Bilgi ambarı höyükler korunamıyor

Bilgi ambarı höyükler korunamıyor

Anadolu’da çoğu tarla alanı olarak kullanılan, pek çok kişinin doğal tepeler sandığı höyükler çeşitli şekillerde tahrip ediliyor. Prof. Dr. Hasan Bahar höyüklerin içlerinde geçmiş dönemlere ait yerleşim birimlerinin bulunduğunu söyledi.

Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Eski Çağ Tarihi uzmanı Prof. Dr. Hasan Bahar höyüklerin içlerinde geçmiş dönemlere ait yerleşim birimlerinin bulunduğunu, bugün ise bunların doğal bir tepe gibi görünen yükseltiler olduğunu belirtti. Pek çok kişinin bu höyükleri doğal şekilde oluşmuş tepecikler sandığını anlatan Bahar, höyüklerin, yapı malzemesi olarak ağaç ve kerpicin kullanıldığı çok eski dönemlerden kaldığı için üzerlerinde taş ya da kale gibi yapıların bulunmaması nedeniyle, bu tepelerin vatandaşlar tarafından yeterince anlaşılamadığını vurguladı. Mağara yaşamından hemen sonraki dönemlere ait pek çok höyüğün bulunduğu İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bol miktarda höyük olduğunu anlatan Prof. Dr. Bahar, “Uzun yıllardır höyükler üzerinde araştırma yapıyorum. Araştırmalarımızda, Konya ve çevresinde 400 höyük tespit ettik. Bugüne kadar tescillenmemiş bu rakamdan çok daha fazla höyük bulunduğunu tahmin ediyoruz” dedi.


Prof. Dr. Bahar, tespit ettikleri höyüklerin bilgilerini dönem dönem Kültür ve Turizm Bakanlığı’na gönderdiklerini, bakanlığın bu bilgileri envantere kaydedip, tahrip edilme riski altındaki bazı höyüklerde de Anıtlar Kurulu aracılığıyla önlem alınmaya çalıştığını vurguladı.


10 bin yıllık bir tarihin arşivleriyle dolu bu höyüklerden bazen hafriyat için toprak bile çekildiğine dikkati çeken Bahar, şunları kaydetti: Konya'nın merkezinde bulunan, pek çok kişinin Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın toprak taşıyarak yığdırdığını sandığı ünlü Alaaddin Tepesi bile Tunç Çağı'ndan kalan höyüktür. Ayrıca, 1950'li yıllarda bulunan, kazıları halen devam eden, dünyanın en eski ve sanatsal eserlerin bulunduğu 9 bin yıllık Çatalhöyük de bu yerleşimler arasında yer almaktadır. Bu höyükler, binlerce yıl önceki insanların yaşam şekilleri, ne yedikleri ne içtikleri, uğraştıkları sanat dalları gibi tarihe her alanda ışık tutacak her türlü bilginin bulunduğu arşiv ambarı gibidir. Ancak, binlerce yıl öncesinden günümüze çok önemli mesajlar taşıyan bu höyükleri koruyamıyoruz. Çoğu ya parçalanıp düzleniyor ya da definecilerin tahribatına kurban gidiyor.


“VERİMLİ” DİYE BAHÇESİNE HÖYÜKTEN TOPRAK GÖTÜREN VAR


Bahar, yaptıkları incelemelerde çok ilginç durumlarla da karşılaştıklarını belirterek, “Bir çiftçinin arazisi üzerindeki bir höyük kazılınca mezarlar çıkmış. Tarla sahibi, 'Burada mezar çıktı, inancımız gereği buraya artık buğday ekemem' diyor. Bir başka höyüğün içi oyularak su deposu yapılmış, başka bir höyükten insanlar 'verimli' diye bahçesine toprak götürüyor. Bu acı tablolar beni adeta eritiyor” diye konuştu. Hüyüklerin tamamında kazı yapmanın mümkün olmadığını, buna gerek de bulunmadığını ifade eden Bahar, 10 bin yıl öncesinden günümüze ulaşan bu tarihi mirasların bir bölümünün, bir 10 bin yıl daha tahribata uğramadan gelecek kuşaklara ulaşabilmesi için, tarih ve çevre konusunda duyarlı insanlara büyük görev düştüğünü sözlerine ekledi. aa