Bir açılım da Özakman'dan geldi

Bir açılım da Özakman'dan geldi

Turgut Özakman, hükümete yönelik ilginç önerilerde bulundu.

Araştırmacı yazar Turgut Özakman Türkiye'de tarihin çarpıtıldığını savundu ve Başbakan Erdoğan'a tarih ve Atatürk açılımı önerdi.

Tercüman gazetesine konuşan Özakman şunları söyledi:

-Cumartesi günü Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve komutanlar Dersimiz Atatürk filmini izlediler. Nasıldı tepkileri?

Böyle filmlerde Atatürk'ü görünce duygulanıyorlar. Filmi izleyen bir havacı bana "40 yıllık askerim ne zaman asker görsem, bayrak görsem gözüm dolar" dedi. Bizler böyle yetiştik. Bizim kuşağımız bayrak görünce duygulanan bir kuşaktır.

Sevr'i okumuş bin adam yoktur

“Dersimiz Atatürk" filmi çocuklara yönelik hazırlanmış bir film. Neden çocukları tercih ettiniz?


Çocukların üzerinden büyüklere de yönelmek istedik. Kurgusunu da ona göre yaptık. İlk okuldaki çocuklar Atatürk'ün hayatını pek çok orta yaşlıdan daha iyi biliyorlar aslında.  Biz 30- 40 yıldır, yakın tarihimizi çocuklara aktaramıyoruz, anlatmayı başaramıyoruz ya da istemiyoruz. Biz çocuklarımız eksiklerini tamamlasın, büyükler de hafızalarını tazelesinler, özlemlerini gidersinler diye düşündük.  Filme gençler, öğretmenler, orta yaşlılar da geliyor. Yakın tarihimizi topluma anlatmak bizim namus borcumuz. Her evde bir Sevr haritası ve Lozan haritası yan yana dursa, çocuklarımız nereden nereye geldiğimizi görürlerdi. Bugün Sevr'i baştan sona okumuş bin adam yoktur.

Ortaçağ hala sürüyor

Filmde ortaçağ vurgusu hakim. Atatürk'ün Türkiye'yi ortaçağdan çıkardığı temasını işliyorsunuz. Siz nasıl tanımlıyorsunuz ortaçağı?

Cumhuriyetin nasıl bir miras devraldığını bilmek zorundayız. Bu mirası bazı rakamlarla anlatayım: O tarihlerdeki okur yazar erkek oranı yüzde 7, kadınlarda binde 4. Bebek ölüm oranı yüzde 80. Bir milyona yakın frengi hastası var. Nüfusun neredeyse tamamı sıtma hastası. 337 doktorumuz var. 42 bin köyümüz var. 200 tane ebemiz yok. Cumhuriyetten sonra doktorlar köylere sabun dağıtarak, hijyeni öğrettiler. Biz böyle kurtulmaya çalıştık ortaçağdan.

Ortaçağ Türkiye için ne zaman bitti sizce?

Ortaçağdan kurtulmamız için 4-5 nesil daha çabalamamız lazım. Çünkü 1950'de ortaçağ ile mücadeleyi bıraktık. Köy enstitüleri ve halk evleri kapatıldı. Devlet öğretmenin arkasından çekildi. Ortaçağ bugün hala sürüyor. İstanbul'un, İzmir'in, Adana'nın bir iki semtinde bazı ailelerin ileri çağı yaşıyor olması, Türkiye'nin ortaçağdan kurtulduğunu göstermez. Ben Anadolu'yu dolaşıyorum. Temiz tuvaleti olan pek az yer gördüm.  İnsanlar yere sümkürüyor hala. Bunlar göstergedir.

Türkiye'nin düşmanlarının uyduramayacağı yalanlar söylüyorlar

Milli Mücadele dönemi ve Cumhuriyetin kuruluş aşamaları Türkiye'de çok iyi bilinmiyor. Neden sizce?

Evet Cumhuriyeti tahlil eden, onu yücelten kitap sayısı 10 ise, Cumhuriyeti eleştiren kitap sayısı 20'dir. Ben o dönemlerin içinden geçtim. Halk evlerini eleştiren yazarlardan utanıyorum. Bir tanesi , "faşist idarenin tek tip giyimi hakimdi" diyor. Oysa ki öyle değildi. O formalar, bizim yırtık pantolonlarımızı, yamalı elbiselerimizi örtüyordu. Hepimizi eşit onurda insan yapıyordu. Onun için böyle giyiniyorduk. Hiçbir şey bilmeden yazıyorlar. Türkiye'nin en büyük düşmanlarının bile uyduramayacağı yalanlar söylüyorlar.  Televizyonlarda dolaşan bazı adamlar var. Doğruları gözümüze bakla baka çarpıtıyorlar. Bunların aydın olmadığı kesin.

"Mustafa" Atatürk'ü karalama filmiydi

Can Dündar'ın Mustafa filmine de göndermeler vardı sizin senaryonuzda. Filmde çocuklar "Atatürk karanlıktan korkar mıydı" diye soruyor.  Dersimiz Atatürk filmini bir cevap mahiyetinde mi kurguladınız?

