Buldan, HDP TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu:

Buldan, HDP TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu:

"Suriye sorunu, Suriyelilerin kendi arasında başlatacağı bir diyalogla ancak çözülebilir. Halkları dışlayan bir politikayla, Kürt karşıtı tutumlarla o masada hiç kimse duramaz, oturamaz" - "Kazanılmış bir hak olan nafaka hakkı, kadınların elinden alınmaya ve kadınlar yoksulluğa mahkum edilmeye çalışılmaktadır. Erkek şiddetine karşı kadınları koruyan İstanbul Sözleşmesi, iktidar eliyle ortadan kaldırılmak istenmektedir"

TBMM (AA) - HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Suriye sorununun, Suriyelilerin kendi arasında başlatacağı bir diyalogla ancak çözülebileceğini belirterek, "Halkları dışlayan bir politikayla, Kürt karşıtı tutumlarla o masada hiç kimse duramaz, oturamaz." dedi.

Buldan, partisinin, sadece kadınların katıldığı TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de gazetecilere yönelik "hukuk dışı tutuklamaların" devam ettiğini savundu.

Geçen hafta gazetecilerin, yazarların tutuklandığını, "AK Parti yargısı eliyle gerçekleştirilen bu hukuk dışı tutuklamaları kınadıklarını" dile getiren Buldan, "İktidar ne yaparsa yapsın, hakikatin sesini kesemeyecek. Gerçekler asla karanlıkta kalmayacak." diye konuştu.

Terör soruşturması kapsamında tutuklanan ve İçişleri Bakanlığınca görevden alınan HDP'li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı'ya "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verildiğini hatırlatan Buldan, "Bu karar hukuk dışıdır, siyasidir, gayri meşrudur ve halk iradesine bir saldırıdır. Bu kararı asla tanımıyoruz." ifadelerini kullandı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde Türkiye'nin her yerinde alanlarda olduklarını dile getiren Buldan, "Kadınlar her yerde bir araya geldiler. Hep birlikte özgürlüğü, eşitliği haykırdık." dedi.

Kadınlar için yaşamın sadece Türkiye'de değil tüm dünyada zorlu bir dönemden geçtiğini savunan Buldan, "Erkek rejimler ve faşizm, dünyanın neresinde olursa olsun aynıdır ve kadın düşmanıdır. Kadınların iki asırdır yürüttükleri mücadeleler ve verdikleri ağır bedeller sonucu elde ettikleri haklar, kazanımlar, sadece Türkiye'de değil birçok coğrafyada büyük tehlikeler altında." değerlendirmesinde bulundu.

- "İktidar, kadın kazanımlarını sistemli biçimde hedef alıyor"

Kadınların tüm engellemelere rağmen İstanbul Taksim'de "feminist gece yürüyüşünü" gerçekleştirdiğini ifade eden Buldan, yürüyüş sonrasında polisin, biber gazı ve plastik mermi ile kadınlara müdahale ettiğini söyledi. Buldan, "Mültecilere gaz bombası atan Yunanistan'a, 'savunmasız insanlara gaz sıkmak barbarlıktır' diyen AKP iktidarının sözcülerine bunu hatırlatıyorum. 8 Mart'ta Taksim'de kadınlara yaptığınızın bundan bir farkı var mı? Arada hiçbir fark yok." görüşünü savundu.

İktidarın, kadın kazanımlarını sistemli bir biçimde hedef aldığını ileri süren Buldan, "Kazanılmış bir hak olan nafaka hakkı, kadınların elinden alınmaya ve kadınlar yoksulluğa mahkum edilmeye çalışılmaktadır. Erkek şiddetine karşı kadınları koruyan İstanbul Sözleşmesi, iktidar eliyle ortadan kaldırılmak istenmektedir. Kadınlar, çalışma yaşamının dışında bırakılarak eve mahkum edilmek istenmektedir." diye konuştu. Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kaybetmeye yüz tutmuş AKP-MHP bloğu, iktidarını sürdürebilmek için savaş, yıkım ve talan politikasını olanca hızıyla sürdürmektedir. Türkiye, içeride toplumla, kadınlarla mücadele halindedir, dışarıda Suriye ile savaş içerisindeler. İdlib'de yaşanan savaş, halkların tercihi değildir, bu iktidarın ayakta kalma çabasıdır. AKP iktidarı, başından beri mezhepçi bir politikayla çeteleri destekleyerek, Suriye'de yönetim değişikliğini hedeflemiştir. Uluslararası güçlerin payandası haline gelerek Suriye iç savaşının derinleşmesinde rol oynamıştır. Amaçları, bir yandan kendi tekçi iktidarlarını ayakta tutmak diğer yandan da Kürtlerin, Suriye'de söz sahibi olmasını ve temsil edilmesini engellemektir."

