Bayram, tazminat davasını kazandı

Bayram, tazminat davasını kazandı

Prof. Dr. Mikail Bayram, kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle SÜMAM Müdürü Yrd. Doç. Dr. M. Nuri Şimşekler’e açtığı davayı kazandı.

Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Ortaçağ Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Mikail Bayram, ‘Sosyal ve Siyasi Boyutlarıyla Ahi Evran-Mevlana Mücadelesi’ adlı eserinde, “Mevlana’nın Nasreddin Hoca’ya eşcinsel dediği ve öldürttüğü, ayrıca Mevlana’nın Moğol ajanı olduğu” iddialarına yer vermişti. Mevlana Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Nuri Şimşekler de katıldığı bir televizyon programında eseri eleştirirken, Mikail Bayram için “Psikolojik tedaviye muhtaç olduğunu düşünüyorum, bu konuda psikologlarımız kendisine yardımcı olursa sevinirim” yorumunu yapmıştı.
Şimşekler’in kendisini ‘akıl hastası’ olmakla itham ettiğini, toplum önünde küçük düşürdüğünü ve kişilik haklarına saldırdığını iddia eden Bayram, Şimşekler ve programın yayımlandığı televizyon kanalı aleyhine Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, 20 bin YTL’lik manevi tazminat davası açtı.
Mahkeme, Şimşekler’in sözlerinin eleştiri sınırları içerisinde kaldığına karar vererek, manevi tazminat talebini reddetti.
Yerel mahkemenin kararında, ‘tartışma ortamına, davacı Bayram’ın yazdığı eserin yol açtığı, Bayram’ın kendi iradesiyle yarattığı bu ortamda basın yoluyla yapılan eleştirilere de katlanması gerektiği’ vurgulandı.
Yerel mahkemenin kararının davacı Bayram tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ne gitti. Daire, Şimşekler’in, “Psikolojik tedaviye muhtaç olduğunu düşünüyorum, bu konuda psikologlarımız kendisine yardımcı olursa sevinirim” şeklindeki sözlerinin ‘eleştiri sınırlarını aştığına, kişiliğe yönelik saldırı niteliği taşıdığına’ hükmederek, yerel mahkemenin davayı bir kez daha görüşmesini istedi. Yerel mahkemenin kararında direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun gündemine taşındı. Kurul, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin gerekçeleri doğrultusunda, yerel mahkemenin direnme kararını bozdu.
Dosya yeniden Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin önüne geldi ve dava kısmen kabul edildi. Hakim, 3 bin lira manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek şekilde yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verdi.
 
Ancak dava dosyasında dikkat çeken bazı noktalar var. Bunlardan biri ve belki de en önemlisi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararı… Çünkü karar oy birliğiyle değil, oy çokluğuyla alındı. Çıkan karara katılmayan, yani karşı oy kullanan üye 21. Hukuk Dairesi Üyesi Faruk Dertli… Dertli, Mikail Bayram’ın kitabında ünü ve önemi Türk toplumunun hudutlarını aşan ve dünyaca maruf Mevlana’nın Türk halk bilgesi olarak kabul edilen Nasrettin Hoca’yı öldürttüğünün savunulduğunu, Mevlana’nın eşcinsellikle suçlandığını, yayının bu oluşum içinde gerçek dışı olduğunu, güncel olmadığını, topluma yarar sağlamadığını, davalının buna karşı yaptığı açıklamaların eleştiri sınırları içinde kaldığını bildirdi.
Dertli, daha önce verilen bir karara da dikkat çekti ve şunları kaydetti:
“Davacı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın davalı Tuncay Özkan aleyhine açtığı basın yoluyla hakaret nedeniyle manevi tazminat talepli davada; “Mazoşist” ve “Sadizm” sözcükleriyle ağır hakarete yönelik bu isnatlar ne yazık ki Yargıtay 4. Hukuk Dairesince eleştiri hudutları içinde kabul edilmiş ve davanın reddine karar verilmesi yolundaki daire görüşü muhalefetimize karşın genel kurulca da onaylanmıştır. Söylem ve isnatlar arasındaki bu gözle görülür farklılıklar konusunun esnekliği, hissi ve toplumsal değerlerdeki yozlaşma nedeniyle eleştiri kelimesine ve sınırlarına verilen değerlerdeki tutarsızlığı da bir bakıma ortaya koymaktadır.”
21. Hukuk Dairesi Üyesi Faruk Dertli “Doğru olan, eleştiri hakkının kamuoyunun olumlu yönde oluşması ve toplumun ahlaki değerlere sadık kalınarak daha ileriye götürülmesi amacıyla kullanılmasıdır.  Davaya konu yazı ve söylemde emsallerle de ilişkilendirildiğinde açıkça görülecektir ki, eleştiri hakkı sınırları kesinlikle aşılmamıştır. Ahlaki ve etik değerler ihlal edilerek haksız ve kötüleme sergilenmek suretiyle davacının manevi varlığı ve kişilik hakları zedelenmiş değildir. Bu nedenle kararın onanması gerektiği inancıyla çoğunluğun bozma yönündeki görüş ve düşüncesine katılmıyorum.”dedi.
Faruk Dertli ile birlikte karara 9 üye de muhalefet şerhi koydu. Şimdi hukuk camiasında Faruk Dertli’nin muhalefet şerhi konuşuluyor. Birbirine benzeyen iki davayla ilgili olarak farklı kararların çıkması tartışma konusu oldu. Dava sonucunun Hazreti Mevlana gibi kutsal değerlerimize dil uzatanlara prim verip vermeyeceği bilinmez ama Dertli’nin muhalefet şerhinin çok konuşulacağı kesin.