'Artık yetişkin bir gazeteyiz'
Memleket'in dün yayınlanan 1000. gün özel sayısı yoğun ilgi gördü. İşte o sayıdaki söyleşi...
Adem Alemdar ve İ. Hakkı Biçer ile Memleket’in birinci gününden daha önceye gidip bininci günden daha sonrasını konuştuk.
Memleket’e yeni gelmişken ve 1000. sayı dolayısıyla yeri gelmişken patronumuz Adem Alemdar’ı ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü dostum İbrahim Hakkı Biçer’i soru yağmuruna tutayım istedim… Ne de olsa gazetenin en önemli iki hafızası… Adem Alemdar’ın gazete hayalini yakından bilen biri olarak, 1000. sayının onun için ne kadar büyük bir önem taşıdığını tahmin edebiliyordum. Fakat bu sohbet esnasında Memleket’in hikâyesini ondan dinlerken heyecanının tahminlerimin de üstünde olduğunu gördüm… Bu özel gün dolayısıyla yaptığımız sohbet aynı zamanda Memleket’in kısa tarihine de genel bir bakış oldu… Bakın Memleket’in iki önemli ismi bana neler anlattılar… (M. Ali Köseoğlu)
M. Ali Köseoğlu:-Sizi bin sayı önceye götürmeden biraz daha geriye gidelim diyorum… Bir gazete çıkarma fikri ya da sancısı nasıl oluştu? Mesela, Adem Alemdar imzasını Vakit Gazetesi’nde görüyorduk, yazmaksa yazıyordu işte…
Adem Alemdar:-Konya İmam Hatip Lisesi 91-92 mezunuyum. O zamanlar İHL bir başkaydı. Konya’nın en iyi okuluydu diyebilirim. Çok başarılı öğrenciler çıkarırdı. Bugün şehrimizin en önemli mevkilerinde bulunanların çoğu bizim dönem veya bizden evvel İHL’den mezun olanlardır. Lise sıralarında gazeteciliği kafama koymuşum, her ne kadar başka alanlarda okumaya kalkışsam da gazetecilik beni bırakmadı. 1993’te Vakit daha kurulurken gidip fahri muhabiri oldum. O sıralar yurtdışında okuyordum. Oradan kendimce haber gönderiyordum. Ama bu böyle gitmedi. 1994’te Yeni Şafak gazetesinin Konya bürosunu açtık üç arkadaş. Onlardan birisi hala aynı işe devam ediyor, diğeri de yurt dışında…
Madem gazetecilik yapacağım öyleyse okulunu bitirmeliyim dedim. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazandım ve başarıyla bitirdim. 6 seneden fazla Meram Belediyesi’nde basın bürosunda çalıştım. Aynı zamanda da Vakit gazetesinin Konya temsilciliğini yürüttüm.
Vakit’te bir destan yazdık. 3 bin 500 abonesi vardı biz işin başına geldiğimizde, abone sayımızı 9 bine çıkarttık. Bunun karşılığında da patrondan Konya sayfası çıkarmamıza izin çıktı. İki yıl boyunca Konya sayfası hazırladım. Haftada beş kez de köşe yazdım. Ama bir şeyler eksik kalıyordu. Yazmak çizmek yetmiyordu.
M. A. K. -Hatırlar mısın bilmiyorum… 1999 sonu 2000 yılı başlarında ben Yeni Konya gazetesinde iken günlük bir gazete çıkarma fikrinden bahsetmiştin… Ben askere gitmek üzere olduğumdan o günlerde bu konuşmalar çok uzayamadı. Bir de o yıllarda haftalık bir gazete denemeniz oldu… Bu haftalık gazete çok fazla sürmedi… Haftalık gazetede başarısız mı olundu? Yoksa orada kendinizi bir denemiş mi oldunuz?