- "Ülkeyi uçurumun kenarına sürüklemekteler"

Buldan, başından beri Suriye politikasına ilişkin iktidarı uyardıklarını belirterek, "Yanlış hesap bu kez Bağdat'tan değil İdlib'den geri döndü fakat bunu görecek bir göz ve akıl onlarda ne yazık ki yok. Çıkmaları gereken yerde kalmaya devam ettikçe ülkeyi uçurumun kenarına sürüklemekteler. İdlib'de battıkça soluğu Moskova'da arıyorlar. Moskova, NATO, Washington ile bugüne değin sayısız görüşmeler gerçekleştirdiler ama hiçbir şey değişmedi. Acı ve yıkım katlanarak devam etti. Geçen hafta 30 erkek Moskova'da kafa kafaya vermiş halklar adına kararlar veriyorlar." ifadelerini kullandı.

"Dolmabahçe Sarayı'nda çözüm masasını devirdikleri için bugün Kremlin Sarayı'ndan çıkamıyorlar. Bu gerçeğin ne yazık ki farkında değiller. Suriye, İdlib'den size bir iktidar hikayesi çıkmaz." diyen Buldan, Türkiye'nin tüm varlığıyla Suriye'den derhal çıkması gerektiğini öne sürdü.

Doğru yolun Suriye'nin Suriye halklarına bırakılması olduğunu ifade eden Buldan, "Eninde sonunda bu noktaya da gelecekler. Çözüm ve barış ancak haklar arası diyalogla, toplumsal bir mutabakatla sağlanabilir. Bunun farkına bir an önce varmaları gerekiyor. Suriye sorunu, Suriye'de kurulacak bir masa ile Suriyelilerin kendi arasında başlatacağı bir diyalogla ancak çözülebilir. Halkları dışlayan bir politikayla, Kürt karşıtı tutumlarla o masada hiç kimse duramaz, oturamaz." diye konuştu.

"Sığınmacıların zorla ve tehditle gönderildiğini" ileri süren, sınırda yaşananların insani kriz olduğunu savunan Buldan, şöyle konuştu:

"Yıllarca 'şu kadar mülteciye baktık' diye övünen AKP iktidarı şimdi gidenleri saymaktadır. 'Ne kadar kovduk' diye her gün sayı veriyorlar. Karşımızda insanları ölüme göndermekle övünen bir iktidar var. Ayıptır, günahtır, yazıktır. İnsan biraz utanır. Sınırda yaşananlar, insanlık değerleri ile ulus devletlerin dayandığı insanlık dışı politika arasındaki uçurumu tüm dünyaya göstermiştir. Ulus devlet faşizmi her yerde aynıdır. Sınırın karşı tarafında da aynıdır, bu tarafta da aynıdır. Mültecilere bu zulmü yaşatan Suriye savaşında ısrar eden güçlerdir. Türkiye'de bu sürecin önemli bir tarafıdır. Suriye'deki çetelere tırlarla silah göndererek iç savaşı tırmandıran iktidar, mültecilerin yaşadığı yıkımın baş sorumlusudur. İnsanlık tarihi bunu unutmayacak ve asla affetmeyecektir.

Bir de utanmadan Avrupa'dan daha fazla para istediklerini ve mültecileri şantaj olarak kullandıklarını görüyoruz. Bunun adı insan ticaretidir, çürümüşlüktür. Başka bir adı, izahı yoktur, olamaz. Buradan iktidara çağrı yapıyorum: Mültecileri zorla, tehditle göndermekten vazgeçin. Mültecileri, kirli pazarlıklarınıza alet etmeyin. Avrupa'ya da seslenmek isterim: Kapılarınızı insanlığa, mültecilere derhal açın. Mültecilere acil insani yardımı derhal başlatın. Yunanistan halkının, mültecilerle dayanışma için yaptığı demokratik gösteriler, insanlık adına umut vericidir. Yunan halkının, mültecileri sahiplenen bu dayanışmasını biz de buradan bir kez daha selamlıyoruz. Yunanistan'daki bu dayanışma tüm Avrupa ve Türkiye'de yaygınlaşmalıdır."

Öte yandan, bazı kadın milletvekillerinin yöresel kıyafetlerle grup toplantısına katılmaları dikkat çekti.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.