Bir yerde Can Dündar'ın filmine cevap veriliyor. O da karanlık meselesi. Çünkü çocuklar öyle olduğunu sandılar. Atatürk'ün hayatını anlatman için, önce çok iyi bilmen, sonra da sana bugün konuşma hakkını tanıyan Atatürk'e saygıyla yaklaşman gerekiyor. Sen işgalci bir kuvvetin sözcüsü müsün ki Atatürk'ü böyle anlatıyorsun. "Mustafa" çok talihsizdi. Sevgisiz bir filmdi. Üstelik doğrulardan da çok uzaktı. Çok profesyonelce yapılmış bir Atatürk'ü karalama filmi gibi oldu. Okulların çok canı yandı bu yüzden. Güvenerek çocukları götürdüler. Ama öğretmenler, "O filmin zehirini bir yılda zor temizledik" dediler. 
  
"Atatürk'ü putlaştırmayın. O da günahlarıyla sevaplarıyla bir insandı" deniliyor. Atatürk'ün insani yönlerini nasıl işlemek gerekiyor?

İnsan olmak sadece içki içmek, sigara içmek mi demek? Tabiatı sevmek, çocukları sevmek insan olmak değil mi? Cumhuriyet'i kurmak insan olmak değil mi?

Atatürk'ün Latife Hanım'la evlenmesi hataydı

Atatürk'ün hiç hatası yok mu?

Var tabii ki. Mesela özel hayatında Latife hanımla evlenmesi bir hata olmuş. Ama o günün koşullarında hanımlarla beylerin bugünkü gibi birbirini tanıma şansları yoktu ki.

Latife Hanım'ın açıklanmayan mektupları üzerinde de bir tartışma var. Bu mektuplar neden açıklanmıyor?

Latife hanım son konuşmalarından birini Niyazi Ahmet Banoğlu'na yapıyor ve diyor ki "Ben 20 yıldır dünya büyüklerini okuyorum. Hiç biri Atatürk kadar büyük değil diyor" Yani ayrıldıktan 20 yıl sonra Atatürk'e hayranlığını dile getiriyor. O mektuplarda aleyhte bir şey çıkacağını hiç sanmıyorum. Belki karı koca arasında kimsenin bilmemesi gereken özel şeyler olabilir. Zaten onların açıklanmaması da daha şık olur.

Tarihe dedikodu katmaya bayılıyoruz

Fikriye hanımla ilgili de bazı iddialar var. İntihar mı etti yoksa öldürüldü mü?

Biz gelişmiş bir toplum olmadığımız için tarihe dedikodu katmaya bayılıyoruz.  Böyle şeyler belgeyle konuşulur. Belge yoksa konuşmak olmaz. Uydurma magazin tarihçiliği yapan insanlar var. 6 ciltlik bir ansiklopedi var mesela. Bu ansiklopedi de yazarların isimlerinden başka hiçbir doğru yok. Sahte tarihin sonu yok. Bunlar maksatlı yapılıyor.

Savarona'nın satılması utanç verici

Savarona'nın satılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

İnşallah satılmaz. Çok utanç verici olur. Zaten Savarona'nın bir firmaya bir şahsa satılması bile çok ayıptı. Onu bir kenara çekersiniz, Atatürk müzesi yaparsınız.  Savaşa katılan ülkeler, en şanlı gemilerini bir limana çeker ve müze yaparlar. Bizde "tarihimize çok saygılıyız" diyenlere sakın inanmayın. Biz Cumhuriyet döneminden bina bile bırakmadık. İlk Meclisin orijinali de korunamadı. Bütün sıralar cilalanmış vaziyette. Oysa ki o sıralar öyle gıcır gıcır değildi. Boyasız tahta sıralardı. Aslı gibi kalmalıydı.

Vizyonda bir Atatürk filmi daha var. O da Zülfü Livaneli'nin "Veda"sı. İzleyebildiniz mi?

Gidip göremedim. Ona da başarılar diliyorum. İlk fırsatta izleyeceğim.

Atatürk açılımı öneriyorum

Başbakan Erdoğan Veda'yı izledi. Sizin filminize gelmelerini de önerir misiniz?

Türkiye'yi yönetenler Atatürk'ün hayatını iyi bilirlerse, bu hepimizin lehine olur. Onlar da daha az hata yaparlar. Tarih bugünün sorunlarının cevabını içinde taşıyor. Başbakan Erdoğan bu ara sık sık sinemaya gidiyor, sanatçılarla buluşuyor... Bir de yakın tarihi bilen gerçek tarihçilerle bir toplantı yaparsa, sanıyorum çok yararlı olur.

Tarihçi açılımı mı öneriyorsunuz?

Atatürk açılımı öneriyorum. Atatürk'ün hayatı demek Cumhuriyet demek. Laikliği getirdi diye ona düşman olacağınıza onu anlamaya çalışmak lazım.

"Dersimiz Çanakkale" geliyor

Yeni film projeleriniz var mı?

Evet şimdi Çanakkale üzerinde çalışıyorum.  Yeni film Dersimiz Çanakkale olabilir. Çanakkale'deki mucizelerin bilinmesi gerekiyor. Ama bu filmler öyle kısa zamanda hazırlanamıyor. Yüzlerce kitap okuyorum.