Başbakan Davutoğlu: (1)
"Yarın meydana çıkacak işçilerimizi, gençlerimizi, hangi siyasi düşüncede, hangi kanaatte olursa olsun, acı hatıraları da hatırlayarak, bir daha ülkenin kutuplaşmalara, gerilimlere sahne olmaması için omuz omuza vermeye davet ediyorum"-"Gelin, o yıllarda
ANKARA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutlayarak, "Yarın meydana çıkacak işçilerimizi, gençlerimizi, hangi siyasi düşüncede, hangi kanaatte olursa olsun, acı hatıraları da hatırlayarak bir daha ülkenin kutuplaşmalara gerilimlere sahne olmaması için omuz omuza vermeye davet ediyorum" dedi.
Davutoğlu, Ankara Spor Salonu'nda, Karayolları İşçileri ile Buluşma Toplantısı'ndaki konuşmasına, alın teriyle evlerine helal rızık götüren ve Türkiye'nin her bir köşesinden gelen emekçileri selamlayarak başladı.
Bugün emekçilerle hem bir bayram kutlaması hem de bir müjdeyi paylaşmak geldiğini vurgulayan Davutoğlu, "Yarın 1 Mayıs. Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun. İnşallah biraz sonra vereceğim müjdeyle 6 bin 417 karayolları işçisinin kadrosu hayırlı olsun" ifadesini kullandı.
Emekçileri alnından öptüğünü belirten Davutoğlu, "Allah bu alın terinin hakkını verenlerden eylesin. Bugün 30 Nisan, yarın 1 Mayıs. İnsan onurunun en önemli ayrılmaz parçası emektir. Eşrefi mahlukat olarak yaratılan insanın, diğer varlıklardan ayıran en önemli vasıflardan birisi, emeğin kullanarak dünyayı inşa edebilme kudretidir. Sizler de emeklerinizle ülkenin dört bir yanını birbirine birleştiren karayolları işçilerisiniz. Onurun en büyüğünü yaşıyorsunuz" dedi.
İnsan onurunun bir parçası emeğin hakkını vermenin, devletin asli görevi olduğunun altını çizen Davutoğlu, "Alın terinizin hakkı, alın teriniz kuramadan verilecektir. Bu bizim için kutsal bir destur, temel bir ilkedir. Kadim kültürümüzün temelini teşkil eden iki önemli prensip var. Der ki Resulullah, 'Hiç bir şey alın terinden daha hayırlı değildir'. Emekçiler için, işçiler için ve sonra işverene veya iş verecek olana der ki 'İşçinin hakkının alın terini kuramadan veriniz'. Biz bu kültürle yetiştik. Geleneksel kültürümüzden, inancımızdan gelen bu düsturu, temel ilkeyi harekete geçiriyoruz. Onunla birlikte çağdaş ve sosyal devlet ilkesiyle sendikal hakların gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Bizler bu alanı bir çatışma ve gerilim alanı değil, birlikte Türkiye'yi ve dünyayı inşa etme alanı olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Dünya'daki emekçilerin, 1 Mayıs Emek Dayanışma Günü'nü de kutlayan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"1 Mayıs, bundan sonra 12 Eylül darbesinin yasaklamalarından bir daha etkilenmeyecek ve ebediyete kadar emek günü, dayanışma günü olacaktır. Buradan tüm işçi kardeşlerime, yarın alanlara çıkacak olanlara, yarın emek ve dayanışma günü için Türk-İş gibi Zonguldak'ta meydanlara çıkacak işçilere sesleniyorum: Yarını bir düğün gibi, şölen gibi kutlayalım. Emekçilerin emeğine saygı gösterilen bir aziz gün olarak kutlayalım. Sakın ola ki marjinal grupların, birtakım provokatörlerin oyununa gelmeyelim. Ben bir kez daha, 1 Mayıs 1977'de Taksim'de hayatını kaybeden vatandaşlarımız için buradan taziyelerimi sunuyorum. O kara bir gündü. O zaman ben lise son sınıftaydım ve o gün İstanbul'da nasıl kara bulutun, o güzel kentin üstüne çöktüğünü bugün bile hatırlarım. O gün provokatörler, Türkiye'yi kaosa yöneltmek isteyenler devreye girdiler ve kanlı bir pazarın yaşanmasına sebebiyet verdiler."
Davutoğlu, 38 yıl sonra o vahşete sebebiyet verenleri telin ettiğini, hayatını kaybedenleri rahmetle andığını dile getirdi.
-" İlk fırsatta karanfillerle vatandaşlarımızı anacağım"
Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Nitekim o kanlı olaylardan sonra, üç yıl içinde vatan evlatları 'sağcı' ve 'solcu' diye bölündü. 'Ocu' ve 'bucu' diye karşılıklı cepheleşmeler oldu, cepheler kuruldu, çatışmalar, kutuplaşmalar yaşandı. Benim okuduğum lisede, bir bu taraftan, bir diğer taraftan, iki genç insanın, Levent'in ve Kenan'ın ölümlerini halen hatırlarım. Onlar, taşıdıkları ideallerle ülkeyi yeniden inşa edebiliriz diye düşünüyorlardı ama provokatörler, bir nesli neredeyse yok edercesine bu kutuplaşmanın önünü açtılar ve sonra 12 Eylül darbesine giden yollar yavaş yavaş döşendi ve karanlık 12 Eylül darbesi yaşandı bu ülkede.
Şimdi tüm bu tecrübelerden sonra, yarın meydana çıkacak olan işçilerimize, gençlerimize, hangi siyasi düşüncede, hangi kanaatti paylaşıyor olursa olsun bu acı hatıraları da hatırlayarak bir daha ülkenin kutuplaşmalara, gerilimlere sahne olmaması için omuz omuza vermeye davet ediyorum. Gelin o hayatını kaybeden kardeşlerimizle birlikte analım. Gelin o yıllarda 'sağcı solcu' diye kutuplara ayrılarak hayatlarını kaybeden gençlerimizi bir arada analım, tekrar bir daha bu tür kutuplaşmalara fırsat verecek olan, zemin hazırlayacak olan davranışlardan uzak duralım."
"Taksim'in, yarın, vatandaşları anmak için gelecek olan, sembolik anlamda gelecek olan herkese açık olduğunu" kaydeden Davutoğlu, şunları söyledi:
"Gelsinler, karanfillerini koysunlar, hürmetlerini göstersinler. İlk fırsatta ben de gidip orada karanfillerle vatandaşlarımızı anacağım inşallah. Hem onları anacağım hem de tekrar tekrar çağrıda bulanacağım. 7 Haziran'a doğru seçime giderken, bu ülkede tekrar kaos çıkarmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Tüm kaybettiğimiz dostlarımızın, emekçilerin, gençlerin hatıralarını analım. Ama bunu yasa dışı gösterilerle bir çatışma ortamında yapmayalım. Değişik siyasi kanaatlere sahip olanlarla omuz omuza verelim ve bir daha kimse bu ülkeyi karanlık, çatışma ortamına götürmeyecek diye haykıralım. Provokasyon yapmak isteyenlere karşı 'inadına barış' diyelim. Yeni darbe teşebbüslerine gitmek isteyenlere karşı 'inadına özgürlük' diyelim. Emeğin hakkını korumak için, inadına 'emeğin onuru' diyelim. Omuz omuza verelim. Bütün işçiler, bütün emekçiler, bütün özgürlük yanlıları, bütün vatandaşlarımız için yarın güzel bir gün olsun, bir bayram günü olsun."
(Sürecek)
Kaynak: