Bakanlar Kurulu toplantısı
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş: (1)- "Örgüte, her alanda oluşturulan baskılar sonucu katılımlar gittikçe azalmaktadır. Şunu ifade edebiliriz, son 29 yılda dönemsel olarak örgüte katılımın en az olduğu dönem bu ocak mayıs ayı arasındaki d
ANKARA (AA) - Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, "Örgüte, her alanda oluşturulan baskılar sonucu katılımlar gittikçe azalmaktadır. Şunu ifade edebiliriz, son 29 yılda dönemsel olarak örgüte katılımın en az olduğu dönem bu ocak mayıs ayı arasındaki dönem olmuştur, bir önceki yıllara kıyasla. Bir önceki yıla kıyasla da bu dönemde örgüte katılanların sayısında yaklaşık yüzde 90’lık bir azalmanın ortaya çıktığı anlaşılmıştır. İnşallah en kısa süre içerisinde başta PKK terörü olmak üzere, bütün terör örgütleri milletimizin, güvenlik kuvvetlerimizin bu kararlı tutumları karşısında diz çökecekler ve inşallah terör Türkiye'nin gündeminden uzaklaştırılacak ya da gündemin en alt sıralarına atılacaktır." dedi.
Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu Toplantısı devam ederken, gazetecilere açıklamada bulundu ve soruları yanıtladı.
Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu'nda ağırlıklı olarak iç ve dış güvenlik konularının gözden geçirildiğini, iç güvenlik konusunda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, Türkiye’nin iç güvenliğini ilgilendiren dış tehditler konusunda da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun kurul üyelerini bilgilendirdiğini ifade etti.
Güvenlik sorunlarının tek tek ele alındığını bildiren Kurtulmuş, PKK ile son zamanlarda amansızca sürdürülen mücadelede şehit düşen güvenlik güçlerine Allah’tan rahmet diledi.
Bu büyük mücadelede Türkiye’nin bugün itibarıyla önemli mevziler kazandığına ve terörle mücadelede büyük bir merhale kat ettiğine vurgu yapan Kurtulmuş, "Örgüte, her alanda oluşturulan baskılar sonucu katılımlar gittikçe azalmaktadır. Şunu ifade edebiliriz, son 29 yılda dönemsel olarak örgüte katılımın en az olduğu dönem bu ocak mayıs ayı arasındaki dönem olmuştur, bir önceki yıllara kıyasla. Bir önceki yıla kıyasla da bu dönemde örgüte katılanların sayısında yaklaşık yüzde 90’lık bir azalmanın ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Bu vesileyle bir kere daha bütün güvenlik güçlerimizi tebrik ediyoruz. İnşallah en kısa süre içerisinde başta PKK terörü olmak üzere bütün terör örgütleri milletimizin, güvenlik kuvvetlerimizin bu kararlı tutumları karşısında diz çökecekler ve inşallah terör Türkiye’nin gündeminden uzaklaştırılacak ya da gündemin en alt sıralarına atılacaktır." diye konuştu.
- FETÖ ile mücadele
Numan Kurtulmuş, İçişleri Bakanlığı'nın bu dönemde terörle mücadele yaz politikasına ilişkin ana çerçeveyi, trafik güvenliğine ilişkin ele alınacak ana politikaları ve uyuşturucuyla mücadelede emniyet açısından önemli görülen ana konuları ihtiva eden politikaların Bakanlar Kurulu'nda paylaşıldığını da kaydetti.
MİT Müsteşarı Fidan’ın sunumunda yurt içi ve yurt dışındaki başta PKK ve FETÖ örgütlenmeleri olmak üzere örgütlerin yaptıkları, oralardaki faaliyetleri, yakınen takip edilen çalışmaların paylaşıldığını anlatan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu dönem içerisinde özellikle emniyetteki mahrem yapılanmanın ortaya çıkarılması FETÖ’nün yurt içi ayağındaki mücadelede en önemli gelişmelerden birisi olmuştur. Mahrem imamlardan ya da mahrem yapılanmanın içerisinde var olanlardan bir kısmı etkin pişmanlık yasasından istifade etmek için itirafçı olmuşlar ve çok sayıda önemli bilgiye mahkemelere soruşturmalar sırasında savcılara vermişlerdir. Yine FETÖ ile mücadelede dışarıda çok sıkı bir şekilde takip edilen çalışmalar sonucunda, örnek olması açısından iki ülkeyi vereyim, Malezya ve Suudi Arabistan’da takip edilen FETÖ mensupları, Türkiye’ye iade edilmişler ve böylece FETÖ ile mücadelede yurt dışı ayağında da önemli bir adım gerçekleştirilmiştir.”
