Baykal: Aynı cevherin damarlarıyız
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Etnik kimliği ne olursa olsun herkesin Türk milletinin eşit parçası olduğunu söylemeliyiz” dedi.
Şeb-i Arus etkinliklerine katılan Baykal, Mevlana’dan herksin büyük dersler alması gerektiğini söyledi, Mevlana’nın “Düşman yüzlüysem de düşman değilim, / Farsça söylüyorsam da aslım Türk’tür” dediğini hatırlatarak, kimsenin Türkiye’yi bölmesine müsaade edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Bugün Mevlana’nın 736. Vuslat gecesinde Mevlana’nın manevi iklimde bulunmaktan mutluluk duyuyorum” diyen Baykal, konuşmasında şunları kaydetti:
Mevlana’nın İslamiyet dışı dünya içinde bir büyük çekim alanı haline geldiği açıktır. Onun içindir ki, Papa 23. Jon Katolik dünyası adına Mevlana’nın anısı önünde saygıyla eğiliyorum diyor. Onun içindir ki Hegel Mevlana gelmiş geçmiş en büyük şair ve filozoflardan birisidir diyor. İranlı şair Cami Peygamber değildir amma kitabı var diyor. Ve büyük Türk Şairi Nazım ‘Aşkı içten duydum arşa yükseldim. Kalpten temizlendim, huzura geldim. Bende müridinim işte Mevlana’ diyor. Hiç şüphe yok ki bu çekiciliğin temelinde tasavvuf anlayışı vardır. Mevlana İslamiyet içinde tasavvuf fikrini zirveye çıkaran insandır.
GÖRÜNENİN ÖTESİNDEKİ YOKLUK
CHP Genel Başkanı Baykal, “Mevlana, tasavvufu en derin anlamıyla işleyen, şekillendiren, çelişkiler arasındaki birliği, çatışmaların arkasındaki uzlaşmayı, evrenin ve insanın bütünselliğini, yaratanın ve yaratılanın birliğini kavrayan, ortaya koyan bir büyük filozoftur” dedi. Baykal açıklamalarını şöyle sürdürdü:
Allah ile kul arasında, ilim, bilgi ve kitap ile aşk ve cezbe arasında, kâinat ile insan arasında, hakiki ile zahiri arasında, varlık ile hiçlik arasında bir bütünsellik olduğunu kavrayan, açıklayan, anlatan insandır. Diyor ki, ‘Sarığım, cübbem, başım üçü de on para etmez. Ben kimse değilim. Ben yokluğum’. Mevlana varlık ile yokluk arasında nasıl bir birlik vardır, yok olmadan nasıl var olunamaz, yok olunarak nasıl var olunur. Var olmanın yolu nasıl yok olmaktan geçer bunu anlatan insandır. Mevlana görünenin ötesindeki yokluktur.
İslamiyet’i şiddetle, terörle karalamak isteyenler ya da İslamiyet’i baskıcı bir siyasi ideoloji haline dönüştürmek isteyenler karşılarında en sağlam dayanak olarak Mevlana’nın sevgi ve hoşgörü temelindeki tasavvufi ve Hümanist İslam anlayışıyla karşılaşırlar. Mevlana haremi, selamlığı, kaçı, göçü reddetmiştir. Sanatı, müziği, raksı ibadetin temeli yapmıştır. Çünkü ibadetin özünde korku, çıkar ve pazarlık değil, sevgi ve aşk vardır. Vahdeti vücut vardır. Yaradan ile yaratılanın bütünleşmesi vardır. Bu yönüyle ilmin kapısını inancın, imanın, aşkın kapısıyla bütünleştirmeyi başarmıştır.
MEVLANA KONYA’YA SIĞMAMIŞTIR
Mevlana’nın 13. yüzyılda yaşadığını ama o yüzyıla sığamadığını anlatan Baykal, “Konya’da yaşamıştır ama Konya’ya sığamamıştır. Mevlana’nın ve diğer 13. yüzyıl düşünürlerinin etkisiyle Anadolu İslamiyet’i insan, akıl ve hoşgörü çizgisinde gelişmiştir. Onun içindir ki bugün Türkiye İslamiyet‘in en özgür, en akılcı, en ileri, en güzel yaşandığı yerdir. Onun içindir ki bugün Türkiye’mizde İslamiyet ile demokrasi, İslamiyet ile laiklik, İslamiyet ile özgür kadın anlayışı en ileri ölçüde bağdaştırılabilmiştir. Onun içindir ki bizim yaşadığımız İslamiyet Usame Bin Ladin’leri değil, Mevlana’yı, Hacı Bektaşi Veli’yi yetiştiren İslamiyet olmuştur. Bunun kıymetini bilmeliyiz. Ne mutlu ki, kültürümüzün zirvesinde böyle bir isim var. Bu ismi dünyaya öncelikle tanıtmak hepimizin görevi olmalıdır” diye kaydetti. Memleket