A. A. :-2000 yılında gönlüme göre bir gazete yapmaya niyetlendiğim için haftalık Haberdar gazetesini kurdum, ama bu gazete istediğim gibi olmadı. Dolu dolu bir içerik sunamadım okura. Bu yüzden 4. sayıda kapattım. Daha sonra 2003’te bu sefer 15 günde bir Akmedya isimli bir dergi çıkarmaya başladım. Bu dergiyi 1985’ten beri birlikte olduğum dostum Hakkı Biçer’le hazırlıyorduk. Sadece ikimiz, oturuyorduk bilgisayarın başına ve dörder tane müstear yazı kaleme alıyorduk evvela. Sonra ilginç dosyalar hazırlıyorduk. Bilgisayar grafiğini de bizzat kendim yapıyordum. Bu dergi 10 sayı çıktı. Ve günlük gazete için beni bir hayli ümitlendirdi. O günlerde, günlük bir gazete kurma fikrine ciddi ciddi kafa yormaya başladım yani. Hülasa, haftalık ve 15 günlük iki denemem oldu. Her iki denemede de yayını kendi isteğimizle durdurduk. Yani bu çalışmalardan para kazanmıştık, ama günlük gazete dışında içimdeki ateşi söndürecek başka bir şey de yoktu. Bir nevi kendimizi denemiş olduk ve başaracağımıza dair inancımızı kuvvetlendirdik yani.
M. A. K: -Adem Alemdar’ın iki haftada bir yayımlanan gazetesinde de işte Memleket Gazetesi’nin en başında da İbrahim Hakkı Biçer ismini yanında gördük... Bu birliktelik nasıl başladı?
İ. Hakkı Biçer: -Dostum Adem Alemdar’la beraberliğimiz Konya İmam Hatip Lisesi’nin 1985-1986 dönemine dayanır. O zamanlar 60. Yıl Lisesi olan şimdiki Selçuklu Lisesi’nin son katında idi İHL’nin bazı birinci sınıfları. 1-L sınıfında başlayan dostluk, sınıflarımız değişse de devam etti ve bugün medya sektöründe Konya’nın güçlü ve en etkili gazetesinin, hem yönetiminde hem mutfağında birlikte çalışıyoruz. Lisede başlayan Vahdet, Ribat dergileriyle birlikte Muhittin Okumuşlar, Seyit Mehmet Yalçın, Ali Akar ve Harmancı kardeşlerle birlikte hazırladığımız Fetih dergisi kendimizi ifade etme fırsatı bulduğumuz ilk yayınlar oldu. Üniversitedeki okul bültenlerinden sonra Konya’ya dönüşle birlikte sanki kaldığımız yerden yeniden başladık. Adem Alemdar’la bizim medyadaki beraberliğimiz ise 1999’un Aralık ayında Vakit gazetesinin bölge sayfasında başladı. Ben Büyükşehir Belediyesi’nde çalışırken Akmedya Ltd. Şti’nin 2002-2003 yıllarında yayınladığı Akmedya dergisine yaptığım katkılarla bu beraberlik devam etti. Akmedya’nın o mütevazı kadrosunun ortaya çıkardığı heyecan veren sayılar, Memleket Gazetesi’nin o günlerde bir provası niteliğini taşıyordu. Adı Memleket olmasa da o günlerde ekibin hayallerinin tam orta yerinde bir günlük gazete vardı. Konya gazetelerinin hiçbiri kesmiyordu çünkü…
M. A. K.: -Ve sizin tabirinizle ‘seri uykusuz günler’… O günlerden bahseder misiniz biraz… Etrafta kimler vardı; neler konuştunuz, nasıl bir gazete arzuladınız?
