Çayın tavı kandır, içen dervişandır

Çayın tavı kandır, içen dervişandır

Çay tiryakisi Konyalılar çayevlerinde buluşuyor, sohbet ediyor, iş görüşüyorlar. Nasip Çayocağı’nda mangalda demlenen çayı yudumlayan Konyalılar, Erciyes Çayocağı’nda ise şiir dinleyebiliyor.

Mevlana Müzesi yakınındaki Nasip Çayevi, yaşlıların, öğrencilerin, turistlerin, çay severlerin uğrak yerlerinin başında geliyor. Mevlana Katlı Otoparkı’nın karşısında küçük bir sokakta. Sahibi Cesim Arslan, aslen Ağrılı. 35 yıldır çay ocağı işletiyor. 5 yıldır oğlu Metin’le birlikte bu çay ocağını işlettiğini söylüyor. Daha önce sanayide bir çay ocağı işletmiş.


Çayevi’nin dekorasyonu ilgimizi çekiyor. Duvarlardaki eski Konya resimleri ve kilimler mekanı otantik ve farklı kılıyor. Çayevinin tam karşısında, sokaktaki sedirlerde ihtiyarlar oturmuş, hem çaylarını yudumluyor hem de aralarında sohbet ediyorlar.


Diğer çay ocaklarında yapılan çaylarla burada yapılan çaylar arasında önemli bir fark olduğunu önümüze konan çaydan aldığımız ilk yudumla fark ediyoruz. Sebebini sorduğumuz Cesim bey, çayı mangal közünde yaptığını ifade ediyor. Müşterilere çaylar kıtlama şekerle (kalın küp şeker) birlikte ikram ediliyor.


Çay ocağının sürekli müdavimi olduğunu hal ve tavırlarından çıkardığımız Refik Nükte’ye “Çaylar çok güzel. Sizde bağımlılık oluşturmuştur herhalde” diye takılıyoruz. Refik amca “Sadece çayın güzelliği yüzünden değil, sahibinin güzelliği yüzünden de buradan ayrılmıyorum” diyor. Bu sözler, çayevinin diğer müdavimleri tarafından da doğrulanıyor. Cesim Arslan, “Çayın tavı kandır, içen dervişandır; ama Nasip Çayevi’nin çayları bambaşkadır” diyerek son sözü söylüyor.


Tekel binasının arkasında, Asri Camii’nin karşısında bir çay ocağı Erciyes Çayevi. Çayevinin ismi sahibi Halil Altıparmak’ın nereli olduğunu da ortaya koyuyor aslında. Halil amca aslen Kayserili. Seydişehir Alüminyum Tesisleri’nde işçi olarak çalışmaş. Çocuklarını okutmak amacıyla Konya’ya gelmiş. 12 senedir çalıştırıyor burayı Halil amca. Hoşsohbet, güleryüzlü bir işletmeci. “Çay ocağına kimler daha sık geliyor?” şeklindeki sorumuzu “Genelde çevredeki esnaf ve inşaat ustaları gelir” diye cevaplıyor ve kendiliğinden anlatıyor: Burası halkın buluşma noktası. Esnaf anlaşmalarını burada çay eşliğinde yapıyor. Biz burada bir nevi köprü görevi görüyoruz anlayacağınız.


İnsanlarla ve çalışmayı çok sevdiği her konuşmasından ve davranışından belli olan Halil amcaya yıllar çalışma azmi ve keyfinden hiçbir şey kaybettirmemiş. “Çok kazandığın zamanlar, az kazandığın zamanları telafi eder” sözü ona ait.


Çayevi içtiğimiz çaylar gibi sımsıcak. Çayevinin müdavimleri birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Kendisini ‘sosyete amelesi’ olarak tanıtan Necip Karahançer, kafasını kaldırmadan gazete okumaya dalmış Nuri Özaslan’a takılıyor. “İnşaatçıların babası” diyor Nuri beye. Halil amcaya da ‘Ozan’ lakabını uygun görüyor. Halil amca yazdığı şiirlerin bir bölümü ricamız üstüne okuyor. İlkokulu 6 yılda bitiren Halil amcanın eğitim sistemine yönelik eleştirileri de var. “Gençler üretmeli ki” diyor, “biz diğer ülkelerden geri kalmayalım.”


Şu şiir aslında Halil amcanın hayata bakışını özetliyor:


Tarlada ekinim var deme


Ambara girmeyince


Hayırlı evladım var deme


El koynuna girmeyince


Sadık dostum var deme


Başına bir hal gelmeyince


Vefakar karım var deme


Yok günü görmeyince


Gonca Ay/Dursun Güner-Memleket