Bozkırın ortasında bir vaha
Ankara- Konya yolunda gidip gelenler dikkat etmiştir, bozkırın ortasında, sonsuz bir boşlukta gidiyormuş hissine kapılır insan...
KUŞCA - CELİL BOĞAZI
Zeki Oğuz
Ankara- Konya yolunda gidip gelenler dikkat etmiştir, bozkırın ortasında, sonsuz bir boşlukta gidiyormuş hissine kapılır insan. Yalnızca bahar aylarında yeşil bir örtüye bürünen, küçük tepeleri saymazsak sonsuz bir bozkır görünümü. Bu bozkır görünümünün nasıl güzellikler sakladığını bilmeyen biri sıkılır, bunalır bu görünümden.
Karapınar steplerinde olduğu gibi Cihanbeyli stepleri de müthiş güzellikleri barındırır. Bu güzelliklerin birçoğunu yeni keşfettim. Onları keşfetmemi Özbek balası Naci İdil sağladı, sağolsun.
Bu sonsuz bozkırın ortasındaki güzelliklerin başında elbette Tuz Gölü gelir. Van Gölünden sonra ülkemizin ikinci büyük gölüdür ve yine ülkemizin en büyük kuş cennetidir.
Bozkırın ortasında irili ufaklı bir çok göl vardır ve hepsi yüzlerce çeşit göçmen ve yerleşik kuşa ev sahipliği yaparlar. Kulu Gölü, Samsam Gölü, Uyuz Gölü, Kozanlı Gölü, Bolluk Gölü, Tersakan Gölü gibi.
Beni asıl şaşırtan İnsuyu vadisi ve Kuşça beldesinin bir kilometre kuzeydoğusundaki Celil Boğazı oldu.
Cihanbeyli’den sola dönen yol İnsuyu, Pınarbaşı beldelerinde sonra bir Özbek köyü olan Böğrüdelik köyüne ulaşır. İnsuyu’na yaklaşınca bozkır şaşırtmaya başlar insanı. Yemyeşil bir vadi ve gürül gürül akan bir ırmak çıkar karşınıza. İnsuyu’nda küçük bir tepenin eteğinden çıkan su vadi boyunca bahçelere, tarlalara bereket saçar.
Böğrüdelik’te kısa bir mola verecek zamanınız varsa nefis bir tatar böreği yeme şansını bulabilirsiniz. Yöresel tad arayanlar için eşsiz bir yemektir tatar böreği.
Böğrüdelik beldesinin yaklaşık on kilometre kuzeyinde yeralır Kuşça. Modern yapıları ile güzel bir beldedir. Belde insanlarının büyük çoğunluğu değişik Avrupa ülkelerinde çalışıyor ve ancak yaz aylarında gelebiliyorlar beldeye. Bozkırın ortasında küçük bir Kapadokyayı andıran Celil Boğazı beldenin kuzey doğusunda, bir kilometre uzaklıkta. Küçük bir tepeyi aştıktan sonra önünüze seriliveriyor peri bacaları diye adlandırdığımız kaya oluşumları.
Milyonlarca yıl içinde doğal olaylar kayaları parçalamış, sağlam bölümler dimdik ayakta kalmış, peri bacaları oluşmuş. Doğudan batıya uzanan boğazlarda ve boğazları çevreleyen sırtlarda onlarca peri bacası yeralıyor.
Bu güzellikleri ilkin Atlas dergisinde okumuş, fotoğraflarına hayranlıkla bakmıştım. Sonra fotoğraf sanatçısı arkadaşım Ahmet Kuş bölgede çektiği fotoğrafları göstermiş, çevrenin güzelliğini öve öve bitirememişti. Celil Boğazını gördükten sonra bazı güzelliklerin anlatılamayacağını ancak yaşanabileceğine bir kere daha inandım.
Celil Boğazında arazi hayli çıplak, Kuşça Belediyesi çevreyi ağaçlandırmaya çalışıyor. Özellikle kayısı gibi meyva ağaçları dikmeleri hoşuma gitti.
Birbirine paralel uzanan boğazlardan birinde ağlayan kayalar, diye bir yer var. Karşılıklı iki kayadan su sızıyor. Sanırım bu yüzden öyle diyorlar. Kayalıkların altındaki çalılıklara yöre insanları çaput bağlamışlar. Söylentiye göre çalıya çaput bağlayarak dilek tutanların dileği kabul oluyormuş. Özellikle çocuğu olmayanlar dilek tutuyorlarmış.
Buradaki peri bacalarıyla ilgili birde efsane var. İki gencin düğünü olacakmış. Düğün alayı yola çıkmış ama kız annesini çok sevdiği için ondan ayrılmaya dayanamamış, atın üzerinden atlayıp annesine doğru koşmaya başlamış. Anne kız tam birbirlerine kavuşacakken taş oluvermişler.
Nasıl gidilir : Kuşça Cihanbeyli’ye 35 km.Kuşca ve Celil Boğazına Yeniceoba tarafından ya da Böğrüdelik üzerinden gidilebilir. Biz gurup olarak Böğrüdelik üzerinden gittik. Meraklıları İnssuyu ve Pınarbaşı beldelerinde güzel fotoğraflar çekebilirler. Dönüşü ise Yeniceoba üzerinden yaptık. Yeni yerler keşfetme, yeni insanlarla tanışmak için böylesi daha güzel.
Konaklama : Kuşça’da konaklayacak bir tesis yok. Celil Boğazında kamp yapmak için güzel yerler var.