'Az sözle çok şey ifade ederdi'

'Az sözle çok şey ifade ederdi'

1. Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Sempozyumu'nda konuşan Prof. Dr. Şimşek "Nasreddin Hoca, gül-düşün özelliğinin yanı sıra kelimelere hükmeden, kelimelerle oynayan, az sözle çok şey ifade eden bir şair olduğunu görürüz" dedi.

Fırat Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esma Şimşek, Nasreddin Hoca ve fıkraları değerlendirildiğinde, Nasreddin Hoca'nın, "gül-düşün" özelliğinin yanı sıra kelimelere hükmeden, kelimelerle oynayan, az sözle çok şey ifade eden bir şair olduğunun görüleceğini söyledi.

Prof. Dr. Şimşek, Akşehir Kültür Merkezi'nde düzenlenen "1. Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Sempozyumu"nda, çeşitli coğrafyalarda farklı isimlerle anılan Nasreddin Hoca'nın, Türk fıkra kişileri arasında en çok sevilen isim olduğunu belirtti. Halkın her türlü problem, arzu ve isteğinin, Nasreddin Hoca'nın adına bağlı olarak anlatılan fıkralarda dile getirildiğini bildiren Prof. Dr. Şimşek "Hoca, fıkralarının hemen hepsinde, hanımını, oğlunu, kızını, koyununu, hindisini kullanarak, toplumda hoşa gitmeyen durum ve tavırları güler yüzle tenkit etmiştir" dedi.

Prof. Dr. Şimşek, Nasreddin Hoca'nın fıkralarını şiirleştiren birçok şair olduğunu ve çok sayıda şairin de Hoca'yı ve fıkralarını konu alan şiirler yazdığını vurgulayarak şunları söyledi:

Fıkraları nazıma çekilen, şiirlere konu olan Nasreddin Hoca'nın kendisi şiir söylemiş midir? Hazır cevaplılığıyla yeri geldiğinde alimlerle yarışan, kadılara ders veren, kötüleri cezalandıran Nasreddin Hoca'nın şiirle arası nasıldı? Nasredin Hoca ve fıkralarını değerlendirdiğimizde, O'nun gül-düşün özelliğinin yanı sıra kelimelere hükmeden, kelimelerle oynayan, az sözle çok şey ifade eden bir şair olduğunu görürüz. Türkçe'ye böylesine hakim olan bir kişi, çeşitli duygu ve düşüncelerini şiir diliyle anlatamaz mıydı? Elbette anlatırdı. Fakat Hoca'nın görevi şiir söylemek değil, hazır cevaplılığını öne çıkararak toplumun aksayan yönlerini hicvetmekti.

"Türkçe'nin en büyük koruyucusu"

Nasreddin Hoca'nın şairliğinin, fıkralardan hareket edilerek değerlendirildiğinde, bazı önemli sonuçların ortaya çıktığını anlatan Prof. Dr. Şimşek, Hoca'nın, şiirlerde, Arapça ve Farsça kelimelerin yerli yersiz kullanımını tenkit etmek için şiirler söylediğini kaydetti.

Prof. Dr. Şimşek, Nasreddin Hoca'nın söz ve fıkralarında, hece ve kafiyeyi uydurmak için bazı şiirlerin gereksiz yere uzatılmasını da tenkit ettiğini belirterek, şöyle dedi:
"Hoca bazen zorlanarak yazılan manzumelerde kimi zaman kafiyenin, kimi zaman veznin anlamsız olabileceğini ima etmiştir. Gereksiz yere uzatılan mısraların şiire herhangi bir anlam katmayacağı gibi dinleyicileri de rahatsız edeceğini vurgulamıştır. Ayrıca Hoca, bazı fıkralarında, mani, atma türkü, tekerleme ve atasözü tarzında sözler söyleyerek insanlara ders verir. Hoca'nın bu yönde birçok şiiri vardır."

Nasreddin Hoca'nın dile hakimiyetiyle Türkçe'nin en büyük koruyucusu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şimşek, "Nasreddin Hoca'nın nüktedanlığı yanında şairlik yönü de vardır. O, çeşitli fıkralarında bazen şiir okuyarak bazen yazarak bazen de kötü şiir söyleyen şairleri eleştirerek bu özelliğini ortaya koymuştur. Fakat Hoca'nın görevi şiir söylemek değil, halkın çeşitli problemlerini mizahi bir üslupla dile getirmek olduğu için şairlik yönü hep perde arkasında kalmıştır" diye konuştu.

Sempozyuma, Akşehir Belediye Başkanı Mustafa Baloğlu, Kaymakam Yaşar Dursun Yılmaz, yurtiçi ve yurtdışından bilim adamları ve Akşehirliler katıldı.