Burdur yaylalarında
Geçtiğimiz Cuma günü müthiş bir ikilem içinde kalmıştım
Burdur Aziziye yaylasında şenlik vardı ve güzel dostlarım İsmail Akçay ile Musa Sert eşleri ile birlikte beni bekliyorlardı. Sadece beni değil Akşehir’den dostlarım Nuri Haşar ile eşi Meryem’de davetlisiydi onların. Öte yandan Beyşehir Kurucuovada da şenlik vardı ve oralarda da bir yığın dostum vardı. Onları yeniden görmek, hasret gidermek ne güzel olacaktı. Anamaslı Mehmet’de birlikte gitmenin yollarını arıyordu, abi mutlaka gidelim bizim yaylalara, diye.
Sonunda yeni yerler görme, yeni dostlar edinme duygusu ağır bastı ve Nuri ile birlikte Akşehir’den Burdur Aziziye’ye gitmeye karar verdik.
Yola çıkacaktım ama bir sorun vardı. Cumartesi sabahı gazetemizin kahvaltısına davetliydik cümle çalışanlar ve yazarlar olarak. Bizim Köseoğlu’na beni hoşgörmesini ne kadar rica etsemde ikna edemedim. Kahvaltıda mutlaka bulunmam gerekiyormuş. Birkaç saat gecikmeyi göze alarak katıldım kahvaltıya. Aslında iyi de oldu, çalışanlar ve yazanlar olarak bir arada olmanın keyfini yaşadık kısa bir süre içinde olsa.
Sırt çantamı, makinalarımı kapıp soluğu Akşehir’de aldım.
Nuri ile Meryem beni bekliyorlardı. Bu gezide farklı şeyler yaşayacaktık. Nuri’nin otuz yılı aşkındır görüşemediği dostlarını da görecektik. Onun için arabanın arkasına bolca kiraz almıştı Nuri. Şimdi Akşehir’de kiraz zamanı ya, eniyi armağanda kiraz olurdu zaten.
Sultandağlarını aşıp Isparta yoluna düştük. Isparta girişinde Nuri’nin eski arkadaşı otuz yılı aşkın görüşmediği Nuri Gönendi bizi bekliyordu. Birlikte onun evine gittik. Antalya’dan gelen İsmail Akçay ile eşide ordaydı. Bir yorgunluk çayından sonra Atabey ilçesine doğru yola düştük. Nuri Gönendi’nin bir akrabasının sünnet düğünü varmış, bizde katılacaktık düğüne.
Düğün evinde kazanlar kurulmuş yemek hazırlanıyordu. Düğüne gelen konuklarla tanıştık. Bir gölgeye çekilip çaylarımızı içtik. Eski dostlar sohbeti koyulaştırmışlardı ama ben acele ediyordum. Benim derdim biran önce Aziziye yaylasına varıp çadırımı kurmaktı.
Aziziye köyüne vardığımızda artık çadır kurmak hayal olmuştu. Musa Sert ve ailesi bizleri bekliyormuş. Biraz sohbet ettik, hasret giderdik. Musa Sert Burdur kültürünü iyi bilen, Burdur halkoyunlarını çok iyi oynayan bir insan. Ekibi ile birlikte Lille şenliğine katılmış oyunlarını orda izleme şansım olmuştu.
Geceyi Aziziye İÖO okulunda görevli Ali’nin evinde geçirdik. Ali’de eşi de güleryüzlü güzel insanlar. Ayın 18 inde onlarında sünnet düğünleri varmış. Düğüne bizimde katılmamızı istiyorlar. Bir oda tümüyle okuntu ile dolmuş, bunları eşe dosta göndererek düğüne çağıracaklarmış. Bu davete okuntu deniyor.
Sabah erkenden Ali ile birlikte çıktık yaylaya. Şenlik yeri erkenden dolmaya başlamıştı. İsmail Akçay kendi çadırını kurmaya çalışırken biz Musa dayının çadırına konuk olduk. Çayımız ve kahvaltı sofrası çoktan hazırdı.
Aziziye Burdur’a 40 km.uzaklıkta Sarıkeçili Yörüklerinin oluşturduğu bir köy. Şenliğin 11.si düzenleniyormuş bu yıl. Yıllardırda şenlik ağalığını yörenin zenginlerinden Mehmet Cadıl yapıyormuş. Mehmet Cadıl’ı Lille şenliğinde tanımıştım. Çok mütevazi, hayırsever bir insan. Gelen bütün konuklarla tek tek ilgileniyor. Yanına varıp kutladım, teşekkür ettim, hemen sarı bir poşuyu boynuma bağladı. Aziziye dönüşü bana armağan bu poşu ve yeni dostluklar olmuştu.
Şenliğe Burdur Valisi, milletvekilleri, çevre ilçelerin kaymakamları ve bürokratlar katılmışlardı. Mehmet Cadıl hepsinin boynuna poşu bağladı.
Şenlikte yöre sanatçılarının yanı sıra TRT sanatçıları da sahneye çıktı. Burdur yöresi havalarıyla coştu şenliğe katılanlar.
Arada bir şenlik yerine inip fotoğraf çekiyor sonra sıcaktan bunalıp Musa dayının çadırına kaçıyorduk. Orada tanıdığım Yeter cadımın annesi hemen çayımı getiriyordu Zeki abi çayı çok seviyor,diye. Hayatımda öylesine güleryüzlü insanlar çokaz tanıdım.
Şenlik yemekleri de Mehmet Cadıl’ın ikramıydı ama biz Musa dayının çadırında karnımızı doyurduk. Eşinin hazırladığı börekleri, katmerleri yedik ve ben o sofrada kırk yıl öncesini yeniden yaşadım. Teker katmeri bizim Konya yöresi dağ köylerinin vazgeçilmez hamur işlerinden biri. O güzelim katmeri yıllardır yememiştim ve yıllar sonra Aziziye yaylasında kurulmuş bereketli bir sofrada karşımda duruyordu.
Akşehir’e doğru uzun bir yolumuz vardı dönüş için. İkindiye doğru dostlarla vedalaşıp düştük yola.
Dönüşte Gönen İğdecik köyüne uğradık. Köyün muhtarı Nuri’nin eski arkadaşlarından biriymiş ve onunla da otuz yıl sonra karşılaşıyorlardı. Muhtarın evinde kısa bir moladan sonra yola çıktık.
Yeter cadıma söz verdim, annesi Zeynep geline de. Bir daha yolum Burdur taraflarına düştüğünde onların konuğu olacağım.
