BİR CENNET KÖŞESİ GÖLLER BÖLGESİ
Şanslı bir ulusuz, diye düşünürüm her zaman. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki her adımda bir başka güzellik çıkıyor karşımıza. Doğa güzelliği, tarihi bir miras. Her mevsimin de ayrı bir güzelliği var. Bir yerde karda yürümenin keyfini çıkarırken bir başka yör
Zeki Oğuz
Şanslı bir ulusuz, diye düşünürüm her zaman. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki her adımda bir başka güzellik çıkıyor karşımıza. Doğa güzelliği, tarihi bir miras. Her mevsimin de ayrı bir güzelliği var. Bir yerde karda yürümenin keyfini çıkarırken bir başka yörede bademler çiçek açıyor olur. Dağları mı seversiniz, göllerimi, gürül gürül akan ırmaklarımı, binlerce yıldan süzülüp gelen tarihi anıtları mı, hepsi var.
18-19 Şubatta Göller Bölgesindeydim. Beyşehir, Eğirdir, Kovada, Burdur ve Salda göllerini fotoğrafladım. Her birinde ayrı bir güzellik yaşadım. Eğirdir gölünde Yeşilada’da özel sosla hazırlanmış levreği yerken masmavi Eğirdir gölünü seyrettim. Bir otelde küçük bir şişe suyunu bir liraya içmenin can sıkıntısının da yaşadım ama gezi her şeyi unutturuyor doğrusu. Zaten turizmde en büyük sorunlarımızdan biri bir gezgini, turisti yolunacak kaz görme anlayışıdır.
Göller Bölgesine ulaşım çok kolay ve her an vasıta bulmak mümkün. İlk durak olan Beyşehir Gölünden sonra İzmir tarafına giden arabalara binerek diğer göllere ulaşabilirsiniz. Benim önerim Beyşehir Gölüne iki gününüzü ayırmanızdır. Çünkü günbatımını en güzel izleyebileceğiniz göllerden biridir Beyşehir Gölü. Ayrıca turla yolculuk ediyorsanız Yeşildağ, Kurucuova, Fele yolu ile giderseniz Yeşildağ’da, Leylekler Vadisini, Kurucuova’da Kubad-abad sarayını görebilir, Anamas Dağlarının eteklerinden kıvrım kıvrım giden yolun sağında kalan Beyşehir Gölünü seyredebilirsiniz.
Kamp ve dağcılığı sevenler için sınırsız olanaklar sunan Beyşehir Gölü güney ve batıda Toroslar, doğuda Erenler, kuzeyde Sultan Dağları ile çevrili. Beyşehir’e büyük bir ekonomik katkı sağlayan göl 1993 yılında Milli Park ilan edildi. Yıllık yağış miktarına göre 615 ila 745 km²lik bir alanı kaplayan göl ülkemizin üçüncü büyük gölü.
Beyşehir’in en büyük ekonomik kaynaklarından biri balıkçılık. İki bine yakın balıkçı 1600 tekne ile balıkçılık yapıyor. Sazan, kadife, ve levrek avlanıyor. Gölde irili ufaklı otuza yakın ada var. Kubad-abad sarayının kuzeyindeki Kız kulesi adası aynı zamanda bir kuş cenneti.
Beyşehir Gölü de çeşitli sorunlarla karşı karşıya. Çarşamba çayına fazla miktarda su verilmesi, göl tabanındaki düdenlerden su kaçağı ve göl tabanındaki balık ağları başlıca sorunlar.
Beyşehir Gölü yerleşik ve göçmen yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Leylek, macar ördeği, sakarmek, karabatak bunlardan bazıları.
Isparta sınırları içinde kalan Eğirdir Gölü 517 km² ile ülkemizin dördüncü büyük gölü. Son yıllarda seviyesinin düşmesi nedeniyle Can Ada ve Yeşil Ada yarımada şeklinde Eğirdir’e bağlanmışlar. Yeşilada’da ev pansiyonculuğu ve balık lokantaları yaygın. Midesine düşkünler için keyifli mekanlar balık lokantaları. Fiyatları da hayli uygun.
Yeşilada aynı zamanda eski evleri, Ayastefanos kilisesi ile görülmeye değer bir yer.
En çok Levrek, sazan ve gümüş balığının bulunduğu Eğirdir gölünün kenarında ülkemizin önde gelen hastanelerinden biri olan Kemik Hastalıkları Hastanesi ile Dağ Komando okulu var.
Karabatak, macar ördeği, tepeli pakta, sakarmeke gibi kuşlara ev sahipliği yapan Eğirdir Gölü önemli kuş alanlarımızdan biri.
Kovada Gölüne Eğirdir’e girmeden sola dönen yoldan gidiliyor. Eğirdir’e uzaklığı 23 km. kovada’dan sonra Yazılı Kanyon’a gitmek mümkün. Kovada’ya giden yolu iki taraflı elma bahçeleri ile çevrili. Kovada, Eğirdir Gölüne Aksu çayı ile bağlı.
Kamp yapmayı, yürüyüşü, dağcılığı sevenler için bulunmaz mekanlardan biri Kovada Gölü ve çevresi. Yıllar önce Kovada Gölünün güney tarafında kamp kurmuştuk. Akşam alacası çökerken kampın çevresinde silahla patlamaya başladı. Seslerin geldiği tarafa doğru yürüdük iki arkadaşla. Karşılaştığımız bir subay komandoların tatbikat yaptıklarını söyledi. Subaya az ilerde kamp yaptığımızı söyledik. Az sonra daha uzaklardan gelmeye başladı silah sesleri. Sanırım biz kampçıları rahatsız etmek istememişti subay.
Kızılçam, meşe ve asırlık çınarları ile yoğun bir yeşilliğe sahip Kovada gölü. Öteki göllerimiz gibi onlarca kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Kovada çevresi yörük göçerlerin de en sevdikleri bölgelerden biri.
Burdur Gölü 23.700 ha.lık bir alanı kaplıyor. Su seviyesi yağışlı mevsimlere göre değişen gölün derinliği 100 m.yi buluyor. Göl suyu arsenik içerdiği için balık yetişmiyor. Buna karşılık kuş varlığı hayli zengin. Ördek, batağan, dikkuyruk, sakarca, akkuyruklu, kartal, kara iskete ve nesli tehlikede olan şah kartal bunlardan bazıları. Dikkuyrukların yüzde 70’i gölde kışlıyor. Gölün çevresi “Yaban Hayatı Koruma Sahası” ilan edildiği için burada avcılık tamamen yasak.
4370 ha.lık bir alanı kaplayan Salda Gölü 190 m.ye yaklaşan derinliği ile ülkemizin en derin göllerinden biri. Salda Gölü de doğal sit alanlarımızdan biri ve patpaş pakta, dikkuyruk gibi kuşlara ev sahipliği yapıyor.
Kovada dışında bütün gölleri anayol üzerinde olduğu rahatça gezip görme imkanı var. Kovada’ya turla gidilebilir. Bu yörede yapacağınız bir gezi sizi düşler ülkesindeymiş hissine kaptırabilir. Doğal güzelliklerin yanı sıra balık lokantaları da nefis tatlıları ile sizi bekliyor olacaktır. Ve attığınız her adımda “iyiki bu ülkenin insanıyım” diyeceğinize inanıyorum.