CHP TBMM Grup Toplantısı

CHP TBMM Grup Toplantısı

Genel Başkan Kılıçdaroğlu (2):-"Hendekleri kimse savunamaz. Savunan insan, demokrasi, hukuk, adaletten, özgürlüklerden yana değildir"-"Bütün şehitlerimizin kanı, AKP yöneticilerinin yakasındadır"-"ODTÜ'de provokasyon yapılıyor. Gencecik çocuklarımızın hey

TBMM (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Hendekleri kimse savunamaz. Savunan insan, demokrasi, hukuk, adaletten, özgürlüklerden yana değildir" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, dış politikanın iç politikaya malzeme edilemeyeceğini, bundan da özenle çekinilmesi gerektiğini söyledi.

 "Kimse, Türkiye'nin gücünü test etmeye kalkmasın" denildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bravo, ne güzel laf. Uçağını düşürdüler, konsolosluğunu bastılar, ne oldu? Bir Ecevit'e bakın Suriye'de nasıl kararlı adım attığını, bir de bunlara bakın. Ne diyorlardı? 'Rus uçağını ben düşürdüm', o diyordu 'Ben düşürdüm.' Yarışıyorlardı.  Vazgeçtiler, 'biz düşürmedik, komutan düşürdü.' Şimdi 'Komutan da değil Fethullah Gülen düşürdü.' Pes yani.  Bu halkın aklıyla oynamaya ahlakınız müsait mi?" diye sordu.

-"Yutamayacağın lokmayı niye ağzına alıyorsun?"

Türkiye'nin, bütün komşularıyla kavga ettiğini savunan Kılıçdaroğlu, Kaddafi ve Rusya lideri ile dost olunduğunu, sonra arkadan hançerlendiğini iddia etti. Kılıçdaroğlu, "Arkadan hançerleme geleneği bunlarda nerede var? Bunlar rahmetli Erbakan'ı da arkadan hançerlediler. Sanıyorlar ki bunu yaparız, bir şey olmaz. Faturasını 78 milyon ödüyor" dedi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin, Arap Birliğini karşısına aldığını, birliğin dışişleri bakanlarının, Türkiye'yi kınadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet tarihinde bunun bir ilk olduğuna işaret ederek, "Türkiye'yi bu hale kim getirdi? Türkiye buna layık mı?" sorusunu yöneltti. Kılıçdaroğlu, "Afrayla tafrayla geziyorlar. Kapalı kapılar ardında kimi dost bulacağız diye dostluk arıyorlar. İsrail'e sarıldılar" diye konuştu.

AK Parti'nin seçim beyannamesinde, "İsrail'in Mavi Marmara saldırısıyla ilgili olarak Mart 2013'te özür dilemesinin ardından başlayan normalleşme sürecinde ilerleme kaydedilebilmesi, İsrail'in Filistine'e yönelik saldırıları ve başta Gazze olmak üzere, uyguladığı acımasız ambargo sona ermedikçe mümkün olmayacaktır" denildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, buna aynen katıldıklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Şimdi fırıldak gibi dönmeye başladılar. Nasıl buradan döneceğiz? Kapalı kapılar ardında görüşüyorlar. Bu diktatör bozuntusunun sözcüsü var, basın toplantısında 'Gazze ablukasının tümüyle kaldırılmasından söz etmiyorum hafifletilmesinden söz ediyorum'... Demezler mi, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Niye büyük laf ediyorsun? yutamayacağın lokmayı niye ağzına alıyorsun?" dedi.

-"Birleştirilmiş sınıflarda eğitim"

Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet tarihinin en karmaşık eğitim politikasının son 13 yılda uygulandığını, bütün çocukların kobay olarak kullanıldığını savundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 2014-2015 döneminde 644 bin 448 öğrencinin okula gitmediğini, bir önceki yıla göre bu oranın yüzde 225  arttığını bildirdi.

Eğitim çağı nüfusunda olan, okula gitmesi gerekirken 90 bin çocuğun hiç kayıt yaptırmadığını savunan Kılıçdaroğlu, okulların yüzde 31,41'inde birleştirilmiş sınıfların bulunduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, Ankara'da 64, İstanbul'da 25, İzmir'de 115, Balıkesir'de 123, Samsun'da 262, Şanlıurfa'da 558, Mardin'de 270, Van'da 297, Yozgat'ta 103, Ağrı'da 306, Adıyaman'da 276 okulda birleştirilmiş eğitim yapıldığını iddia etti.

