Cumhurun gönlündeki reis
22 Temmuz seçimleri, milleti olduğu kadar demokrasiyi de rahatlattı. Türkiye şimdi yeni hükümetin kurulmasını, Meclis Başkanı’nın ardından Cumhurbaşkanı’nın seçilmesini bekliyor. Cumhurun Reisi olacak isim ise hafızalarda: Abdullah Gül
Seçim sonucu daha kesinleşmeden AK Parti oylarının yüzde 50’lerde seyrettiği saatlerde medyanın gündeminde Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı vardı. Siyasetten çok bürokrasiye güvenen bazı gazeteciler, sonuçlardan AK Parti’nin artık yeni Cumhurbaşkanını ‘uzlaşma’ ile seçmesi gerektiğini çıkardılar. Türkiye’nin yarısının oyunu alan partinin ‘uzlaşma’ya çağrılması, ‘dayatma’yı seçen zihniyetin alışkanlıklarından vazgeçmeyeceğinin işareti olsa gerek.
HALKIN KARARINA SAYGI...
Halkın verdiği karara saygı göstermek çok mu zor? Eski alışkanlıklar, biraz da kasten pompalanan kötümserlik dalgalarıyla istikrarsızlık tekrar karşımıza çıkar diye halkı korkutmaya çalışanların, nifak tohumları saçarak etnik ayrımcılığı körükleyenlerin çabaları boşa çıktı. Güçlü demokrasi için Abdullah Gül’ün adaylığını ‘uzlaşma’ adına kabul etmeyip Meclis’ten kaçanlara halk cevabı sandıkta verdi.
AK PARTİ OYLARI GÜL'ÜN TESCİLİ
Halkın 22 Temmuz’da verdiği oylar, Abdullah Gül'ün bu mevki için çok uygun aday olduğunun tescili oldu. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığının bu seçimle bittiği ve cumhurbaşkanlığına bir daha aday gösterilemeyeceği yolundaki iddialar ise, asılsız ve gerçek dışı iddialardır. Gerek kendisinin gerekse Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarında çok açık bir şekilde adaylığın devam ettiği belirtiliyor. Kişilik itibarıyla ılımlı, uzlaşmacı ve sakin bir profil çizen Gül’ün profilinin kendisinin gerçek kişilik özelliklerini yansıttığından kuşku duyulması da AK Parti’ye oy veren 16 milyon seçmeni rahatsız etti. Hızını alamayıp Gül’e ‘militan’ diyenlere, cevabını sandıkta veren halkın tercihi siyasetçiler tarafından da dikkate alınabilse ülke bu tür krizleri yaşamayacak. Gül'ün, bilgisi ve kişiliği ile hemen hemen herkeste iyi izlenimler bıraktığını inkâr etmek mümkün değil.
GÜL İSMİNDE ISRAR...
“Abdullah Gül” isminde neden ısrar ediyoruz? Varlığını millete adamış, neler yapabileceğini içinden çıktığı millete kanıtlamış bir isim o. Geniş çevreler tarafından siyasi faaliyetleri takdirle karşılanıyor. Demokrasiye sahip çıkma tavrını göstermiş, eşitlik, adalet konularında insan hak ve onuruna; kalkınma, iç ve dış ilişkilerde ülke menfaatlerine sahip çıkmış ve büyük çoğunluğun takdirini kazanabilmiş bir isim. Dahası tüm bu özellikleri ile çok kritik bir dönemde bu ülkeye başbakan olarak hizmet verdi ve Cumhurbaşkanı olduğunda da o görevi hakkıyla temsil edebilecek niteliklere sahip...
AK Parti’nin de, ülkenin de, milletin de ve dolayısıyla meclisin de kabul edebileceği ondan daha nitelikli ve 70 milyonun gönül rahatlığıyla “tamam” diyebileceği bir Cumhurbaşkanı adayı başka kim olabilir? ‘Meclis’te bu özelliklere sahip kim var?’ sorusuna verilebilecek başka cevap var mı? Bize göre o makama yakışan bir Cumhurbaşkanı adayı: Abdullah Gül...
Hakkı Biçer-Memleket