A. A. : -Seri uykusuz günler, yorucu, ama güzel günlerdi. Bir güne o kadar çok şey sığdırıyorduk ki. Matbaayı İstanbul’dan alıp getirmişiz. Deneme sayfaları yapıyoruz, ama gazetenin çıkış tarihi isminin hala belli olmamasından dolayı uzayıp gidiyordu. Defalarca oturmuşuz, ama bir türlü karar veremiyorduk isme. Memleket ismini ilk ortaya atan o zamanki Yazı işleri Müdürümüz Ahmet Aka’dır. İlk etapta ben beğenmemiştim, ama önümdeki kâğıda kocaman harflerle yazmıştım. Elimdeki kâğıda her baktığımda ilk Memleket’i okuyor sonra diğer alternatiflere bakıyordum. Tabi bir süre sonra belki de göre göre gözüm alışmıştı. Daha güzel bir isim de çıkmamıştı işin açığı. Sorduğum arkadaşlar da beğendiklerini söylediler ve bir anda isim kondu. ‘Yerli gazete’ sloganını ise Hakkı söylemişti ilk. Çok beğendim ve bunu hemen logonun altına yazdırdım. Logomuzun sade ve siyah renkli olması ise farklılığımızdır. Çok eleştirildik, ama dönmedik. Dünyanın en büyük gazeteleri de renksizdi çünkü. Biz renkli allı pullu bir gazete yapmaktan kaçındık. O yüzden de dünyanın en ciddi fikir gazeteleri gibi yığma usulü değil de modüler sade bir sayfayla çıktık okurun karşısına. Sonra pek çok gazete bizim usule göre sayfa yapmaya başladı.
İ. H. B. :-Burada gazetenin ismi Memleket olmasaydı ne olurdu diye bir soru akla gelebilir. Anadolu’da Bugün, Şehir, Selçuklu isimlerini bir kenara not ettiğimizi hatırlıyorum. Ayrıca dinamik bir Memleket kadrosunun oluşması zaman aldı. Memleket’le yolları ayrılan arkadaşlarla bugün hâlâ görüşüyor olmamız da bizim kazancımızdır.
M. A. K. :-Gazetenin ismini koymak da kolay olmamıştır? Bir çocuğa isim vermek mi kolaydır yoksa bu gazeteye ‘Memleket’ demek mi?
İ. H. B. : -Memleket Gazetesi’nin kuruluşu için atılan ilk adımlar kuruluş tarihinin bir buçuk yıl öncesine dayanır. Birkaç toplantıyla ayaküstü bulunan bir isimle ortaya çıkmadı Memleket… Onlarca toplantı yaptık, yüzlerce A 4 kâğıt bitirdik, ajandalarımız doldu. Çünkü istişareye çok önem veriyorduk. Konya’nın saygın bazı sanayicileri, bürokratları ve siyasileriyle konuştuk, fikir alışverişinde bulunduk. “Bu kadar gazete var, gerek var mı yeni bir gazeteye?” itirazları oldu ama daha çok dostumuz “İçeriği zengin ve estetik sayfa düzeniyle dikkat çeken bir gazetenin ihtiyaç olduğu” düşüncesiyle bize destekte bulundu, bizi cesaretlendirdi.
M. A. K. :-12 Eylül’e dair anlatılacak çok şey vardır sanırım… Gazeteye tabir yerindeyse biçtiğiniz donu giydirmenin vakti gelmişti… O gün neler yaşadınız… Gazeteyi fırına verdiğinizde neler hissettiniz?
İ. H. B. :-Adımlarımız önümüzde ama gözlerimiz ufuktaydı. Dünya’nın en saygın gazetelerini inceledik. The Guardian, Bild, Washington Post vs… 11 Eylül’de bir prova baskı yaptık. 4 sayfalı bir formaydı bu. Simsiyah çıkmıştı, biraz heyecan verici olmakla birlikte “Bunu nasıl beğendireceğiz okura?” diye sormuştum. Ama iki gün sonra manşetini benim yazdığım “Konya için yürek yüreğe” başlıklı ilk gün gazetesinin bayilerde tükendiğini görmek dünyanın en büyük mutluluğu olmuştu bizim için. Fırından çıkan o ilk gazetenin kokusu hala burnumda tüter…
A. A. : Şunu hatırlatayım. Gazete normalde Ağustos’ta çıkacaktı, ama bir türlü olmuyordu ve Eylül ayına girdik. 12 Eylül iyi bir tarihti çıkış için. Lakin Pazar’a denk geliyordu. 13 Eylül’e razı olduk. 13 Eylül’de manalıydı bizim için. Darbeden sonraki gün…
M. A. K. :-13 Eylül’de Memleket doğmuştu… Her doğum sancılı olur; bu da öyle olmuş… Peki onu kucağınıza aldığınızda tüm bu sancıları unutabildiniz mi? İlk andan aklınızda neler kaldı merak ediyorum…
A. A. :-13 Eylül 2004’te büyük oğlum Erkam ilkokula başlamıştı. Aynı gün gazete de yayına başladı. İlk gün oğlumun okuluna vaktinde gidemedim o içime ilimez hala. İlk gün gazeteyi gören pek çok dostumuzdan fazlasıyla tebrik aldık. TV kanallarına canlı yayına çıkıp gazeteyi anlattım aynı gün. Görüntüsüyle her şeyiyle farklı bir gazete var ortada ve o gazeteyi biz yapmıştık. Seri uykusuz günlerin ardından orta yere bir yayın çıkmıştı. Artık geri dönülmez bir yola girilmişti. Çünkü 25 kişilik bir ekip oluşturulmuş, 50 kişilik dev bir yazar kadrosuyla sözleşilmiş ve start verilmişti. Aynı gün yarınki gazeteyi hazırlamak gerekiyordu. Ondan sonraki gün de bir sonraki günün gazetesini. Artık bize dur durak yoktu. Gecemiz gündüzümüz gazete olmuştu. İlk günlerde matbaacılıktan fazla anlamadığımız için çok zorlanıyorduk. Bir de unutamayacağım bir husus var. Doğru dürüst bir matbaa ustası bulamamıştık. Ustalar bizim kalıcı olacağımıza inanmadığı için, ellerindeki işi bırakıp gelemiyorlar, biz de yarım yamalak kalfalarla gazete basmaya çalışıyorduk. Bir iki ay böyle sabahlara kadar matbaada sabahlandı. Üçüncü aydan sonra usta denilebilecek biriyle anlaşabilmiştik. Okurlar gazeteyi ellerine alıp beş dakikada bakıp bir kenara atabilirler, ama bilmeliler ki, o gazeteye onlarca kişi göz nuru dökmüş, sabahlara kadar emek vermiştir.
M. A. K. : -Görün bakın ki; 1. sayıdan 1000. sayıya geldik. Tabi ben bu aileye yeni katıldım; Konya’nın en genç gazetesi diyoruz ama ekibi de genç bir gazete. Mesela gazete patronları içinde de sen en genç olanısın… Bu gençliğin bir artısı ya da eksisi olabilir mi?
A. A.:-Daha dün yola çıkmıştık bugün üç yılı geride bırakmış bir gazeteyiz. Buradan geriye bakınca zamanın çok hızlı geçtiğini söylemek yanlış olmaz, ama ilk günden bu yana birlikte olduğumuz, hatta en yakınımdaki arkadaşların bile bilmediği çok kötü günler geçirdim. Çıtası çok yüksek bir gazeteyle çıkmıştık çünkü okurun karşısına. Ortaklar ayrıldıktan sonra kalitemizi düşüremez, masrafımızı kısamazdık. Oysa yerel bir gazete üstelik henüz resmi ilan bile alamazken nasıl ayakta durabilirdi ki. İşte burada gençliğimizin faydasını gördük. Bir de özellikle vurgulamak istiyorum ki babamızın duasını…
Günlük gazete fikrime ilk maddi destek yüzde 35 ortak olmayı kabul eden dostum Harun Akgül’den gelmişti. Üç-dört ay sonra ortaklığımız bozulup ayrılınca projemizle baş başa kalakalmıştık. Çok çetin bir mücadeleye giriştik. Bu mücadelemde mutlaka pek çok arkadaşımın yardımını gördüm, ama kardeşim ve ortağım İsmail Alemdar’ın üstün gayreti beni motive etti. Kendisi şuan Kıbrıs’ta kısa dönem asker. Ona kucak dolusu selam gönderiyorum. Önceki yıllarda müteşebbislik cesareti içime işlemiş ki, 32 yaşında giriştiğim günlük gazete işinde bugün Allah’ın izniyle belli bir noktaya geldik. Ekibimizin de genç oluşunu şöyle izah edeyim. Ben çok stresli çalışan, ‘zor’ bir yöneticiyim. Benim hızıma yetişmeli ekibim. Benim ne dediğimi hemen anlayabilmeli. Ekipte en yaşlımız Uğur Özteke’dir ki Uğur abi çalışırken hepimizden gençtir. Unutmadan belirtmeliyim ki, bizim ekibin çoğu üniversite mezunudur. Yani genç ve okumuş çocuklarız. Ömrümüz varsa bu şehre çok şey vereceğiz. Bu arada sen de ekibimize yeni katıldın, buradan bir kez daha hoş geldin diyeyim sana da.
