"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve İş Dünyasının Kazanımları" programı

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve İş Dünyasının Kazanımları" programı

TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Erdoğan: - "16 Nisan'ın yapacağı reformlardan en büyüğü, muhalefeti de Türkiye'ye hizmet eden bir muhalefet haline getirmesi olacak. Onun için 16 Nisan, 1950, 2002 seçimlerinden de hayati. Çünkü 16 Nisan'ın getirecekleri

İSTANBUL (AA) - Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, 16 Nisan'ın yapacağı reformlardan en büyüğünün muhalefeti de Türkiye'ye hizmet eden bir muhalefet haline getirmesi olacağını belirterek, "Onun için 16 Nisan, 1950, 2002 seçimlerinden de hayati. Çünkü 16 Nisan'ın getirecekleri, 21. yüzyıl Türkiyesini şekillendirecek ve dünyanın çalkantılı olduğu bir dönemde Türkiye'de daha güçlü bir liderliğin, daha yönetilebilir bir sistemin yerleşmesi sağlayacak." dedi.

Erdoğan, Dünya Erdemli Sanayici ve İş Adamları Derneğinin (DERSİAD), İBB Deniz Köşk Toplantı Salonu'nda düzenlediği "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve İş Dünyasının Kazanımları" konulu programa katıldı.

Bilal Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türk milletinin inançları üstündeki baskının ekonomik baskıyı da beraberinde getirdiğini aktararak, ekonomi büyümediği için bağımsızlığın da kazanılamadığını söyledi.

Türk milletinin bağımsızlığa aşık bir millet olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde güçlü bir özgüven ihyası gerçekleşti ve 1961'de Merhum Menderes'in idamında sokağa çıkamayan millet, 15 Temmuz'da hain ve işgalcileri zelil etti. Civanmert bir lider olduğu zaman, millet de liderinin arkasına düşüp kendi bedenini siper etmesini bildi. Lideri, milletine güvendiği için sokağa çağırdı, kendisi de yanlarına koştu. Millet de liderine güvendiği için meydanlara indi, vatanını, milletini ve namusunu korumasını bildi. Bu, işte bu milletin ayağa kalktığının en açık göstergesi, bu millet uyandı. Bu millet uyandığı için bu ülkeye olan saldırılar son yıllarda bu denli arttı. İşte Gezi'yi hatırlayın. O Haziran ayı ekonomik göstergeler anlamında cumhuriyet tarihinin en parlak ayı. Hemen arkasından bir Gezi kalkışması. '3. Havaalanı, 3. Köprü yapılmasın' dedikleri Gezi kalkışması." diye konuştu.

- "Yasama ile yürütme arasındaki çizgiler, daha belirgin bir hale gelecek"

Erdoğan, Gezi kalkışmasının Türkiye'ye yapılan ilk önemli saldırı olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O gün liderimize biraz daha destek olabilseydik, o iş belki de o kadar ayyuka çıkmayacaktı ama sonunda hepimiz bu işin nasıl organize edildiğini anladık. Sonra 17-25 Aralık. Onun da ne olduğunu şimdi anladık ama o günleri biz yaşadık. Ne oldu 17-25 Aralık'tan 15 Temmuz'a geçen süreçte biraz daha şu işin üstüne gidebilseymişiz, belki de 15 Temmuz olmazdı demeyeyim ama 15 Temmuz'la çok daha hesaplaşabilirdik. Şimdi adamların hepsi kaçtı, gitti. Kaçacak yer çok, dünyada bizim düşmanlarımızı ağırlayacak yer de çok. 15 Temmuz'daki kazanımımız, doğrudan bağımsızlığımızla ilişkiliydi. Koca bir millet, bütün dünyaya 'Türkiye geçilmez' dedi. 'Bunun için biz kanımızla, canımızla mücadele vereceğiz' dedi. Dolayısıyla bir daha Türkiye'nin kolay kolay işgal edilemeyeceği görülmüş oldu, bu önemli bir kazanım.

