Aşureyi Anlamak

Bu yazı, güncelliğini kaybetmemiş diye okuyacaklar için hazırlanmıştır. Muharrem ayı bitmedi ve aşure yemeye devam ettiğimize göre hala konu üzerinde konuşabiliriz. Bu mübarek ay, bazı bölgelerde ibadet, dua ve oruçla değerlendiriliyor. Ama öbür köşede Müslümanların yüreğini yakan bir matemin yâdıyla (!) gündeme geliyor.

Bilindiği gibi aşure, aynı zamanda Kerbela olayının Vuku bulduğu gündür. Hasan-ı Basri (RA) bu konuda şunları söyler: “Bir dönemde Müslümanlar, bu olaya kanlarını bulaştırdılar. Bugün biz dilimizi bulaştırmayalım…”  

Tarihin tekerrür etmesi, biraz da bizim elimizdedir. Tarih; tefekkür ve tedebbür edildiğinde tekerrür etmez. Kerbela’ya bu gözle bakalım... Aslında Kerbela'da Peygamber’in (SAV) sevgili torununa kılıç çeken grup, dinden çıkmamışlardı. Karşısındakileri kâfir olarak da görmediler. Ama ortada makamın ve imkânın hırsları vardı. Kaybetmek istemedikleri tek şey, ellerinde bulunan güçtü. Zalimane bir şekilde elde ettikleri bu güce karşı çıkan Hz. Hüseyin, onlar için hemen hedef oluverdi.

 Bu nedenle üzerinde yaşadığımız bu yaşlı dünyada tarihten ibret almak gerekir.  Elindeki güç ve imkânı kaybetmek istemeyen ve bu nedenle de binlerce insanın ölmesine, milyonlarcasının evsiz - yurtsuz kalmasına razı olan zihniyet; kendini Şii veya Sünni olarak tanımlayabilir.  Zalim, her yerde zalimdir. Bugün Suriye'de Şia adına yaparlar,  başka yerde Sünnilik adına… Saddam ve Kaddafi bunun en bariz örneklerindendir.  Elbette bu insanların tüm hatalarına rağmen Müslümanları derinden yaralayacak zamanlama ve tarzda öldürülmelerini asla tasvip edemeyiz.  Ancak şurayı iyi bilmek lazım ki Allah'ın kullarına zulmedenler, mutlaka bunun karşılığını alıyorlar.

 Afrika'ya gittiğimde Kaddafi'nin neredeyse tüm Afrika kıtasında çok büyük yatırımlara vesile olduğunu gördüm. Müslüman toplumların ellerinden tutmuş, onlara büyük destekler sağlamış. Bugün Libya'da birçok memur maaşını alamıyor. Ama Burkina Faso’da Libya’nın kurduğu vakıfta görev yapan imamlar, bu ülkedeki gayrimenkuller sebebiyle maaşlarını düzenli alabiliyorlar. Bölgede büyük bir sevgi ve şükran ifadesi var. Kaddafi’ye yapılan dualar ve sunucu görünce bunun sebebini merak etmiştim.  

Libya merkezli Senusi Tarikatı üzerine yaptığım araştırmada ilginç bilgilere ulaştım. İktidarda kalabilme, kendine karşı çıkacak muhalefeti susturabilme adına büyük zulümler işlenmiş. Bu zulümler, başka muhalefet hareketlerinin de çıkmaması için olanca çıplaklığı ve hunharlığıyla teşhir edilmiş. Allah, zalimlerin zulmünü başka iyiliklerine rağmen silmiyor. Kendine karşı işlenmiş bir günahı, ibadet eksikliği gibi hatalarını diğer kulların hüsn-ü şahadetleri ve dualarıyla silebiliyor.  Haksız yere kanı dökülmüş insanların İntikamı mutlaka alınıyor. Hz Hüseyin'in karşısındaki grup ve onun avenesi için de durum aynı oldu.

 Bugün Hz Hüseyin (RA) adına ortaya çıkan, onun davasını bayraklaştıran ama insanları acımasızca katleden kimseler; adı ne olursa olsun benzeri bir akıbet ile cezalandırılacaklardır. Aşure gününde vücudunu bıçaklamak, zincirlerle kan akıtmak; bu işi yapanlara zevk veriyor olabilir. Arkasındaki güruhu coşturabilir…  Ama önemli olan bu yapılanların Ümmet coğrafyasında sağlayacağı katma değerdir. Bu yapılanlar; mazlumların gözyaşını dindirecek, zalimleri korkutup uykularını kaçıracak ve kardeşliğe katkı mı sunacak?

Günde bir öğünle bile karnını zor doyuran Müslümanlar açlığa terk edilirken, Müslüman katledecek silahlara para yatırmak; hüseyince bir duruş değildir. Ama bununla beraber yanında çalıştırdığı işçisine vaat ettiği ücreti bile ödeme konusunda cimrilik yapan Müslümanların duruşu da Hüseyni bir duruş değildir. Lafı açıldığında Siyonizme sövmeyi ve Amerika'ya lanet okumayı ibadet sayan ama aklını, midesini, kasasını oraya emanet etmiş Müslümanlar… Her şeyin ancak onlarla olabileceğini, en güzelini sadece onların üretebileceği düşünen Müslümanlar…  Kendi basit alışkanlıklarına ve tiryakiliklerine bile gem vuramayan, sadece başkalarını eleştirip onlara acımasızca yüklenen Müslümanlar… Cömertliğini ancak hücumda kullanan Müslümanlar… Güvenmeyen ve güvenilemeyen din kardeşleri… Hz. Hüseyin’in (RA) davası böyle anlaşılmaz.

Ama gene de afiyet olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.