Çalı yeniden

Çalı yeniden

1997 yılının şubat ayında başlayan Çalı’nın serüvenine 2008 yılının mart ayında son vermiştim. 1 ekim 2011 tarihinden itibaren Çalı yine okurları ile buluşuyor

Zeki Oğuz

1997 yılının şubat ayında başlayan Çalı’nın serüvenine 2008 yılının mart ayında son vermiştim. 1 ekim 2011 tarihinden itibaren Çalı yine okurları ile buluşuyor. Okurları Çalı’nın yeniden gün yüzüne çıkışını sevinçle karşıladılar.

Yayınlandığı süre içinde Çalı bir okul işlevi görüyordu. 

Doğa ve tarih gezileri, saydam gösterileri, şölenler, imza günleri vb. yüzlerce etkinliğe damgasını vurdu Çalı. Yine aynı yolda yayınını sürdürecek Çalı. Sadece bir kültür-sanat dergisi değil fotoğraftan şiire sanatın her dalını kucaklayacak, etkinliklerine kaldığı yerden devam edecek.

İlk etkinliğimiz 8 ekim cumartesi günü Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesinin bahçesinde olacak. Şubenin güz etkinlikleri kapsamında Vural Kaya arkadaşımız saat 14.00 de benim ve değerli yazar Hüzeyme Yeşim Koçak’ın hikayeciliğini anlatacak. 

Vural Kaya’nın konuşmasından sonra Çalı’nın yeniden doğuş şenliği başlayacak. Şair dostum Eşref Ural, eğitimci, gezgin, fotoğraf sanatçısı arkadaşım Mustafa Karaçelebi, eğitimci arkadaşım Bülent Sirkeci halk türkülerimizi dillendirecekler. 

Şiirleriyle Ömer Faruk Hatipoğlu, İdris Köylü, İsmail Detseli, Ercan Değirmenci, Ülkü Demircanlı aramızda olacaklar. Şenliğin sonunda benim gösterim var. Adım Adım Konya. İlimizin güzel beldelerinde dolaşacağız birlikte. 

9 ekimde ise Çalı dostları ile birlikte Beyşehir taraflarında olacağız. Ülkemizin değişik şehirlerinden gelen fotoğraf sanatçısı dostlarla birlikte Fasıllar’ı, Eflatunpınar’ı görecek ardından Eşrefoğlu Camisinin yakınlarında gün batımını çekeceğiz. 

Ne kadar kültür-sanat derseniz deyin çoğu zaman bürokratik engeller çıkar karşınıza. Çalı’da karşılaştı böyle şeylerle ve hala karşılaşıyor. 101. sayımızın künyesinde sahibi olarak benim adım var ama 102. sayıdan itibaren olmayacak. 102. sayıdan itibaren sahibi ve yazı işleri müdürü olarak kızım Şafak (oğuz) Çakır görünecek. 

Sebebide basın savcılığı bürosunun böyle buyurması.

Şu elektronik çağda hala ikamet ilmühaberi, iyi hal kağıdı isteniyor. Diplomaların ve nüfus cüzdanlarının fotokopileri yetmiyor, bunlar ya noterden tastikli olacak ya da asılları gidecek.

Benim 1967 yılında erkek sanat okulundan aldığım tastiknamenin aslını bulamadım, bir fotokopisini gönderdim ama basın bürosu kabul etmemiş. İllaki aslı olacak, aslı olmayınca da yıllardır emek verdiğim Çalı’nın sahibi olamıyorum. Evlere şenlik.

Celalettin Kişmir’den Sıraç Aydıntaşbaş’a nice yazar büyüklerimizin bu şehrin vefasızlığından yakındıklarını bilirim. Bunları kayda da geçirmişlerdir. Aynı şey ben ve Çalı için de geçerli. Çalı yayınına son verdiğinde en çok üzülenler Konya dışından okurları olmuştu. Yeniden yayınına en çok sevinenler de yine onlar oldu. 

Ne yaptıysam, bu şehre borçluyum anlayışıyla yaptım. Ama bu şehrin ileri gelenleri her zaman başlarında bir sıkıntı olarak gördüler beni. Sadece üç küçük örnek vereyim. Gazetecisin, diye bir el kart vermişlerdi sonra sen gazeteci değilmişsin, diye el kartıma el koydular.

Yayınevleri ticari kaygılarla araştırma kitaplarına pek yüz vermezler. Bu yüzden göçer yörüklerle ilgili kitabımı şehrimizde iki kuruma teklif ettim. Her iki kurum içinde bu kitaba ayıracakları para çerez parası bile değilken yayınlatamadım.

Bu şehrin ileri gelenleri Mevlana, mevlana diye tuttururlar ama sonra gelen turist şehirde konaklamıyor, diye ağlaşırlar. Bu şehrin alternatif turizm yörelerini gazetem Memleket’te her pazartesi anlatıyorum. Buna dair Taşra ve Gezgin adıyla bir kitabımda var. Bu kitabımı yeni eklerle yayınlanması için şehrin önde gelen kurumlarından birine önerdim. Ayak sürümelerine bakılırsa bu işde olmayacak. 

Neyse...

Cumartesi ve pazar birlikte olmak dileğiyle.

resim.jpg

yoruk.jpg