuştuğumuzda filmi izlemeyeceğinizi söylemiştiniz ama fikir değiştirmişsiniz...
İzleyip konuşmak daha anlamlı geldi. Ayrıca karşıt görüş de olsa, anlamak istiyorsam tanımak isterim. Şunu söylemem lazım, bu militarist bir film. Ama savaşın böyle kazanılamayacağı cümlesi önemli. Gösterdiği gerçekten ağır bir psikoloji. O karakol baskınından sonra sağ kalmışsa, sonraki yaşamı tamamen bir travma olacaktır. En fazla 20’sinde gencecik çocuklar, tamamında her an ölüm psikolojisini yaşıyor. Nereden baskın gelebilir, nereden kurşun gelebilir?

1999 niye son olamadı? 2009 olabilir mi?
99 kaçırılan bir fırsattır. Bu 10 yıl, 10 bin cana mal olmayabilirdi. Kayıpların artması ortaklaşmayı güçleştiriyor. Ben her şeye rağmen umutluyum, en azından geri dönülemez bir durumdayız. Artık kimse Kürt sorunu yoktur diyemez.

SORUMLU DEVLETTİR
Siz daha sakin karşılanmıştınız. Bu 10 yıl neyi değiştirdi de çok eleştirilen o coşku çıktı ortaya?
Biz de sakin girmemiştik, sadece savaşan taraflar arasında gerçekleşen bir durumdu. Şu anki grup resmi olarak girdi sınırdan. Bu 10 yılda halkın barışa özlemi gerçekten çok artmış; o coşkuyu buna bağlıyorum. Bir oğlunu şehit veren anne ikinciyi vermek istemiyor.

O coşkulu girişe en fazla tepki duyanlar da Türk şehit yakınları oldu. ‘Çocuklarımız boşa mı öldü’ diyenlere hiç empati duymuyor musunuz?
Duyuyorum, annelik apayrı bir şey. Bu temel bir çelişkidir, sordukları soru da çok yerindedir. İki tarafın sorusu ortak aslında, sorumlu kimdir? Devlettir.

Türk şehit anneleri ‘Vatan sağolsun’ der, Kürt anneleri ‘PKK sağolsun’ der mi?
Gerçekten hiçbir anne ‘PKK sağolsun’ dememiştir. Özellikle 99’dan sonra bakın, bütün Kürt annelerinin ağzından ‘Ben çocuğumu kaybettim, artık barış olsun’ çıkar. Biliyorum çok zor ama Türk anneleri de biraz vicdanının sesini dinlese, onların da ilk söyleyeceği barış olacak.

BURADAN BAKAN ANLAMAZ DAĞDA CİNSEL HAYAT YOKTUR
Dağda kadın-erkek eşit mi gerçekten? Mesela yemekleri kim yapıyor?
Özgürlük temelli bir yaşamdan söz ediyorsak bunun mücadelesi orada da sürüyor. Kimse evinden devrimci gitmedi, bu toplumun içinden çıktı. İstenen düzeyde midir? Hayır, sonuçta bu bir sistem sorunu. Ama mutfağa tam tersine erkekler girer, onu söyleyeyim. PKK önderliği bu konuda nettir. Kampta kadınlar, erkekler ayrıdır. Koşullar gereği bir arada olduklarında da sırayla görülür işler. Savaşta beraber, yaşamda ayrı yani. 93’te bir kadın ordusu geliştirildi. Sonuçta eşitsizlik varsa, bunu gidermek için böyle bir karar alınır.

Bu kadını erkekleştiren bir bakış açısı değil mi? Regl ağrısı çeken bir kadının ıstırabı, dağda karşılık bulur mu mesela?
Kesinlikle, kadının özgünlüğü dikkate alınır. Öyle bir acısı olan kadının bir eyleme katılması söz konusu olmaz.

Filmde de buna gönderme yapan sahne var, bir süredir Serdar Turgut’un dağda seks kölesi fantezileriyle de uğraşıyoruz. Dağda seks köleleri var mı?
Sonuçta kadınla erkeğin bir arada olduğu dağ koşulları, buradan bakanı öyle düşündürtebiliyor. Ama oraya giden kadın zaten böyle bir şey olmayacağını bilir. Yüksek bir amacı vardır çünkü. Orada cinsel hayat yoktur, insanlar kendilerini terbiye edebiliyor, dönüştürebiliyor.

ORDA ALLAH YOK BAYRAK YOK DEVLET YOK
O ‘Nefes’i izlemeyi reddediyor, çünkü yaşadıklarını hatırlamaktan korkuyor. 1995-97 arası askerliğini malum bölgede özel operasyon birliğinde yapan, Ankara’nın doğusunu ilk kez bu vesileyle gören bir gazi, dağda hayatı, sağ kalanların nasıl döndüğünü anlatıyor. Bunlar filmde yok..

“Gündüz hiçbir şey olmaz, ne varsa gece” diyor. Gündüz yanak aldığı çocukların anneleriyle hoşbeşte babasını sorunca bir sessizlik oluyorsa, ne anlama geldiğini biliyor. Gündüzleri çocuklarla, geceleri babalarıyla geçiyor. Rutin bu.

İLK ÇATIŞMADA KAFAMI KALDIRAMADIM
“İsteyen istediğini atsın, ilk çatışmada kafamı kaldıramadım yerden. Elimi kıpırdatamadım. Toprak oyulsun içine gireyim istedim hatta...” diyen bir adam. Neyi hızlı geçerse, ben de hızlı geçiyorum. “Kelle almak denir, öyle kolay değildir, üç tane öldürdüm, beş tane öldürdüm diyene aldanma” diyor. Bir, kullandıkları silahların menzilleri bunu bilmeye olanak vermiyor. İki, “Kelle alanı, aldığı o kadar net olanı tutmazlar, askerliği biter” diyor. 90’ların başından kesik kulak, tankların üzerinde gezdirilen kesik baş hikâyeleri anlatıyor. Operasyon sonrası ortada ölü bırakılmama kararından söz ederken, “Mesela ben öldüm”ü fazla rahat kullanıyor.

BUNCA İNSAN BOŞUNA ÖLDÜ
Daha önce hayatında bir arkadaşı Kürt mü, Türk mü düşünme gereği duymamış bir adam, karşımda Allahsız, devletsiz ve bayraksız döndüğünü söylüyor. Habur’dan giren son Barış Grubu’nun karşılanma şekli içine dokunmuş, “Olmaz, boşuna mı öldü onca insan...” diye girerken, saatleri açılım lafının geçmediği altı ay öncesine almayı teklif edip aynı soruyu soruyorum ona. “Çok fena ama bence boşuna öldü” diyor, “Yapılacak tek bir şey var, o da toprak reformu. İsterse o kanlı olsun, balyozla olsun...”

VİETNAM GAZİLERİ GİBİ TOPLANIP ÇILGIN PARTİLER YAPAMIYORUZ
Nerede askerlik yaptığını söyleyince, ‘Bu kesin orada kafayı kırmıştır’ diye işe alınmadığı vaki. Dönem arkadaşlarından hiçbiriyle, bilerek görüşmüyorlar, konuşup hatırlatmasınlar diye. İnternetle yakın olan üç-beşi Facebook’tan sessizce birbirlerini eklemiş sadece. Uzaktan haber aldıklarından, alkole, esrara verenler var kendini. O da bir dönemini sadece alkolle hatırlıyor. Ama birlikte içmiyorlar. “Vietnam gazileri gibi toplanıp çılgın partiler yapamıyoruz biz maalesef...” diyor. İşte dönen de böyle dönüyor.