‘Başörtülü almam’ diyen rektörler

‘Başörtülü almam’ diyen rektörler

Başörtüsü düzenlemesi Meclis'ten rekor oyla geçti ama bazıları "almam" diyor.

Üniversitelerde türban serbestisi getiren anayasa değişikliği, uygulama konusunda rektörlerin kafasını karıştırdı.

Rektörler, “ortak hareket etmek” için bir araya gelmeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Gül'ün, anayasa değişikliğini onaylamasının ardından toplanacak rektörler, uygulama konusunda hukukçulara danışacak. Cumhurbaşkanı Gül tarafından atanan rektörler konuya mesafeli yaklaşarak, “Şimdilik bir değerlendirme yapmayacağız” dedi. Rektörlerin görüşleri şöyle:

 

SORUŞTURMA AÇABİLİRLER

 

İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu: Bundan sonra türban serbest' deyip halkla üniversiteleri karşı karşıya getirdiler. Bu bir taktik. Mevcut düzenleme türbanı serbest bırakmıyor. Serbestlik için YÖK yasası değiştirilmeli. Ama onu da Danıştay'ın iptal edeceğini biliyorlar. Çok kritik bir ara dönem olacak. Bizler hakkında soruşturmalar açılıp hakkımızda işlem yapılarak baskı altında tutulabiliriz.

 

Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan: Biz de süreci izliyoruz. Anayasa hukukçularına danışacağız.

 

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Kılıç: Şu andaki durum çok sıkıntılı. Net bir durum ortada yok. Ek 17'nci maddede bir düzenleme yapılmadan ne yönde bir uygulama olacak bir şey diyemiyorum.

 

YÖK 17 OLMAZSA OLMAZ

 

Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aytekin Berkman: Anayasa değişikliği de yapılsa YÖK yasası değişmediği sürece bir şey olmaz. Anayasanın 2'nci maddesi orada durduğu sürece ben düzenleme yapılamayacağına inanıyorum. Mahkemelerin de ek 17'nci maddeyi 2'nci maddeye dayanarak iptal edeceğini düşünüyorum.

 

TÜRBANA İZİN ÇIKMADI Kİ

 

Galatasaray Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu (YÖK üyesi): Bu anayasa değişiklikleri Anayasa Mahkemesi'nin türbanı yasaklayan kurallarına ilişkin gerekçelerini ortadan kaldırmamıştır. Anayasa hükümleri başlangıç, 2, 24 ve 174'üncü maddeler aynen durmaktadır. Hukuken türban serbestliğini sağlayacak yeni bir durum yaratılmamıştır.

 

Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Metin Öztürk: Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve AİHM kararları ortadayken Meclis'ten geçen türban serbestliği kararını uygulamamız mümkün değil. Ortada belirsizlik var, 17. madde orada duruyor. Topu kucağımıza attılar, öğrencilerle üniversiteleri karşı karşıya bıraktılar.

 

Onlar da bizim çocuklarımız

 

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak: Bizim kimsenin başına ne örteceği gibi bir işle ilgimiz yok. Hiç kimseye 'Senin başın kapalı, sen ne arıyorsun burada' diye sormadım. Böyle bir şey olur mu? Onlar da bizim çocuklarımız. Parlamentodan da çıktı. Hayırlı uğurlu olsun. Hiç kimse hukukun üstünde değil. Demokratik hukuk devleti neyi gerektiriyorsa, biz onu yaparız. Öğretim üyeleri oturdukları koltukları ideolojileri için kullanamaz.

 

Yargınının içtihatları simgeyi yasaklar

 

Eski YÖK Başkanı Anayasa Hukuku Profesörü Erdoğan Teziç: Anayasa Mahkemesi içtihatları halen geçerlidir. İçtihatlarda simge olan bir şey yasaklanmıştır. Son değişiklikle getirilen durumun belirginliği yok. Ek 17'nci madde düzenlenirse Anayasa'ya aykırı olur.

 

Akademisyenler üçe bölündü!

 

Türbana serbestlik tanınmasını isteyen akademisyenler ve türbana karşı olanlardan sonra, “hem özgürlük hem laiklik” diyen akademisyenler de imza kampanyası başlattı. “Dayatmaları reddediyoruz: Özgürlüklerimizden de laiklikten de taviz vermeyeceğiz” metnine aralarında Prof. Dr. Mithat Sancar, Prof. Dr. Semih Bilgen, Prof. Dr. Şafak Alpay, Doç. Dr. Mesut Yeğen, Doç. Dr. Ferhat Kentel ve Doç. Dr. Halil Berktay'ın bulunduğu 248 akademisyen imza attı.

 

DEMOKRASİ SAMİMİYET İSTER

 

İmza metninde şöyle denildi: “Kılık kıyafet özgürlüğünü sağlayacak düzenleme, toplumun farklı kesimlerinin özgürlük taleplerini kapsayan bir genel demokratikleşme programı içinde ele alınmalıdır. Din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, akademik özgürlüklerin güvence altına alınması, toplumun ezilen-yoksul kesimlerinin eşit ve nitelikli eğitim hakkını kullanmalarının sağlanması da bunun içindedir. Demokrasi samimiyet ve cesaret ister.”