–Peki 1000. sayı neden önemli? Memleket Gazetesi 1000 gündür ne söylemeye çalışıyor… Her gün onlarca haber ileten diğer gazetelerden bir farkı var mı sence?
A. A. :-Biz birinci yaşımızı Konevi Kültür Merkezi’nde ciddi bir organizasyonla kutlamıştık. İkinci yaşımızı da yeni binamızın açılışıyla kutladık ki okurlarımızla, sevenlerimizle kat ettiğimiz mesafeyi paylaşmak istedik. Bininci sayıya ise ayrı bir önem atfettik. Çünkü bin hatırda kalan bir sayı ve bu sayı özel olmalıydı. Neredeyse bin gündür bugünü bekliyordum desem yalan olmaz. Bir nevi acemiliği, toyluğu üstümüzden attık, artık yetişkin bir gazeteyiz demek istiyoruz. Memleket geride kalan bin günde, ortadan gitmeyi kendine düstur edinmiş, haberleriyle olsun, yorumlarıyla olsun herkese, her kesime hitap edebilmeyi vazifesi bilmiş bu şehrin yerli gazetesi oldu. Her gazete kendini illaki diğerlerinden farklı görür. Biz de pek çok bakımdan farklıyız. Bir defa en genç gazete olmamız önemli. En genç ekiple çalışıyor olmamız da. Son dönemde ekibe katılan yeni kanlarla bugünden itibaren farklılıklarımızı biraz daha öne çıkaracağımızı söylemeliyim. Gazetecilikten ekmek yiyip, gazeteciliğin namusunu korumaya çalışıyoruz. Bu işi ayağa düşürenlere sövmek yerine yeniden eski görkemli günlerine taşımaya niyetliyiz. Okurlarımıza bu vesile ile şunu da iletmeliyim ki, Konya’nın en çok satın alınan ikinci gazetesiyiz şuan. Birinci olmaya çalışmadık henüz. Okunma açısından ise kimse gücenmesin açık ara birinciyiz. Yapılan anketlerle bu ortaya çıktı, ama bizim birinciliğimizi hızlıca test etmek isteyenler, internet sitemize bakabilirler. Alexa ile bu ölçümü yapabilirler. Konya’da günlük olarak en çok ziyaret edilen gazete sitesiyiz.
İ. H. B. :-Bizden sonra gazetelerin birinci sayfalarına yazar fotoğraflarının ve yazı spotlarının taşındığını görmek bizi çok mutlu etti. Adem’in de dediği gibi Memleket’in özgün sayfa düzeni bazı gazetelerimiz tarafından örnek alındı. Doğru dürüst bir internet sitesi hazırladık. Daha birçok ilki Konya’da hatta Anadolu’da başlatan gazete olmayı başardık. Memleket’in ilkleri saymakla bitmez.
