'Cep'siz hayattan çok memnunlar
Yanı başımızda, cebimizde olan bu araçtan uzak duranlar da çok.
Esra CENGİZ
Vazgeçilmezlerimiz arasına gireli çok olmasa da ondan öncesini hatırlayamaz olduk. Nasıl yürütüyorduk işlerimizi? Nasıl buluşabiliyorduk? Bugünse cüzdan gibi yanımızdan ayırmıyor, birkaç farklı hat taşıyor hatta ilköğretim çocuklarında bile muhakkak bulunduruyoruz. Cepten konuşanlara garip garip bakmak geçmişte kaldı. Tuşları gözünün içine sokacak kadar yakınlaştıran yaşlı hanımlar, seyyar satıcılar, kaza geçirip yattığı yerden yakınlarına haber verenler... Artık içinde cep telefonu olan hiçbir görüntüyü yadırgamıyoruz.
İNSANI MUTSUZ MU EDİYOR?
Oysa geçtiğimiz yıl ABD’nin ünlü gazetesi Washington Post’da yer alan bir habere göre hayatımızı kolaylaştıran bu aleti kullananlar, kullanmayanlara göre daha mutsuz. Bütün ısrarlara rağmen cep telefonu kullanmayı reddedenlerin en önemli dayanaklarından biri de tıpkı bu sonucu andırıyor. ‘Teknolojisiz daha mutluyum’ diyenlerin yanı sıra mobil hayatı sağlıksız olduğu gerekçesiyle reddedenler de var. Çünkü cep telefonlarının insan vücuduna yaptığı olumsuz etkilerle ilgili araştırmaların sonuçları sürekli gündemde. Korku romanlarının ünlü yaratıcısı Stephen King bile son romanı Cep’te bir kitle katliamı kurgusuna dönüştürdüğü cep telefonlarını anlatıyor ve kendisi de asla cep telefonu kullanmıyor. Cep telefonu kullanmaya itaraz edenler onunla sınırlı değil. Biz de ‘ihtiyaç mı, fuzuli bir cihaz mı’ tartışmasını azınlık olan tarafı dinlemeye karar verdik. İşte cepli hayatı reddedenlerin anlattıkları...
‘EKMEK LAZIM MI’ DEMEK İÇİN
Yönetmen Engin Ayça, bugüne kadar hiç cebi olmayanlardan. Şöyle diyor; ‘‘Keşke cep telefonum olsaydı’ dedirten bir durumla karşılaşmadım. Hayatım nasılsa aynen devam ediyor. Aslında bana özenen ya da cep telefonsuz günlerinden özlemle bahseden tanıdığım çok ama demek ki kimileri için şart. Benimkisi toptan reddetme değil, işime yarayacağını düşünsem kullanırım ama idare edebildiğim sürece kullanmayı düşünmüyorum. Birçok kişinin de piyasanın zorunlu gibi göstermesi nedeniyle aldığına inanıyorum. Eve gelirken ‘Ekmek lazım mı?’ diye sormak için telefon alınmaz.’
BÖYLESİ DAHA HUZURLU
Beyoğlu’ndaki Cafe Krepen’in sahibi Faruk Altun da mobil hayata hayır diyenlerden. Altun’a göre konuşmak istemediğiniz kişilerle muhatap olmamak için cepsiz yaşamayı tercih etmelisiniz: ‘Ne dizüstü bilgisayarım var ne de cep telefonum. Çünkü ihtiyaç duymuyorum ayrıca beni herkes arasın da istemiyorum. İsteyenler zaten işyerimden arıyorlar. Rahatımı düşünürüm, cep telefonu kullansam herhalde çıldırmıştım bugüne kadar. Geyik muhabbeti yapmaları hiç hoşuma gitmiyor. Düşünsenize dışarıda keyifli bir yemek yiyorsunuz aniden cep telefonu çalıyor ve konuşmak istemediğiniz kişi telefonun diğer ucunda. Keyifli bir yemek zehir oldu demektir. Sosyal çevrem çok ama herkesle konuşmak da istemem. Bana göre cep telefonsuz hayat huzur demek. Bir de 2-3 cep telefonuyla gezenler var ki, Allah onlara yardım etsin. Onlar için sadece dua edebilirim.’
HERKES FOTOĞRAFÇI OLDU
Ünlü yazar ve ressam Fikret Otyam ‘İyi ki telefonum yok’ diyenlerden: ‘Lüzumlu-lüzumsuz çalıyor. İnsan rahatsız oluyor. Aslında müthiş kolaylık. Ama biz normal telefonun bile zor bulunduğu yıllarda gazetecilik yaptıktan sonra bugün kullansak ne olur... Aslında sayesinde güzel şeyler de oluyor. Mesela herkes fotoğrafçı oldu. Eşim Filiz birbirimizle konuşalım diye aldı ama hiç alışamadım.’
Memoli de kullanmıyor
Tanınmış oyuncu Mehmet Ali Alabora da ceple yıldızı barışmayanlardan. Başka konularda da çoğunluktan farklı tercihleri olan bir sanatçı Alabora; Klasik Batı Müziği dinleyen, hatta bu konuda yazılar yazan, kot pantolon asla giymeyen Alabora cep telefonu da taşımıyor. Ona ulaşmak isteyenler telesekreterine not bırakıyorlar. Oyunculuğun yanı sıra küreselleşme karşıtı faaliyetlere de katılan, geniş bir sosyal hayatı bulunan Alabora cep telefonu olmaksızın bu yaşamını sürdürebiliyor. Star-Pazar