Başörtülüysen hakarete uğraman normal
Hakkında yalan haber yaptığı gerekçesiyle Uğur Dündar’a tazminat davası açan doktora hâkim, ‘Türban takıyorsan eleştirilere de katlanacaksın’ diyerek davayı reddeti.
Hürriyet Gazetesi'nde 17 Aralık 2006’da yayımlanan "Testis diye çekmediler" başlıklı haberde bir gencin ultrasonunu çekmeyerek, mağduriyetine sebep olmakla suçlanan Numune Hastanesi'nde görevli Dr. Keziban Arbağ ve Dr. Ayşe Yüceaktaş tekrar gündeme geldi. O günlerde olayı araştıran Sağlık Bakanlığı müfettişleri Arbağ ve Yüceaktaş’ın olayda kusuru bulunmadığını tespit etmiş, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de, köşesinde gazete olarak hata yaptıklarını kabul ederek, suçlanan doktorlardan özür dilemişti.
HAKİMİN DEĞERLENDİRMESİ SKANDAL
Dün Vakit gazetesi Konya Numune Hastanesi'nde görevli iki doktor ile ilgili yaptığı yalan haber sebebiyle hakkında açılan tazminat davaları açılan Uğur Dündar'ın Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davasında mahkeme hâkiminin skandal bir değerlendirmede bulunduğunu yazdı. Haberde şöyle denildi: Mahkeme hakimi Abdullah Çoban'ın Dündar'dan 150 bin TL tazminat isteyen Doktor Kezban Arbağ'ı üstüne vazife olmamasına rağmen özel hayatında başörtüsü kullandığı için eleştirdiği belirlendi. Uğur Dündar ve avukatı bile haberlerini savunurken, hâkim bey gibi keskin bir değerlendirme yapmadılar.
Mağdur doktorun tazminat talebini reddeden hakim Abdullah Çoban'ın karar yazısında, “Davacı kamu görevi gören doktor olarak okuduğu müspet ilmin ve akılcı bilmin aksine başına taktığı ‘türban'ın altındaki zihniyetin nedeniyle eleştirilmesine, bu eleştiriler ağır da olsa katlanmak zorunda olduğundan, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.”
VAKİT GAZETESİ HÂKİME ULAŞTI
Vakit gazetesinin görüştüğü hakim Abdullah Çoban’ın karara yazdığı satırların arkasında durduğu kaydedildi. Habere göre şu an Konya Ticaret Mahkemesi Başkanı olarak göreve yapan Çoban, “kişisel görüşlerinizi karar yansıtıp tarafsızlığınızı kaybetmekle suçlanıyorsunuz?” şeklinde sorusu üzerine, “Onlar kişisel değerlendirmelerim değil hukuki değerlendirmelerdir. Doktorun bu tavrı da basın tarafından eleştirilmişti. Ben de kararımda bu eleştirilere vurgu yaptım” dedi. Doktor hanımın özel hayatını işine karıştıramayacağını değinen hakim Çoban, kararında hasta kağıdında doktorun tespitlerinin delil olarak kabul edildiğini söylerken, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu'nun davacı Doktor Kezban Arbağ'ı haklı gösteren raporunun neden delil olarak kabul edilmediği yönündeki soru üzerine ise, “O idari bir soruşturmadır bizim için delil niteliği yoktur, yargıyı bağlamaz. Bizim için hastane kayıtları önemlidir” iddiasında bulundu.
SİVİL KURULUŞLAR TEPKİLİ
Hadisenin gündeme bomba gibi düşmesinin ardından
![]() |
görüştüğümüz Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Başkanı Latif Selvi, bu kararın da Türkiye’de ciddi bir hukuk reformuna ihtiyaç olduğunu ortaya koyduğunu bildirdi. Selvi, “Kendilerinin hukuki kararlar verdiklerini zannedenlerin değerlendirmelerinin ne kadar hukuki olduğunun sorgulanması gerekiyor. Bazen maalesef insanlar kendi takıntılarını hukuku kullanarak topluma benimsetmeye çalışıyorlar. Bu hukuk anlayışı Türkiye’ye yakışmamaktadır. Kamu vicdanı içerisinde değerlendirdiğimiz zaman, bir insan hangi zihniyete sahip olursa olsun böyle bir kararı tasvip edemez" diye konuştu. Meclisi acil olarak hukuk reformunu gerçekleştirmeye davet eden Selvi, “Bu ülkede her merciinin yaptığı şeyler sorgulanır, yargılanır ve teftişe açıktır. Bu insanlar verdikleri karardan ve yaptıkları açıklamalardan dolayı sorgulanmadıklarından dolayı bu süreçleri yaşıyoruz” diye kaydetti.
İNANILACAK GİBİ DEĞİL
Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Mazlum-
![]() |
Der Konya Şube Başkanı Mustafa Akmeşe, radyoloji uzmanının başörtülü olmasından dolayı bir nevi linç girişimine maruz kaldığını öne sürdü. Yargı sonucu ve Sağlık Bakanlığı’nın inceleme raporu beklenmeden iki kadın doktorun başörtüsü sebebiyle gazete sayfalarında adeta mahkûm edildiğini belirten Akmeşe, “Sonuç itibariyle verilen bu karar tarafsız yargı ilkesine aykırıdır. Açıkça söylemeliyim ki inanılacak bir şey değil. Demek ki bir insanın kıyafetinden dolayı rahatlıkla töhmet altında bırakılabilir ve hakarete maruz kalabilir.. 'Başörtülüysen hakareti hak ediyorsun' anlamı taşıyor bu karar. Ben çok derin endişe içindeyim. Bazı yargı mensuplarının inançlara bakışının net bir örneğidir bu durum” diye konuştu.
Memleket