-"Şimdi kafayı ODTÜ'ye takmışlar"

ODTÜ'de yaşanan tartışmaya da değinen Kılıçdaroğlu, "Şimdi kafayı ODTÜ'ye takmışlar. ODTÜ sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en önemli markalarından biridir" ifadesini kullandı.

Namaz kılan öğrencilere saldırıldığının söylendiğini, öğrenciler ve öğretim üyeleri üzerinde baskı kurulmaya çalışıldığını savunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Özellikle ODTÜ'lü kardeşlerime söylüyorum. Sizin özgürlük anlayışınızı çok iyi biliyorum. Herkesin inancını özgürce yerine getirmesi herkesin görevidir, özellikle ODTÜ'lülerin görevidir. ODTÜ'lüler bunu yapıyor. Yıllardır orada namaz kılınıyor, insanlar ibadetini yıllardır yapıyorlar. Neden şimdi bir saldırı? provokasyonlar yapılıyor. Gencecik çocuklarımızın heyecanları istismar ediliyor. Bu provokasyonlara herkes dikkat etsin. Hiç kimse ODTÜ'de 'sen namaz kıldın, ibadet yaptın' diye saldırıya uğramadı. provokasyonla ODTÜ üzerinde tezgah kurulmak isteniyor. Kuramayacaksınız. ODTÜ'lüler kendi üniversitelerine sahip çıkacak. Her şeye maydanoz olan var ya, diktatör bozuntusu, konuşuyor. Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyorsun, araştır, bu olay ne, nasıl oldu. Sormuyorsun, istismar edecek ya, her şeyi kendisi için kullanacak ya. Çünkü önce kendisi, sonra tufan. 'Gereğini yapın' diyor. Allah bilir onun için de savcıya yazı yazmıştır, 'savcı gereğini yap, sonucunu bana bildir' diye.

Bir AKP'linin söylediğiyse yürek acıtıcıdır, 'Cizre'ye nasıl girdiysek, ODTÜ'ye de öyle gireriz.' ODTÜ'ye tankla, topla,TOMA, tüfekle giremezsin. ODTÜ'ye girmek istiyorsan sınavla girersin. Bir başkası da 'Halk çocukları oraya girsin' diyor. Peki bunlar bizim çocuklarımız değil mi? Ötekileştirmeyi o kadar ileri noktaya taşıdılar ki toplum ayrıştı. Birbirimize selam veremez noktaya geldik. Türkiye'nin, dünyanın en önemli üniversitelerinden birisine açıkça, utanmazca, alçakça saldırı yapıyorsun. Kabul edilemez."

Kılıçdaroğlu, ODTÜ'nün Türkiye'ye yönelik siber saldırıda görevini yapmadığının ifade edildiğini de anımsatarak, Bakanlar Kurulu kararıyla Siber Güvenlik Stratejisi ve 20013-2014 Eylem Planı yayımlandığını, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi kurulduğunu anlattı. Kılıçdaroğlu, bu merkezin neden konuşmadığını sorarak, "Çünkü işin kolayını buldular, ODTÜ'yü yıpratacaklar ya" ifadesini kullandı.

-"Millete anlatın"

Türkiye'nin tam anlamıyla ateş yumağı içinde olduğunu, gencecik çocukların öldüğünü, morglarda yer kalmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, böyle bir travmayı Türkiye Cumhuriyeti'nin hiç yaşamadığını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, "Asacağız, keseceğiz" diyerek, kahramanlık edebiyatı yapmaya çalışıldığını öne sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sorun kahramanlık yapma günü değildir. Terör bitmişti, şimdi terör başka noktaya taşındı. Ülkeyi kan gölüne çeviren iktidar kimdir, ülkeyi bu hale getiren kimdir? Bunu her vatandaş sormalı. Bu sorulmadığı takdirde olmaz. Önce siyaset kurumunu sorgulayacaksınız çünkü vatandaş yönetmiyor, yöneten bir siyasal parti var. Şehit cenazeleri geliyor. Bugün bir gazetenin manşetinde Balıkesir'de bir şehit evi var. Ben hep, bu şehitler yoksul halk çocukları derim. İşte bu fotoğraf onu kanıtlayan bir söylem. Ankara'da oturan, iktidar olan beylerin çocukları, yakınları, akrabaları oraya gidiyor mu? Gariban çocuklarına 'buyurun gidin' diyorlar. Bütün şehitlerimizin kanı, AKP yöneticilerinin yakasındadır. Fidan gibi çocuklarımızı toprağa veriyoruz.

