Bir ambulans şoförünün dramı

Bir ambulans şoförünün dramı

Murat Demircan. 43 yaşında. Bir zamanlar, Karapınarlı hastaları kurtarmak için gece gündüz demeden direksiyon sallardı. Belediyenin ambulansında çalışır, gariplere babalık eder, yol bilmeyenlerin kılavuzu olurdu.

Murat Demircan. 43 yaşında. Bir zamanlar, Karapınarlı hastaları kurtarmak için gece gündüz demeden direksiyon sallardı. Belediyenin ambulansında çalışır, gariplere babalık eder, yol bilmeyenlerin kılavuzu olurdu. Çok sayıda hayır duası alırdı. Herkes ona yardımlarından dolayı teşekkürler ederdi.


Onun görevi, belediyeden makbuzunu kestiren hastaları hastaneye götürmekti. Ancak o, görevini o kadar severek yapardı ki, her hastayı kendi hastası gibi sırtında taşırdı. Bu yaptığı hizmetten büyük haz alır, vatandaşın duasının kendisine yettiğine inanırdı. Her şeyi sırf Allah rızası için yapar, evine huzur içinde giderdi. Hasta insanların çocukları onu cankurtaran gibi görürdü. Çünkü o görevini yaparken, insanların gönlünü de kazanmayı çok iyi bilirdi.


Ta ki, 2004 yılının Kasım ayının 22. günü saat 17:00’de olan kazaya kadar. Ali Şekerci’nin hanımını Konya’ya götürüp getirmesi gerekiyordu. Hastayı, eşi ve kızı ile beraber Konya’ya götürdü. Karapınar’a dönüşte, hava şartlarının olumsuz oluşu sebebiyle çok yavaş geliyorlardı. Göz gözü görmeyecek derecede tipi ve kar vardı. Ama o tecrübeli bir şofördü. Fakat onun tecrübesi, üzerine gelen, 42 AG 900 plakalı tankere çarpmasını engellemeye yetmedi. Kazadan ağır yaralı olarak kurtulan Murat Demircan, ambulansda bulunan hastasının bir kalp hastası olduğunu ve Tıp Fakültesi’ne götürülmesini gerektiğini söyleyecek kadar şuurluydu. Kendisinden çok arabadaki hastasını düşünen Demircan, hastaneye kaldırıldı ve ayaklarından büyük darbe almış olarak kurtuldu. Kazada ölen olmadı.


Ancak kazada arabada bulunan ve hasta olan Bahtışen Şekerci, 16 gün sonra vefat etti. Allah’ın takdirine inanan ailesi, o gün için davacı olmadı ve kadere boyun eğdi. Ancak her ne hikmetse, aradan bir ay gibi bir zaman geçince, Ali Şekerci’nin düşüncesi değişti ve ambulans şoförü Murat Demircan’dan şikayetçi oldu.


Kendisi yatağa mahkum olan ve hiçbir suçu olmadığına inanan Demircan, ölen hastanın yakınlarının kendisini sorumlu tutmalarına pek anlam veremediyse de, bir anda suçlu konuma düşmenin üzüntüsünü yaşadı. Ölen hastanın kardeşleri, Demircan’ın bir suçu olmadığına inandıysa da, eşi buna bir türlü ikna olmadı ve eşinin ölümünden Murat Demircan’ı sorumlu tuttu.


Bugüne kadar üç kez ameliyat geçiren ve halâ koltuk değnekleri ile yaşayan Demircan, bir çok kez mahkemeye çıktı. Tek dileği bir an evvel sağlığına kavuşmak olan Demircan, bu zor günlerinde belediyenin kendisini yalnız bırakmadığını ve bu ilgiden büyük moral bulduğunu vurguladı.


Bir zamanlar, şehirleri hasta kurtarmak için gezen Demircan, şimdi küçücük evinde koltuk değnekleri ile yatağa mahkum olmanın acısını yaşıyor. Başına gelen bu üzücü olaydan çok, bu talihsiz kazadan suçu olmadığı halde sorumlu tutulmasına üzülen Demircan, “Allah’ım her şeyi görüp gözetendir. Bu olayda bir sorumluluğum olmadığını, Allah da biliyor, kulları da. Adalet elbette tecelli edecektir” dedi.


15 aydır evde hapsolduğunu söyleyen Demircan, ailesinin kendisine verdiği destek ve Allah’ın verdiği irade ile ayakta kalabildiğini ifade etti.