M. A. K. :-Memleket internette bugünlerde daha çok öne çıktı… Gazetenin yanı sıra bir de dergi var. Gazete, internet ve dergi… Yayın dünyasına dönük işlerde sağlam adım ilerliyoruz… Başka yatırımlar da olabilir mi? İnternet ve dergiden de biraz bahsetsek; bu 1000 günün arasında bir de bu işler vardı…
A. A. : www.memleket.com.tr isimli sitemizi yeniledik ve e-gazete ile birlikte haber portali haline getirdik. Günlük 20 binden fazla sayfa gösterimine ulaştı site ilk ayda. Kısa bir süre sonra hızla artacak inşallah ziyaretçi sayımız. Site ziyaretçilerimizin yarıdan fazlası Konya dışından. Özellikle yurtdışından ciddi bir ziyaretçi girişi başladı. Gurbetteki hemşerilerimize bir hizmetimiz oldu bu yeni halimiz. Çünkü sitemize üye olanlar e-gazeteye girip gazetenin tümünü en ince ayrıntısına kadar görüp okuyabiliyorlar. İsterlerse yazıcıdan çıktı alıp, gazete tadını almaya çalışabilirler. Bu alanda da bir ilke imza attığımızı belirtmeliyim.
Bir de Memleket Dergi var. Bir haftaya kadar 12. sayısını (Ekim) abonelerimize ulaştıracağız ve artık dergimiz de kendi kulvarında adından söz ettirecek. Dergimizin de şekil ve içerik olarak bir ilk olduğunu ve taklit edildiğini gururla belirtmeliyim. Bizim ilçelerde de haftalık gazetelerimiz vardı. Çumra’da Bizim Çumra, Kadınhanı’nda Bizim Kadınhanı, Karapınar’da Bizim Karapınar isimleriyle. Geçtiğimiz aylarda bunları sattık. Şimdi yeni sahipleri çıkarıyor bu gazeteleri. İlgi alanımıza giren pek çok projemiz var tabi. Önümüzdeki dönemde, nasip olursa bunları da hayata geçireceğiz…
M. A. K. :-Günümüz dünyasında tekniğin ve makinenin kutsandığı günleri yaşıyoruz… Memleket Gazetesi mesela yazarlarıyla diğer şehir gazetelerinden ayrılıyor. Yani, bir yerel gazetede düşünce öne böylece çıkabiliyor. Bu konuda neler söylersiniz?
İ. H. B. :-Memleket’in olmazsa olmazlarını belirlemiştik. Modern yaşamın savurganlığında yitip gitmeyecektik, ne olursa olsun… ‘Günlük Yerli Gazete’nin çıkış noktası da buydu. Kutsalımız ve geleneğin biçimlendirdiği kültür mirasımız yegâne referanslarımız olacaktı. Bu çizgiden sapmadık Allah’a şükürler olsun… Bizim için insan emeği her şeyden önce geliyor. Gücümüz nispetinde buna dikkat etmeye çalışıyoruz… Bütün çalışanlarımız, okurlarımız ve yazarlarımız bizim için ayrı bir önem taşıyor. Memleket’in dünya görüşüne ve yayıncılık anlayışına farklı düşünce perspektifleriyle katkıda bulunan yazarlarımız Memleket’in 7 ana rengini tamamlıyorlar. Birçok defa sorulduğunda da söyledim, bizim gazetenin adı yokken bile, bilgisayarları hatta binası yokken bile bir yazar kadrosu vardı. Birçok konuda farklı düşünebilen ama Memleket ortak paydasında buluşan 50 kişilik yazar kadrosu değil yerel gazetelerde, birçok yaygın gazetede bile yoktu. Bu gür sesli çıkışımızın refiklerimizi kıskandıracağından emindik ve öyle de oldu.
M. A. K. :-İbrahim Hakkı Konyalı’nın Konya Tarihi kitabını da Memleket gazetesi okurlarına hediye etmek gibi ciddi bir işin altına girdiniz… Şimdiye kadar Konya gazeteleri böyle büyük ve önemli bir eseri okurlarına hediye etmedi. Bu tür promosyonlar devam eder mi?
A. A. : -İbrahim Hakkı Konyalı’nın Konya Tarihi kitabını abone olan okurlarımıza hediye ettik. Bu bizim için zor bir karardı, elhamdülillah başardık. Önümüzdeki dönemde benzer promosyonlar vermeye niyetliyiz inşallah. Ama öncelikle iyi bir gazete vermek önceliğimiz. Biz promosyon için alınan bir gazete olmak istemiyoruz. Gazete olduğumuz için alınmalıyız. Yeni dönemdeki sloganımız da bu önceliğimizi özetliyor zaten: “Nitelikli okura nitelikli gazete.” Nitelikli bir okur kitlesi oluşturmaya çalışacağız bu dönemde. Sabahları güne başlanan gazete olmak istiyoruz. Memleket okumadan içi rahat etmeyen nitelikli okurlar hedefimiz.
M. A. K. :-Bugüne kadar alınan tepkiler, size ayna tutanlar… Neler söylüyorlar? Memleket müptelaları var mı mesela?
İ. H. B. :-Ben en çok Pazar gazetelerini severim. Pazarları yaşadığım mutluluğa bu günkü gazetelerin büyük katkısı olur. En çok da bizim gazeteyi severim. Diğer yerellerin aksine daha doludur ve her biri emek mahsulü olan çalışmalar yer alır. İsmail Desteli ağabeyimizin Hatırat türünden yazıları müthiş keyiflidir. Birçok abonemizin de Memleket/Pazar’ın müptelası olduklarını öğrenince çok mutlu olmuştum. Abonelerimizin bunun için Pazar gazetesini bayilerden temin etmesini isterim. Kendilerini Memleketkolik görenlerin ‘şu da eksik, bu da olsa gazetede’ mealindeki eleştirilerini ve tavsiyelerini çok önemsiyoruz. Biz bazen gazetenin mutfağında olduğumuz için bir okur gözüyle gazeteyi okuyamıyoruz. Birçok okurumuzun gazetenin tek eksiğinin bulmaca olduğunu söylemesi, gazetemizin kısa sürede ne kadar yol aldığını göstermeye yetiyor. İnşallah yeni yayın döneminde Memleket yeni bir vizyonla yeni bir pencere açacak. Okurun damağında yeni tatlar bırakacak.
A. A. : -Bizi bugünden sonra takip edenler görecek, çok kısa bir zaman içerisinde kafamızda ciddi yenilikler var. Bunları gün gün gazeteye yansıtacağız. Yakında Memleket farklılığını daha da hissettirecek okura.
M. A. K. :-1000 günde neler yaşandığına dair çok önemli şeyler konuştuk… Peki önümüzdeki döneme dair son olarak bir şeyler söylemek gerekirse; okuyucular Memleket’in sayfaları arasında nelere tanık olacaklar?
İ. H. B. :-Geride kalan 3 yılda yıl dönümlerimizde gazetemizin sayfa düzeninde önemli çizgisel değişiklikler yaptık. Kısa ama çok haber vermek için yoğun çabalar sarfettik. Göz alışkanlığı ve kanıksanmışlığın kabak tadı vermemesi için değişmek değiştirmek ihtiyacı hissettik. Genel çizgileri korumakla birlikte 4. yaşımıza girip 1000 sayıyı devirdiğimiz şu günlerde bazı değişikliklerle hem içerik hem de estetik bakımından adından hep söz ettiren gazete olacak Memleket… Dönüşümlü sayfalar, ödüllü yarışma ve bulmacalar, yeni yazarlar ve köşeler Memleket’in renklerine yeni renkler katacak.
A. A. : -Bu söyleşi ile Memleket okumayı sevenlere müjdeler vermiş oluyoruz. Okurlarımızın isteklerini de değerlendirip en güzel gazeteyi yapma gayretinde olacağız. Bize yazsınlar. Telefon açıp, faks çeksinler. Sonuçta gazeteyi okur için hazırlıyoruz, okurun beğenmediği bir şeyi dayatacak değiliz. Son olarak hep birlikte nice bininci sayılara diyorum…