“Devletin imkanlarıyla dünyanın her yerinde örgütlenen, birtakım iyi niyetleri sömürerek gelen örgütün, artık hareket alanı giderek daralmaktadır.” diyen Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Hem İçişleri Bakanlığımızın, hem Milli İstihbarat Teşkilatımızın hem ilgili bütün kurum ve kuruluşlarımızın yurt dışında yapmış olduğu faaliyetlerle de FETÖ’nün bu şebekesi giderek daralacak ve sadece Türkiye’de değil, başka ülkelerde de faaliyetlerini yapamayacak noktaya geleceklerdir. Ayrıca Dışişleri Bakanımızın sunumunda da ifade edildiği gibi hem PKK hem FETÖ, Türkiye’yi dışarıdan tehdit eden unsurlar olarak kabul edilmektedir. FETÖ’nün sadece bir terör örgütü değil, aynı zamanda organize bir suç çetesi olduğu eldeki bilgilerle ilgili muhatap ülkelerimizin hepsiyle paylaşılmaktadır. Özellikle ekonomik suçlar başta olmak üzere, çok alanda suç işleyen organize bir örgüt olduğu ortaya konulmaktadır.”
- “İslam düşmanlığının somut göstergelerinden birisi olan da Türkiye düşmanlığıdır”
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye ile ilgili son zamanlarda bazı ülkelerde artan algının da Türkiye için de bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu belirterek, “Nasıl olduysa bazı ülkelerde Türkiye karşıtı örgütlere karşı bazı siyasetçiler tarafından da ciddi bir sempati beslenmektedir. Bunların da yakınen takip edildiğini, bunlarla ilgili olan uyarıların, adımların da vakti geldiğinde de atıldığını ifade etmek isterim.” ifadesini kullandı.
Dünyada gelişen yabancı ve İslam düşmanlığını Dışişleri Bakanlığının çok yakınen takip ettiği konulardan biri olduğunu aktaran Kurtulmuş, “Özellikle İslam düşmanlığının somut göstergelerinden birisi olan da Türkiye düşmanlığıdır, Türkiye karşıtlığıdır. Yurt dışındaki çok sayıda vatandaşımızın bu artan ırkçılık ve İslam düşmanlığı çerçevesine zaman zaman taciz edildikleri, baskılar altına alındıklarını biliyoruz, bunların önlenebilmesi için de bütün kurumlarımız ellerinden gelen gayreti ortaya koymaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
- Suriye’deki gelişmeler
Kurtulmuş, son zamanlarda Suriye politikasındaki gelişmeler çerçevesinde de şu görüşlerini paylaştı:
“Suriye’de son derece karmaşık bir noktadayız. Bir taraftan Astana bir taraftan Cenevre süreci devam ediyor. Bunlar birbirinin alternatifi değildir. Birbirini desteklemesi gereken süreçlerdir. Türkiye için de Suriye’de esas olanın siyasi çözümü bir an evvel bulmak olduğunu ifade ederiz. Alandaki birtakım çatışmaların azaltılması doğrudur, önemli bir adımdır, ama sonuçta bir siyasi çözümün ortaya konulması gerekir. Siyasi çözüm perspektifini hiçbir şekilde kaybetmemiz gerekiyor. Bunun için de Türkiye üzerinde düşen her tülü sorunluluğu yerine getirmeye gayret ediyor.”
- Türkiye-AB ilişkileri
Bakanlar Kurulu’nda, Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik’in de AB ile ilişkiler konusunda da sunum yaptığını anlatan Kurtulmuş, sözlerine şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanımızın Brüksel ziyaretiyle birlikte Türkiye-AB ilişkilerinde ortaya çıkan gerginliklerin geride bırakılmasıyla ilgili her iki tarafta da bir irade beyanının ortada olduğu açıktır. Bu çerçevede biz, AB ile ilişkilerimizin bundan sonra daha düzgün bir şekilde yürütülebilmesi, aradaki gerginliklerin azaltılabilmesi için önemli dört beş maddenin üzerinde durduğumuzu ifade ederiz. Bunlardan birincisi, katılım sürecinin sürdürülmesi, hızlandırılması Türkiye için önemlidir. Bunun için de fasılların açılmasını stratejik bir adım olarak görüyoruz. Ayrıca vize serbestisi ve 18 Mart müzakereleri sırasında varılan mutabakat sonucu AB’nin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmesi diğer iki önemli husustur. Sayın Cumhurbaşkanımızın Brüksel ziyareti sırasında gündeme gelen Gümrük Birliği'nin güncellenmesiyle ilgili talebimiz de Türkiye-AB ilişkileri bakımından önem arz etmektedir. Ayrıca Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğini sadece Türkiye-AB arasındaki ilişkiler değil, bundan sonra AB’nin nasıl gelişeceği, nasıl evrileceği meselesi de belirleyecektir. Örneğin, Brexit sürecinin nasıl gelişeceği ya da AB’deki artan ırkçılığın, yabancı karşıtlığının Avrupa siyasetini nasıl etkileyeceği ve üçüncü olarak da Avrupa için de en önemli sorunlardan birisi olan göçmen meselesinde nasıl bir noktaya gelineceği ve nasıl bir çözümün bulunacağıdır. Buralar, Avrupa siyaseti bakımından da önemli. Muhtemelen önümüzdeki dönemde ciddi sıkıntıların ve tartışmaların yaşanacağı bir süreçtir. Bu alanlardaki gelişmeler, Avrupa’nın kendi siyasetinde karar alma mekanizmalarını etkileyebileceği gibi çok açıktır ki Türkiye-AB ilişkilerini de yakınen etkileyecektir.”
(Sürecek)
AA
Kaynak:

