"Batı'ya göre özgürlük, Allah’tan uzaklaşmaktır"

"Batı'ya göre özgürlük, Allah’tan uzaklaşmaktır"

Aydınlar Ocağı’nda konuşan Prof. Dr. Saffet Köse, “Batı kültüründe özgürlük demek, tanrıdan bağımsızlaşmak demektir. Bizim kültürümüzde ise, Allah’a yaklaştıkça özgürlük artar. Kadın-erkek eşitliği diye bir şey yok” dedi

Konya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi İslâm Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saffet Köse, Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde “Modernizmin İslâm Aile Yapısına Tesirleri”ni ele aldı. Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen sohbette Prof. Dr. Saffet Köse, modern kültürün kendini din karşıtlığı üzerine oturttuğunu ve aydınlanma düşüncesiyle birlikte batı düşüncesiyle yetişen insanların kiliseyi devre dışı bıraktıklarını vurguladı. Köse, modernizmi “İnsanlar vahyin karanlığında aklın aydınlığına çıktıklarını düşündüler. Yani vahiy karanlığı, akıl da aydınlığı temsil ediyor. Kiliseden kendilerini kurtardılar ve aydınlığa çıktılar. Türkiye’deki “aydın” kelimesi, bu açıdan bence çok sakat bir kelime. Bu tam anlamıyla ideolojik bir konumlandırma. İnsanı temsil eden bir şey bu. Ortaçağda kilise dediğimiz şey Tanrının yerine, insanı merkez aldılar. Yani tanrıyı devre dışı bırakarak insanı merkeze oturttular. Vahyi merkezden çıkarttılar, aklı oraya yerleştirdiler. Mabedi merkezden çıkarttılar mektebi oraya koydular. Dini merkezden çıkarttılar ilmi oraya koydular. Hümanizmanın esprisi de budur zaten. Yani tanrılaşmış bir insan tipi. Yakasını tanrıdan kurtarmış ve bir müddet sonra da bir uca savrularak nefsinin kölesi haline gelmiş bir insan tipi oluştu” şeklinde özetledi.

İSLAM’I KİLİSE KÜLTÜRÜ ÜZERİNDEN OKUYORLAR!

Türkiye’de entelektüel seviyedeki insanlarımızın da, İslam’ın temel kaynaklarını bizzat o kültür içerisinde okuyup anlayabilecekleri bir ortama sahip olmadıkları için İslam’ı kilise kültürü üzerinden okuduklarına işaret eden Prof. Dr. Köse, “Sıkıntı burada başlıyor. Yani İslam’a kilise kültürü açısından yaklaşıyorlar. Türkiye’de hakim kesim maalesef İslam’a Hristiyanlık açısından bakıyor. Onun için dini olarak ne varsa çok müthiş bir hassasiyet gösteriyorlar. Mesela bu kesintili, kesintisiz eğitim, din ve iman tartışmalarının arka planında hep dine yaklaşım var” şeklinde konuştu. Modern kültürün ürettiği eşyaya bakış, hak, sorumluluk ve özgürlük gibi kavramların Müslüman kültüründe de olduğuna dikkati çeken Köse, modern kültürün bunların içini boşaltarak seküleştirdiğini, Tanrıyı dışarıya atarak onun yerine insanı merkeze aldığını kaydetti. Müslüman kesimin de, modern kültürün ürettiği bu kavramlar ile kendi kavramlarını melezleştirdiğini savunan Köse, daha çok “özgürlük” kavramı üzerinde durarak “Batı kültüründe özgürlük demek, tanrıdan bağımsızlaşmak demektir. Bizim kültürümüzde ise, Allah’a yaklaştıkça özgürlük artar. Allah’a yaklaştıkça nefsinden azad olmuş olur. Gerçek özgürlük de budur. Hz. Mevlâna, çok güzel söylüyor: “Yarabbi her köle azad edildiği zaman sevinir, ben ise Sana kul ve köle olduğum zaman sevineceğim” diyor. Kuşeyri de, “Özgürlüğün hakikati, kulluğun kemâlindedir” diyor. Batı’da ise insanlar, özgürleşeceğiz diye nefislerinin kulu ve kölesi oldular” şeklinde konuştu. Modern kültürün özgürleşmenin enstrümanı olarak kadın giyimi ile kadının toplumsal hayattaki yerini merkeze aldığını belirten Köse, şunları dile getirdi: “Bir profesör başörtüsünü tutsaklığın sembolü olarak görebilir. O zihin açısından bu normal, çünkü Allah’a bağlanmak onlarda tutsaklık olarak görülüyor. Oysa bizde o başörtüsü özgürlüğün simgesidir. İki özgürlük arasında fark var. Şimdi ben özgürüm diyen bir Müslüman, batı kültüründeki özgürlük tanımına göre mi, yoksa kendi kültürümüzdeki özgürlük tanımına göre mi bunun içini dolduracak? Maalesef bizim kavramlarımızın genetiği ile oynandı.”