Bu ağaçlara kimse dokunamıyor

Bu ağaçlara kimse dokunamıyor

Konya'nın Taşkent ilçesindeki 89 hektar alandaki kara çamlar, diğer çam ve karaçamların aksine budandığı yerden dal veriyor.

Taşkent Belediye Başkanı Ali İhsan Camgöz, yaptığı açıklamada, Toros Dağları'nın uzantılarında yer alan ve sarp arazi yapısıyla bilinen Taşkent'in geçmişinin çok eski olduğunu belirtti. Ormanlarla çevrili olan Taşkent'in zengin bitki örtüsüne sahip olduğunu dile getiren Camgöz, tarım arazileri geniş olmadığı için ilçe halkının ancak ailesine yetecek kadar tarım ürünü yetiştirebildiğini vurguladı. İlçede yetişen kara çam türü ağaçların çok ilginç bir özelliğe sahip olduğunu vurgulayan Camgöz, ''Bu çamları budadığınızda, budanan yerlerden sürgün verip dallar çıkıyor. Oysa hiç bir çam türü, budandığında buradan sürgün vermiyor'' dedi. ''Bu ilginç durumun, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın Taşkent için ettiği bir duaya yorulduğunu'' ifade eden Camgöz, şunları kaydetti: ''Selçuklu döneminde Alaaddin Keykubat eski adı Pirlerkondu olan Taşkent'e gelir. Tarihi kaynaklarda belirtildiğine göre, Alaaddin Keykubat at üzerindeyken, burada bir çeşmeden su doldurduklarını gördüğü kadınlardan birinden su ister. Kadınlardan biri de elindeki tasa doldurduğu suyu Sultan'a vermeden önce, ağaçtan kopardığı bir miktar çam yaprağını su dolu tasın içine atar ve suyu öyle ikram eder. Sultan, içinde yapraklar olan suyu döker ve yeniden doldurmasını ister. Bu olay üç kez tekrarlanır. Sultan neden suyun içine çam yaprağı koyduğunu sorar. Kadın, 'uzak yoldan geliyorsunuz, terlemişsiniz suyumuz çok soğuktur. Size dokunur. Bu yaprağı tasın içine atınca siz ağır ağır içersiniz, böylece su dokunmaz' der.'' Camgöz, bu davranıştan etkilenen Sultan Alaaddin Keykubat'ın ''Peki benden bir isteğiniz var mı'' şeklindeki sözlerine karşılık, kadının, o dönemde bölgede yaygın olarak üretilen dokuma bezden vergi alınmamasını istediğini söylemesi üzerine Alaaddin Keybubat'ın da ''Çamlarınız kurumasın, sularınız ılımasın, güzeliniz farımasın'' diyerek dua ettiğini, burada üretilen bezlerden de vergi alınmamasını emrettiğini anlattı.
2002 yılında Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nün katkılarıyla, söz konusu tarihi diyaloğu tasvir eden ''Alaaddin Keykubat ve su veren kadın'' anıtının pınarın yanına inşa edildiğini anlatan Camgöz, bu anıtın Taşkent'i ziyaret edenlerce yoğun ilgi gördüğünü kaydetti. Camgöz, Taşkent'teki karaçamların, kesildiği halde yeniden dal vermesinin bu duadan kaynaklandığı, bu nedenle bölgedeki kara çamların özel olduğunu düşünen halkın bugün de bir yaprağını bile koparmadığını vurguladı. Konya Orman Bölge Müdürü Fuat Ünal ise burada yetişen, Latince ismi Pinus Nigra olan kara çamların 89 hektarlık alana yayıldığını belirtti. Fuat Ünal, kara çam da dahil diğer tüm çam türlerinin budandıkları yerden dal vermediğini, ancak burada yetişen türün budandığı yerden yeniden çıktığını ifade etti. Ünal, şöyle konuştu: ''Bölgedeki kara çamlar, bu özelliğinden dolayı 2005 yılında koruma altına alındı ve bölge gen sahası ilan edildi. Buradan hiç bir şekilde kesim yapmıyoruz. Sadece kozalaklardan elde ettiğimiz tohumları çıplak alanlara ekiyoruz. Bu türün Taşkent bölgesine has olduğunu biliyoruz. Ancak benzer özellik gösteren kara çam türünün Türkiye'de bir başka yerde olup olmadığını bilmiyoruz.''