Bu kazanımları nasıl kurumsallaştıracağız? Recep Tayyip Erdoğan, cengaver, atıyor imzayı mücadeleleri veriyor. Peki sonra ne olacak? Peş peşe kaç tane Tayyip Erdoğan gelebilir. Bu bence Tayyip Erdoğan'ın siyasi hayatının en önemli mirası olacaktır. O da nedir? Bu ülkeyi çakala değil, millete teslim etmektir. Bu ülkeyi yönetilebilir kılmak. Bizim sistemimiz, bu ülkeyi yönetilebilir kılmamak için kurgulandı. Darbecinin sistemi. Darbecinin millet iradesi ile yönetim arasına parazit sokması lazım. En büyük kurgu, bürokratik vesayet. Yasamanın alt yapısını, hep bürokrat oluşturuyor. Orada bir sakatlık var. Yürütme organı, yasama organı üzerinde bürokrasi üzerinden bir rol oynuyor. Uygulamada yine dönüp yürütmeye geldiği zaman ne yapıyor? İşte tam istediği düzeni kurmuş oluyor. Yeni sistemde yasama ile yürütme arasındaki çizgiler ve roller daha belirgin bir hale gelecek."

- "Millet, güçler ayrılığı ilkesini sandıkta şekillendirebilecek"

Erdoğan, sandıkta yüzde 41 oy alınmasına rağmen ülkenin koalisyonlara mahkum olduğunu ve sistemin böyle kurgulandığını vurgulayarak, "Çünkü koalisyona mahkum edildiği zaman siyasi boşlukta istediği gibi at oynatıyorlar. Sandıktan yasama ve yürütme iki organ çıktı ama millet o iki organın oluşmasında herhangi bir inisiyatif kullanmış değil. Ondan sonrası pazarlık işi. Güneş Motel olayları... Şimdi 'Cumhurbaşkanı bin 500 yardımcı atayabilecek' deniyor ya... Bakanlarını 36'dan 25'e indiren adam, niye kalkıp da bin 500 Cumhurbaşkanı yardımcısı atasın? Şimdi yeni sistemde yasama için ayrı bir oy kullanacağız, yürütme için ayrı. Bu ne demektir? Millet, güçler ayrılığı ilkesini sandıkta şekillendirebilecek." değerlendirmesini yaptı.

Milletin oy kullanmayı çok iyi bildiğini aktaran Erdoğan, millete yetki verildiği zaman milletin ferasetinin kendini her türlü gösterdiğini dile getirdi.

Erdoğan, Türkiye'de "hayır" cephesinde olanların olaya, Türkiye'nin geçmişinin getirdiği tecrübe ve siyaset bilimi tekniği açışından bakmadığının altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hep Tayyip Erdoğan liderliğinde bir Türkiye hayaliyle kurguluyorlar. Onu herkes ister ama Erdoğan ne diyor; 'ben bir faniyim' diyor. Yarına çıkacağının garantisi yok. Hiçbirimizin yok. Sen asıl bu ülke için hangisi daha iyi onu söyle. Hem diyorsun ki 'iki başlılık olmasın.' O zaman senin formülün nedir? Bir gün çıkıp 'tek başlılık', bir gün 'çift başlılık' dersen, onun için millet sana güvenmiyor. Çıkacaksın diyeceksin ki 'benim önerim şu' ama maksat başka. Türkiye ekonomisi her şeye rağmen, bir darbe girişimiyle yüzleşilen senede yüzde 2,9 büyüdü. Darbe olmasaydı en az yüzde 4 büyüyecekti. Bu bir gerçek. Bu neyi gösteriyor? Bu çalkantılı dünya konjonktüründe Türkiye'nin böyle koalisyonla kaybedecek zamanı yok. Bizim bu dünyanın geri kanıyla, Avrupa ile makası kapatmamız lazım. Avrupa tökezledi daha kötü günler görecek ama bizim de hızlanmamız lazım. Onun için bu sistem, bir daha koalisyon olmasın diye bir formül. Bu sistem, iki başlılık olmasın diye bir formül. Bu sistem, yasamanın güçlendirilmesi ve bürokratik vesayetin kırılması için bir formül. Bunları ortaya koyuyor ve bununla ilgili biraz tutar yolu olan eleştiriler geldiği zaman, verdiğimiz cevap şunu ortaya koyuyor. Yine yeni sistem eski sistemden çok daha güçlü. Yani mükemmeli yakalayabildik mi? Keşke bütün anayasayı baştan başa milletin seçtikleri yapsaydı. Nitekim bunun için uzlaşma komisyonu kuruldu ama 'bu meclis anayasa yapamaz' dediler. Niçin yapamaz? İşte 'anayasa yapmak için kurucu meclis iradesi gerekir...' Yani 'bu ülkede anayasayı sadece darbeciler yapar' dediler."