 Oturdunuz, terör örgütüyle pazarlık yaptınız. Siz, PKK ile hangi görüşmeleri yaptınız, hangi tutanakları imzaladınız, hangi konularda görüş birliğine vardınız, çıkın millete anlatın. Kahramanlık yapıyorsun, geç onları, onları külahıma anlat. Sen PKK ile oturup ne pazarlığı yaptın, bizim bunu bilmeye ihtiyacımız var.  PKK şehrin merkezine silah depoladı, silahlar gelirken sen neredeydin, o zaman ülkeyi kim yönetiyordu? Hendekler zorla vatandaşa kazdırılırken sen neredeydin, hendeklerin içine patlayıcı madde konulurken siz neredeydiniz? Şimdi kalkmış kahramanlık taslıyorsunuz. Bari bu fakir fukaranın sırtından kahramanlık yapmayın. "

-"Milletten gizli bir şey olmaz"

Kılıçdaroğlu,  28 Şubat 2015'te Dolmabahçe mutabakatının açıklandığını da hatırlatarak, şunları kaydetti:

"16 Mart'ta Erdoğan açıklama yaptı. 'Kardeşim ne Kürt sorunu, artık öyle bir şey yok.' 180 derece çark. Vallahi fırıldak bile bu kadar hızlı döner mi bilmiyorum. Milletten gizli bir şey olmaz. Türkiye'nin en temel sorununu çözeceksen adresi TBMM. Geleceksin, burada çözeceksin, burada tartışacağız. Ama sen kapalı kapılar ardında soluğu başka yerde alıyorsun. Sana 'bu yol yol değil' dedik. Ama sen, 'Hayır, ben böyle yapacağım' dedin. Böyle yaptığın için Doğu, Güneydoğu Suriye'ye dönüştü. 

Diyarbakır'da toplantı yaptılar, hendekleri savunuyorlar. Hendekleri kimse savunamaz. Savunan insan, demokrasi, hukuk, adaletten, özgürlüklerden yana değildir. Şehrin ortasına hendek kazacaksın, birileri sessiz kalacak. Zaten sessiz kaldıkları için ülke bu hale geldi. Niye zamanında kapatmadınız? 'Birden fazla il bir araya gelsin, özerk bölge olsunlar.' Anayasanın ilk 4 maddesini değiştirmeyi niye istiyorlardı, buna izin vermek için. Onun için anayasanın ilk 4 maddesi kırmızı çizgimiz dedik. Ön görülen 14 madde, AKP yetkilileriyle ne zaman, nerede görüşüldü, çıkıp anlatsınlar. Türkiye Cumhuriyeti etnik kimlik devleti değildir, her kimlikten insanımız var, her kimlikten insanımız başımızın tacı dedik. 'Kimlikler, inanç, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapılmaz. Yaparsanız Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sürüklersiniz' dedik, geldiğimiz nokta budur. Bunu yapanlar, hesabını vermek zorunda. Hesabını da sen soracaksın sevgili vatandaşım. Eğer bu ülke bu hale gelmişse ona oy veren vatandaşımın da sorumluluğu vardır. Sen oy verdin, o da böyle yaptı. Gücü senden aldı. Türkiye ayrışma süreci içinde. 'Bana 400 vekil verin bu işi bitirelim' diyordun. Hangi işi, nasıl bitirecektin çık anlat. Tık yok. Şimdi kahraman kesiliyorlar, asarız, keseriz diyorlar. Oradaki vatandaşın hali nedir? 200 bin kişi evini terk etti. Bunlar Suriye, Irak'tan gelmiyor."

(Sürecek)

AA

Kaynak:Haber Kaynağı