Aydınlar Ocağı İmam-ı Şafi’yi andı
Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde, vefat yıldönümü münasebetiyle İmam-ı Şâfi Hazretleri hayatı, eserleri ve hikmetli sözleriyle yâd edildi
Konya Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Eğitim Görevlisi Hasan Özer, miladi olarak 767 senesinde Gazze’de doğan ve 20 Ocak 820’de Mısır’da 54 yaşında vefat eden Şafii mezhebinin kurucusu İmam-ı Şafi hazretlerinin, bir fıkıhçı olduğunu ve fıkhın da ‘kişinin hak ve sorumluluklarını bilmek’ anlamına geldiğini belirtti. Özer, hayatını İslâmiyet için hizmete adayan İmam-ı Şafi’nin fıkıhla ilgili düşüncelerini de şu sözlerle dile getirdi: “İmam-ı Şafi, Er-Risale fil-Usul adlı risalesinde fıkhı, vahyin özü olarak görüyor ve ‘İslâm medeniyeti, fıkıh medeniyetidir’ diyor.”
İMAM-I ŞAFİ ARAPÇA’YI BEDEVİLERDEN ÖĞRENDİ
Yedi yaşında Kur’ân-ı Kerim’i hıfzeden ve Arapçanın özelliklerini çöldeki bedevilerden öğrenen İmam-ı Şafi’nin, iyi bir ok atıcısı olduğunu ve büyük bir zâtın ikaz etmesiyle fıkıh ilmine yönelerek 15 yaşında fetva vermeye başladığını kaydeden Hasan Özer Hoca, Şafi Hazretleri’nin farklı bir fıkıh metodolojisi geliştirdiğini belirtti. İslâm fıkıhçılarının bu metodolojiyi kullandığını ifade eden Özer Hoca, Medine’de İmam-ı Malik’ten de ders alan İmam-ı Şafi’nin, Harun Reşid döneminde kendi sahasında güzel şeyler ortaya koymasından dolayı kendisini çekemeyenler tarafından Bağdat’ta Rakka Kadısı iken ‘Rafızilik’ ile suçlandığını, bu suçlamanın ise berâtle sonuçlandığını kaydetti.
KUR’AN SÜNNETSİZ ANLAŞILMAZ
Eserleri arasında ilk sırada gelen Fıkıh Risalesi’nde İmam-ı Şafi’nin, “Kur’an sünnetsiz anlaşılmaz” dediğini aktaran Özer, “Hikmet olarak yararlanmamız gereken bir büyüğümüz olan İmam-ı Şâfi’nin bu sözlerinden rahatsız olan bazı ilâhiyatçılar, 28 Şubat döneminde İmam’ın bu görüş ve fikirlerine saldırılarda bulundular. O dönemin Kur’an tarihselcileri şimdi ‘gelenekçi’ oldular” diye konuştu.
ALİMİN RÜTBESİ TAKVADIR
Özer hoca, İmam-ı Şafi’nin Hikmetli Sözleri’ni de şöyle sıraladı: “İnsanların istekleri sonsuzdur. Onarı razı etmen mümkün değildir. Kim Kur’an-ı Kerim’i öğrenirse insanların gözünde büyür. Kim Arapçayı güzel öğrenirse onun nezaket sahibi birisi olduğunu görürsünüz. Kim fıkıh öğrenirse akıllı olur. İlim talep etmek Nafile namazdan daha iyidir. İlim meclislerine kalemsiz ve kâğıtsız gelen kimse, değirmene buğdaysız gelen kimse gibidir. Konuşmak istediğiniz zaman sukut ederek yardım alın. Âlimin rütbesi takvadır. Süsü de güzel ahlâktır. İlim sevmeyen kimsede hayır yoktur. Seninle onun arasında bir dostluk da yoktur. İlim bir nûrdur. Allah’ın nûru günahkârlara verilmez. İnsanı mükemmel yapan dört unsur; diyanet, emanet, siyanet ve rezanet’tir. Dost ve arkadaşın varsa eğer onu yakasından iki elinle tut, hiç bırakma. Yapılması zor olan ameller şunlardır: Darlık zamanında cömert olmak, Tek başına kaldığında vera sahibi olmak, Kendisinden korkulan kişinin yanında doğruyu söylemek. Mürüvvetin dört maddesi şudur: Güzel ahlâk, Cömertlik, Mütevazılık, Allah’a şükür. İslâm’ın özünde bir kusur yoktur. Kusur ise Müslümanlardadır. Fâkih konuşması ve sözleriyle değil, davranışları ve amelleriyle fâkihtir.” Haber Merkezi