- "15 Temmuz, anayasal değişikliği gerekli hale getirdi"

Erdoğan, 15 Temmuz'un yönetim sistemini düzelten ve toparlayan bir anayasal değişikliği gerekli hale getirdiğini belirterek, onun için şu anda bu değişikliğin yapılma zorunluluğu olduğunu söyledi.

"Babam diye söylemiyorum, Bu değişikliği Tayyip Erdoğan varken yaptık yaptık. Bu değişiklik Tayyip Erdoğan sonrası için lazım ama böyle bir değişikliği Tayyip Erdoğan'dan sonra Türkiye yapabilir mi? Bana sorarsanız biraz sıkar." diyen Erdoğan, "14 yıl koalisyon olmadan, dünyadaki ekonomik krizlere rağmen Türkiye'yi böylesine yönettiği için Tayyip Erdoğan büyük bir imtihan verdi ama sonra ne olacak? Bu değişikliği, Tayyip Erdoğan'ın kendisi için yaptığı bir değişiklikmiş gibi anlatmaya çalışanların hezeyanlarını görmemiz lazım. Buna bir parti meselesi olarak değil, memleket meselesi olarak bakmamız lazım. Türkiye'de anamuhalefet böyle bir meşruiyet temelinde oluşmadığı için kalkıp kaset, kumpas ile geldiği için, birçok seçimden hezimetle ayrılmasına rağmen hesap veremediği için, muhalefet tarzı da çok sığ ve başarısız. Yalanla ithamla, iftirayla yürüyen bir muhalefet tarzı. Bu Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye'ye asıl haksızlığı basit ve sığ muhalefetin yaptığına işaret ederek, "16 Nisan'ın getireceği bir avantaj da bundan sonra böylesine halkıyla kavgalı, güven bağı kuramayan bir muhalefet yaşayamayacak. Çünkü yüzde 50'lere talip olman lazım. Yürütmeye talip olacaksan yüzde 51'e talip olacaksın. Böyle bir ortamda CHP, Türkiye'nin değerleriyle kavgalı bir parti olarak mı kalır, yoksa ister istemez merkezi kucaklayan, toplumun daha geniş kesimlerine hitap eden bir parti mi olur? 16 Nisan'ın yapacağı reformlardan en büyüğü, muhalefeti de Türkiye'ye hizmet eden bir muhalefet haline getirmesi olacak. Onun için 16 Nisan, 1950, 2002 seçimlerinden de hayati. Çünkü 16 Nisan'ın getirecekleri 21. yüzyıl Türkiyesini şekillendirecek ve dünyanın çalkantılı olduğu bir dönemde Türkiye'de daha güçlü bir liderliğin, daha yönetilebilir bir sistemin yerleşmesi sağlayacak. Belki sonuçlarını hemen göremeyeceğiz, belki 2019 seçimlerini görmemiz gerekir. Belki bir sonraki seçimde tam olarak anlaşılacak. Bu sistemde Türkiye'de seçim 5 yılda bir olacak. Bu sistemde kaybeden bürokratik oligarşi olacak, kazanan millet olacak. Yönetim ile millet arasındakiler tasfiye edilmiş olacak." değerlendirmesinde bulundu.

- "16 Nisan sivil toplumlar için de bir dönüm noktası olacak"

Erdoğan, 16 Nisan'ın sivil toplumlar için de bir dönüm noktası olacağını ifade ederek, yeni dönemde milletvekillerinin sivil toplum kuruluşlarıyla daha çok istişare edeceğini söyledi.

TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Erdoğan, 16 Nisan'ın tarihin sayfalarında yer tutacak önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak, "Torunlarımıza, kitaplarda yazdığı zaman '15 Temmuz'da biz de meydanlardaydık, 16 Nisan'da biz de evet oyu kullandık' diye hava atacağız inşallah." dedi.

Toplantıya, DERSİAD Genel Başkanı Namık Bek'in yanı sıra çok sayıda iş adamı ve davetli katıldı.

AA

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler